Şimdi efendim, sabahın bu saati olmuş ve önümüzde çok önemli bir müzik organizasyonu var. Avrupa ülkelerinin dahil olduğu bir yarışma tabi bu. Dünya Kupaları elemelerinde Azerbaycan, Kazakistan gibi ülkelerin Avrupa gruplarında olmasına şaşırdığım gibi, burada da Avrupa’nın bu “genişliğine” şaşırmıyor değilim. Lakin, kabullendir artık. Hem, Azerbaycan’ın katılıyor olması bizim için güzel bir şey. Neticede birkaç yıldır oylar cep telefonu mesajı şeklinde veriliyor. Bu durumda, Türkiyelilerin yaşadığı her yerde, oy oranımız artıyor. Almanya’da bilhassa, 12 puana kadar çıkıyoruz bazen. En son Sertap Erener’le 1. olduğumuzdan bu yana, aşkla iştiyakla istiyoruz da bu yarışmayı. Bakalım bu gece neler olacak; ama önce biraz geyik yapalım…
Öncelikle, inkar edenler var aramızda. “Avrupa’da kimse sallamıyor abicim bu yarışmayı, biz de hala ülke meselesi halinde görüyoruz, bilimde çabalasak bu kadar, gelişmiş bir ülkeydik şimdi!!!” İnsan istemiyor değil aslında, Cola Turka, Matias Delgado’ya sponsor olmak yerine, bana versin 5 milyon Euro’yu ve insanlığın hizmetinde kullanayım. Fakat, işler öyle yürümüyor. Misal, ABD en çok Nobel kazanan ülkedir herhalde, fakat olimpiyatlarda başarısız olduğunda bir sonraki sene için daha fazla yatırım yapıyor. Ülkenin prestiji diye de bir şey var. Ama hani Hadise’yle katılıp da “bakın biz de modern bir ülkeyiz” geyikleri yapacaksak, ona da burun kıvırıyorum. Tamam, konuştuğum her yabancı bana ülkedeki kadınların giyimini soruyor olabilir, fakat Hadise’yi ulu orta salmakla çözülmez bu durum.
Fransa’dan beklemediğim bir hamle geldi bu sene ayrıca. Patricia Kaas gibi yıllanmış bir sanatçıyı, hem de çokça sevilen, popüler, meşhur birini yolluyorlar Moskova’ya. Bizim Candan Erçetin’le katılmamız gibi bir şey. Gerçi galiba Sertap Erener de benzer şeydi. Açıkçası diğer ülkelerden bu sene gözüme çarpan olmadı. Bir tane hariç: Norveç.
Alexander Rybak isimli 86′lı (bunu yazıyorum ki bizim nesil çatlasın) bir genç adamın, kemanı ve taklacı güvercinleri (onlar insan galiba) ile yaptığı şovu bu finalde tek geçerim. Müzik harika, kemanla girilen kısımlar kulak ziyafeti, ayrıca hareketliliği ile de geceyi renklendirebilecek bir şarkı. Şimdi dinlerken bile kıpır kıpır oluyor içim. Kalkıp “aym in laaav vit a feyriteeeeyylll” diye bağırasım var açıkçası. Eğer Hadise 1. olamazsa, sanırım bunun tek sebebi bu Norveçli arkadaş olacaktır. Fakat arkadaşımın dahiyane tespiti ile, İskandinav ülkelerinin güneyde fazla etkili olamayacağını ve cep telefonu oylarında sıkıntı yaşanacağını da belirtmek lazım.
Bir de bu Eurovision oylamaları, genel seçimler tadında geçebiliyor. Uluslararası arenada bir “güven oyu” meselesi haline geliyor zamanla. Misal bu sene merak edilen şu; “Azerbaycan bize 12 puan verecek mi?” Bence verirler, neden vermesinler. Bir de “barış köprüsü” olarak kullanmaya çalışanlar mevcut. “Haydi Türkiye, Eurovision’da Ermenistan’a 12 puan verelim” şeklinde özetlenebilir. “İngilizler bizi hiç sevmez zaten” ile “Yunanlıları denize döktük ya, o nedenle hep düşük veriyorlar” arasında gidip gelen bir “gazete tarihçiliği” bilgilendirmesi de var.
İngilizce şarkı ile katıldıktan sonra bile bu kadar net “milliyetçi” tavır konulabiliyor olması da apayrı bir ironidir kanımca. Yine de herkesin “hissiyatı” kendisine, saygı duyarım. Fakat ben eğer oturup da izleme gayretine düşersem, Norveçli elemanı, Patricia Kaas’ı ve Hadise’MİZİ (kalbim düm tek tek ataraktan) merakla bekliyor olacağım. Bir de Moskovalı spikerin “Iyı Aksamlar Turkiye” şeklindeki yarım yamalak Türkçe’sini… Her sene yapmayın şu espriyi arkadaş! Unutmadan, acaba Ruslar bu eski Sovyet ülkeleriyle ilgili bir plan yapmış mıdır???
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













Dün izleyemedim eurovizyonu ama 4. olmusuz.
E güzel… vatana millete hayirli ugurlu olsun.