8 ay önce 5 tane minik yavruydular. Birisi daha o zamanlarda bir arabanın altında kaldı. Geriye kaldı 4 yavru, 1 anne ve 1 baba. Mahallemizin köpekleri olarak mahalle çocuklarının sevgisiyle ebeveynlerin temkinli bakışları arasında mutluca yaşıyorlardı. Sonra bir gün anne “Tarçın” tekrar hamile kaldı. Bunu gören ve “köpeklerin canavar olduğunu onları yiyeceğini düşünen komşular” belediyeye haber verdi. Gece balkondan çocuklardan birisi görmüş. Anneyi zehirli iğneyle uyutup gitmişler…
Geriye 4 yavru ve 1 baba kaldı. Onlara yemek getirmek, onları sevmek yaptığım en umutlu iş olmaya başladı. Günümün en ‘sırıtkan hali’ eve gelirken onların beni sokağın başında karşılamalarıydı. Üzerime patileriyle çıkmaları, çamurlarını ve pirelerini benimle paylaşmaları, kuyruklarını dengemi bozarak savurmaları, montumun kollarını ısırmaları, ayakkabımın çözülen bağlarından tutup beni sürüklemeleri, arabamın üzerine çıkıp tırnaklarıyla çizmeleri ve evin dış kapısını kapattıktan sonra bile kapıyı zorlayarak açmaya çalışırken alttan gözüken burunları hep keyifliydi.
Zaman geçiyordu. Yavrular büyüyordu. Onların dünyasını daha önceden hiç takip etmediğim için her yenilik ilgimi çekiyordu. Dişiler ergen oluyordu. İçlerinde en iri ve gelişmiş olan kızımızın peşinde bir sürü komşu köpekler dolanmaya başlamıştı. Herkes gelip poposunu kokluyordu, sonra baba ‘Zeytin’in hırlamasıyla çekip gidiyorlardı. Fakat baba da sadece “koruma” anlayışıyla dişi yavrunun yanında bulunmuyordu. Aynı zamanda o da diğerleri gibi koklayarak arkasına geçiyordu. Onu hiç rahat bırakmıyordu. Artık yavru bıkmıştı. Sürekli oturuyor, koşarak kaçıyordu. Aradan 3-5 gün geçtikten sonra her şey eski haline döndü. “Azgın Baba” duruldu, yavruda da ağır bir hüzün hakim oldu. Mahalle çocukları onun hamile olduğunu söylüyor, bilmiyorum.
“Erkek hayvan içgüdüsü”, “Doğa böyle” diyerek kendimi avutmaya başlamışken bu sabah gördüğüm manzara karşısında artık anlayışım uçtu. Gözlerim de yitip gitti Zeytin, benim için bitti. Bu sefer de gelişme açısından ikinci olan dişi yavrunun kuyruğunda dolanıyordu. Yavru kaçıyordu, ‘azgın erkek baba köpek’ kovalıyordu. Elimden bir şeyler gelsin istiyorum, yavru dişi köpekleri saklamak istiyorum. Ama nereye kadar, kimden saklayacağım, doğanın olması gerektiği dengesi bu hali mi bilmiyorum. Şimdilik baba köpeğe yemek vermiyorum, ama diğerlerinin yemeklerinden çalmasını da engelleyemiyorum.
Anlamaya çalıştığım hem “Hayvan & İnsan” farklılığı hem de “Dişi & Erkek” farklılığı. Hayvanlarla farkımızı onların sadece ya da çoğunlukla “içgüdüsel” davranışlarda bulunmasıyla tanımlayabiliriz belki. Her ne kadar biraz önceki hikâyenin benzerleri artık insanların oynadığı 3. sayfa haberlerine çok sık konu da olsa hatta manşetten verilmesiyle daha çok ilgi toplasa da halkımızın linç girişimleriyle yine bir derece sapkınlıklar sivrilip ayrılabiliyor. Ama “Bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir” anlayışında olduğumuzdan kim bilir o kızgın halkın içinde de neler var…
Peki kadınlarla erkekler arasındaki anlayış farklılığını ne yapacağız? Bir eylem gerçekleştirmeye gerek yok aslında. Ama anlaşmamızı sağlamak zorundayız, orta yolda buluşmalıyız.
‘Erkek’ hayâsızca kaşınırken karşısındaki ‘kadın’ onun davranışından utanıp suratını çevirmek zorunda mı kalacak hep?
Olması gereken bu mu, sağlıklı mı?
bugün 0, toplam 16 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- köpek korkusunu yenmek
- Hayvan&insan
- kopek bakisli erkek
- köpekten korkusunu yenmek













Akşamları yine beni sokağın başndan alıp, evimin önüne kadar bırakan Zeytin’den kaçasım geliyor bazen. Arkamdan yürürken popomla bir bağlantısı olup olmadığını kontrol etmek zorunda kalıyorum :D Sanki hayvan bana da sarkacak.
Çok saçma belki, okuyanlara da anlamsız gelecektir ama ciddi bir tiksinti var içimde. Resmen sapık amca lan. Çocukları da sapık baba tecavüzüne uğramış çocuklar..
Emin değilim, belki de böyle düşünüyor olmamdan kaynaklanan piskolojik bir etki ama yavruların gözlerinde kurtar bizi bakışları görmeye başladım artık. Doğalarında böyle bir şey olup olmadığından da emin değilim, varsa da bence yine de ters bir durum.
Ama en çok doğacak yavruları merak ediyorum ben.
Kulakları nerelerinden çıkacak mesela?