bugün 0, toplam 31 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- pisuvar
- ilk üretilen pisuvarlar
- çocuk tipi pisuvar
- pisuvar dolu
6 Eki 09 (10:57) | Nohut yazdı | Kültürel Köşe | 15 yorum
bugün 0, toplam 31 defa okundu...
“Ekşi Gözlük 4 – Pisuvar” için 15 yorum. Var mı arttıran?
Yorum yazmaca
Yolüstü dinlenme tesisleri ve barlar aklıma geliyor her görüşte ama burdaki bayağı temiz. Lakin naftalin yok içinde bunun, büyük eksiklik.
Evet naftalinsiz pisuvar eksik bir pisuvardır katılıyorum.
bu çakma sanat eseri için nohut’u kınıyorum.
hani organize işlerde bir sahnede asım abi (yılmaz erdoğan) süperman samet’e (tolga çevik) şöyle diyordu: “oğlum ben zaten çalıyorum. çalınmış araba bir daha çalınır mı?”
nohut, duschamp zaten araklıyor, sen de bir de ondan araklıyorsun :))) asım abi, sanatçı, samet beceriksiz oluyordu orda.
burda duschamp dünya çapında sanatçı, nohut sakinkafalı oldu :)
Duschamp araklamıyor. Üzerine isim yazınca sanat olduğunu söylüyor. Ben de aynısını yapıyorum. Duschamp’a göre bu sanat. Araklamak, kopya etmek, çalmak bunlar otantik sanat ürünlerini kutsayanların tabirleri… Duschamp bu dediklerine karşı pisuvarı koydu zaten.. Geç bunları ayam bayam… Geçti o dönemler.. Postmodern olduk.. Galerileri doldurduk..
Pisuvarı ilk görünce aklıma ne Duchamp ne Warhol gelmişti ama madem ordan esinlenme var o vakit şöle diyelim ikiside tasarlanıp üretilen her şeyin sanat eseri olduğunu iddia ediyorlar ki haklılar. Grafiker arkadaşlarımın ambalaj ve kutu tasarımlarını neler hayal ederek, planlayarak tasarladıklarını ne kadar emek sarfettiklerini düşünürsek üstadların dediği gibi bakkaldaki süt kutusuda sanattır, düz pisuvarda ters pisuvarda sanattır.
Aklına onların gelmemesi gelmesinden daha iyi bence. Duchamp’ın Pisuvarını bilip de, bunu görünce o aklına gelmiyorsa ben buna acaip saygı duyarım. Naftalin olmadığını görmek daha ince bir nokta bence. (ciddiyim)
bence bu tamamen algıda seçicilik. benim işim bu, pisuvar görünce aklıma duschamp gelmesi. umumi bir tuvalete girdiğimde bile aklımda o oluyor. naftalin aklıma bile gelmiyor. zira ben pisuvar kullanmıyorum :) o nedenle aklıma hiç gelmemiştir…
“Bilmek, bilmeyi öldürür.” demek ki.
Aha aforizma!
senin ki tamamen meslek hastalığı aya, ben eğer pisuvar olan bir yere girdiysem amacım bellidir, polemiğe girmem hiç …:)))
işte hayatın her anında polemiğe girince böyle oluyor. anti-kapitalist eleştirileri ne kadar okumuşsam, asla kapitalistçe düşünemiyorum. üstelik kayseriliyim! doktor bana bir tedavi :)
nohut, senin aforizma oldu bence…. :)
dün bir film izledim: Rocknrolla. Guy Ritchie kardeşime de bu vesileyle selamlarımı iletirim. Orada Bay Bir İki (gerard butler) orta düzey bir suçlu. Üst düzey modern gibi bir kadın suçlu var bir de. bir anlaşma için sözümona bir müzede buluşuyorlar. sözümona diyorum çünkü müze dediğin duvarlarında garip gureba eğri çizgiler bulunan bir yer. (benim üniversiteden kalma matematik defterlerim o çizgilerle dolu. o zaman ben daha büyük bir sanatçıyım). neyse bizim bıçkın suçlu bay bir iki, modern gibi kadına bir espri yapıyor. kadın da onu aşağılamak için “geldiğin yer de buna espri mi diyorlar?” diyor. adam da cevabı yapıştırıyor kadının bi halt anlarmış gibi bakıp durduğu çizgileri kastederek: senin geldiğin yerde de buna sanat mı diyorlar. benim sanat anlayışım da biraz bay bir iki’ninkine yakın sanırım. melih gökçeklik yapmak istemezdim ama böyle sanatın içine tükürmekten fazlasını yapabilirim :)
Dışardan bakarak böyle görünüyor belki. Postmodern sanatta çok fazla saçmalık olduğunda hemfikirim aslında ama, biraz sanat tarihi okuyan birisine duschampın yaptığına devrim gibi gelebiliyor. hasan bülent kahraman -ki kendisi türkiyenin sayılı entellektüellerindendir- 20. yüzyılın en büyük 3 sanatçısından biri olarak saymıştı Duschamp’ı, diğeri picassoydu, öbürünü hatırlamıyorum.
aslında duschamp da senin gibi düşündüğünden bu eseri yapmış. yani sizin sanatınızın içine edeyim ben demiş ve pisuvarı koymuş eser olarak. sizin eserleriniz anca bu kadar değerli gibilerinden. tabi o melih gökçek gibi içine tüküreyim de diyebilirdi de böyle bir yol seçmiş.
tabi duschampın eseri de sanat sisteminin içerisinde öğütülüp, tıpkı diğer sanat eserleri gibi kutsallaşınca duschamp yapmak istediğinin dışına çıkmış oluyor. kapitalizm eleştirilerinin de kapitalist sistemin içerisinde olduğu gibi tıpkı. imf’ye atılan ayakkabının nike olması gibi. öyle bir şey işte. duschampta farkındadır bunun da şöhret tatlı gelmiştir heralde :)
post modern sanat deyince benim de aklıma fotoğrafçı bir hocam geldi. o da çatal, kaşık ve bıçakların fotoğraflarını zilyon tane farklı açıdan çekip,” aha bu kadınla erkeğin ilişkisini anlatan çalışmamdır” demişti. valla ben hiç bişi anlamamıştım. çok mu sığ bi insanım. bence sanatın gönüle hitap etmesi için bu kadar dolambaçlı yollardan geçmesine gerek yok. pisuvara sanat gözüyle bakmak çok uzun iş bence :D estetik açıdan bişi ifade etmiyor önce sonra şaşkınlık sonra değerlerin sorgulanması bi yadırgama sonra anlamını çözmeye çalışma, doğruluğundan emin olunmayan bi anlam yükleme ona göre beğenme,sonra eleştirme falan filan.
soyut resimden de anlamam mesela :))) bu yüzden dünyanın en yüzeysel insanı olabilirm sanat açısından ama hiç de gocunmam yani. bu konuda bi gocuntum yok.
“hasan bülent kahraman -ki kendisi türkiyenin sayılı entellektüellerindendir”
sana hic yakistiramadim nohut,
ben hasan bulent kahraman’i begenmiyorum
onu begenenleri de begenmiyorum
canlı canlı capcanlı
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/27799/marcel-duchamp—urinal-pisuvar