Siz de üzüldünüz mü benim gibi? “Keşke bitmeseydi” diye geçti mı içinizden?
Evet, bitmesi gereken, hatta hiç yayınlanmaması gereken onca şeyler varken TV’de, insanları bukadar eğlendiren, güldüren, çok başarılı bir dizi sona erdi bu hafta. Final, finish, the end.
İzlediğim nadir dizilerden biriydi. Daha ilk bölümünü izlerken “bu tutar” dedirten, birbirinden başarılı oyuncularıyla, mükemmel mizahıyla, 6 yıl boyunca dilimize takılan sözleriyle, 7 den 77 ye kendini sevdiren, farklı bir diziydi.
“Kült” oldu dedirten bir dizi. Aslında kült denilen şey, genel beğeninin, popüleritenin, reytingin dışında kalandır. Belli , marjinal bir kesimin beğenisini kazanandır. Ve kült olanın herkes tarafından kucaklanması, popülerleşmesi bir çelişki. Çünkü herkes birşeye kült diyorsa, o artık kült değildir. Alın size “Türkiye’nin kült sorunu” ! :)
Neyse, dönelim konumuza. Kült ya da değil… bir gerçek var ki, ağırlığı olan, günümüz TV kültürüne damgasını vuran, çok farklı bir diziydi “Avrupa Yakası”. Günümüz Türkçesini hicveden, bir “tikky” kavramını gündeme getiren, Selin tiplemesiyle, canım Türkçemizin nasıl katledildiğine dikkat çeken, her karaktere kendine özgü bir dil yakıştıran, kücük büyük herkesin diline takılan sözler, cümleler yaratan… Mutlaka herbirimiz en az bir kere kullanmışızdır bu sözleri, bu karakterlerden esinlenip.
Ama bana göre bu dizinin başarılı olmasının en büyük sebebi, biribirinden muhteşem oyuncularıydı. Burhan (Engin Günaydın) , Selin (Evrim Akın), Sahika/Dilber Hala (Binnur Kaya), Gaffur (Peker Açıkalın), Volkan (Ata Demirer) , Tahsin Baba (Gazanfer Özcan…Nur içinde yatsın) ve daha niceleri.
Ve tabii ki dizinin senaristi ve oyuncusu Gürse Birsel. “Zeki ve esprili kadınlar da vardır” dedirten ve bunların en güzel örneği. Hayranım bu kadına.
İnsan sevdiği birşeyin hernekadar bitmesini istemese de, bir diziyi tadında bırakmanın da çok önemli olduğunu düsünürüm. Bu diziye de tadında bırakmak yakışırdı.
6 yıl boyunca bize çok güzel saatler yaşattıran, güldüren, eğlendiren bu ekibe teşekkür etmek istiyorum. Hakettiler.
Aramızda “Avrupa yakasını” bilmeyenler varsa, onlar için kısa bir tarif:
“Anadoludan kop gel, düz git, Ankara’yi geç sağdan…Bursa’nin hemen yukarsı…Altunizade’den sonra, köprünün hemen aşağısı…..Avrupa yakası…..” ;)
bugün 0, toplam 3 defa okundu...













ben uzun süredir izlemiyordum diziyi. önceden de çok sıkı takipçisi sayılmazdım ama konsepti, oyuncuları, sınırlarını biliyordum az çok. bugün final bölümünü izledim bir şekilde.
kanımca cem yılmaz’ı, en kötü biçimde kullanmışlar. onun dışındaki konuk oyuncular daha güzeldi. fakat cem yılmaz, gazanfer özcan’ın meşhur koltuğuna oturtuldu. bu bir mesajsa eğer, doğru yere ulaştı bence :)
Evet Cem Yilmaz bölümü beni de hayal kirikligina ugratti acikcasi ve sonu daha hos , daha orjinal olabilirdi. Neyse, sonucta bitti, saglik olsun:)
Elveda dedik de… sanirim asil elveda dememiz gereken bir efsane daha var, müzik dünyasinin efsanesi…. Michael Jackson… az evvel haberlerde okudum, hala inanamiyorum.
Bu konuda senden baba bir yazi bekliyorum ben sahsen aya….:)
michael jackson’la ilgili bir yazı yazmıştım evvelinden, fakat tazelemek hoş olacaktır… bakalım :)