Finallerini yeni bitirip huzura kavuştuğum dönem içinde, haftalardan bir hafta, Enerji Dönüşüm Sistemleri dersinden bir ödevim vardı. Rüzgar türbini tasarımı ile ilgilenenenler bilirler, türbin kanatçıklarını tasarlarken yaklaşık 25 tane ayrı denklemin kökünü çıkarkam gerekir. Bu denklemler de öyle (a^2+2ab+b^2) cinsinden değildir. Çok karışıktır ve muhakkak bilgisayarda nümerik yöntemler kullanılarak çözülmesi gerekir.
Bu sebeple, Matlab kullanarak ödevimi yapmaya karar vermiştim. Birden çok denklemin olması sebebiyle hepsini ayrı ayrı hesaplamamak için ufak bir kod yazmam gerekti. Yazmasına yazdım fakat yine de çok pratik bir şey oluşturamadım. Bilen birinin elinde 20 dk sürecek bir iş için iki saatimi harcadım ve en son aşamada ufak bir yerde yaptığım yanlıştan dolayı tüm uğraşımın boşa gittiğini gördüm.
Dünyam başıma yıkıldı ve olduğum yerde çöküp kaldım adeta! Ne yapacağım diye kara kara düşünürken, bütün iş dünyasının kullanmaktan büyük zevk aldığı Excel’e doğru gözüm kaydı. Daha önce hiç kullanmadığım fakat kullanmakta hiç zorlanmadığım “çözücü” kodu ile bir tane denklem kökünü buluverdim. Sonra, hücrenin kenarından tutup aşağı çekivermemle işlerin bitmesi bir oldu. O gün anladım ki, Excel’in pratikliği üzerine diyecek hiç bir şeyim olamaz. Matlab’ı daha bilimsel, daha ulvî amaçlar için öğrenme gerekliliği bulunurken, Excel’i de pratik sebepler için öğrenmek gerekiyormuş. Eğer mühendis olacaksanız, siz siz olun, hem Excel hem Matlab bilin.
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













Oooo Segah Bey, hoşgeldiniz ne zamandır ortalarda yoksunuz arayı açmayalım..
Ortason’un izinden gidiyorsun son cümlede “siz siz olun” nasihat kalıbı..
Hoş bulduk efendim. İnsanın kafası rahat olmayınca yazı yazası da gelmiyo naparsın:)