
“Günler kısaldı. Kanlıca’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.”
Böyle der Yahya Kemal Beyatli “Eylül Sonu” adli siirinde.
Bir ay, bir mevsim baslangici bukadar mi cok sözler yazdirir insanlara… Ne siirler yazilir, ne sözler söylenir Eylül üzerine…
Her mevsimin ayri bir özelligi, güzelligi olsa da, sonbahar mevsimi hüzünle özdeslestirilir. Bosuna mi “Hazan mevsimi” denir adina? Bastan basa melankolidir Eylül…
Bu yüzden daha bir yogundur duygular, daha bir sairanedir sözler…
Elden gidenlerin ardindan duyulan özlemdir aslinda. Artik günesli sabahlarda uyanmamak vardir, mavi gökler yüz cevirir uzaklardan..bulutlar cöker üzerimize…erken kararir, kisalir günler…daha da uzar siyah geceler…
Gurbetciler, sevdiklerinden uzak yasayan insanlar o rüya gibi gecen günlerin ardindan aglar. Özgürce yasanan sicak, uzun yaz geceleri artik hatiralarda yasatilir…
“…gidip de dönmemek var,
dönüpte görmemek var…”
Hasreti hatirlatir , özlemeyi hatirlatir insana Eylül… bizi bekleyen uzun, soguk ve karanlik günlerin habercisidir adeta…
“Biz ask bahcemizi kücük tuttuk seninle…” der Cezmi Ersöz….”..ömümüzde dokunuslardan uzak, insafsiz ve cok uzun bir kis var diye, koca bir yaz kendini saklama ciceklerini suladik durduk….”
Orhan Veli,
Mektup alir efkarlanirim
Raki icer efkarlanirim
Yola cikar efkarlanirim.
Ne olacak bunun sonu bilmem.
“Kazim’in” türküsünü söylerler
Üsküdar’da;
Efkarlanirim.
dedigi siirini de bir Eylül ayinda yazmistir…
Eylüle girdim eylüle girdim
her ömrün bir eylülü vardır
onca yasadim
simdi bildim…
der Murathan Mungan.
Ama ben hüzünlerimi de seviyorum…
Cünkü ben onlarla “büyüyorum”…
Bir zümrüd-i anka gibi, bir “Phoenix” gibi… kendi gözyaslariyla yaralarini iyilestirip, sonra küllerinin arasindan yeniden dogmak gibi her ilkbaharda…
Hosgeldin Eylül…
Hosgeldin hüzün…
bugün 0, toplam 8 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- eylül sonu
- eylül üzerine













Dilinkemiği hanımcım , yalnızlık mevsimi diye bir yazı yazdım aslında bugün ama eylül -ki bu ayda doğduğum vakidir- bir gelsin diyordum, sakin kafada eylülle ilgili yazı görünce sevindim gerçekten, teşekkürler efendim, sadece bir Murathan Mungan dizesi okumak bile yetti, hem zaten benim yazı yine postmodern sularda dövünmekteydi:)
bir de “yaprak dökümü” mevsimi gelmiş. o televizyonlarda galiba :))
bak “yaprak dökümü” diye dalga geçiyordum.
bugün sabah bir uyandım şırıl şırıl yağmur sesi pencereden. dedim yatıp uyuyayım biraz daha… hasılı “yağmur sesiyle uyumak” çok hoştu yahu. tabi bir de anlayışlı bir müdüre ve iflah olmaz bir hastalığa ihtiyacınız var :)
yarım senedir melankolik melankolik dolaşan bi insan olarak eylül ayında kendimden geçicem sanırım.oyh buna dayanamam.melankoli değil de bence en güzel kısmı yağmur,sararan yapraklar,hafif serinleyen hava… oh miss. her türlü aktivitenin ayı bence.kitap okuma,gezme,fotoğraf çekme vs vs.başka bi mevsimde bu kadar zevkli değil bence bunlar.bu arada sayın ayasophia bey geçmiş olsun:)
öyle ha deyince de geçmiyor meret :)
Amanda ben görmeyeli pek bi resmi olmus burasi:P
Degerli yorumlariniz icin tesekkürler efendim.
Bir de “yagmur sesiyle uyanmak ne hos” diyebilseydik bizler de, ama sürekli yagdigi icün burada, günese hasretiz hep. Olsun…ben yine de severim Eylül’ü, sonbahari…serde romantiklik olmaya görsün, dii mi efenim dii mi…:)
evet yağmur isteyenleri kuzey avrupaya bekliyoruz. Tabii ekvatora gitmeyi de tercih edebilirler :)
Bir de şu var; insanlar çocuklarına niçin başka bir ayın ismini değil de eylül ayının ismini veriyorlar acaba? Hüzünle alakalı olabilir mi…