<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sakin kafa sakin vücutta bulunur</title>
	<atom:link href="http://www.sakinkafa.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sakinkafa.com</link>
	<description>Sakin Kafa</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 13:10:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>&#8220;Hayatı&#8221; Tabir İçin Bir Yusuf Gerek</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/hayati-tabir-icin-bir-yusuf-gerek/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/hayati-tabir-icin-bir-yusuf-gerek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 09:25:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıç]]></category>
		<category><![CDATA[christopher nolan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[inception]]></category>
		<category><![CDATA[küçük prens]]></category>
		<category><![CDATA[matrix]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[neo]]></category>
		<category><![CDATA[ruya]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın göreceliliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10387</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/hayati-tabir-icin-bir-yusuf-gerek/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/flckr.bmp" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-10399" src="http://www.sakinkafa.com/images/flckr.bmp" alt="flckr" width="197" height="247" /><span style="color: #808080">&#8212; yazı spoiler içermektedir&#8212;</span></em></p>
<p>Mesnevi’de geçen &#8220;<em>anne karnındaki ikizler&#8221;</em> hikâyesini bilirsiniz: Henüz doğmamış ikizlerden biri &#8216;<em>doğum sonrası bir hayat&#8217;</em>ın varlığını sorgulamaya başlar. “<em>Belki”</em> der, “<em>belki buradan daha aydınlık bir yer vardır, belki uçacağız, belki ağzımızla şahane yemekler tadacağız”</em> ve fakat bir türlü ikna edemez kardeşini bulunduğu yer dışında bir &#8216;<em>dünya</em>&#8216; olduğuna.</p>
<p>Sınırları bazen bizzat kendimiz var ederiz. Hadiseleri zihnimizdeki kalıplar ve yalnız belli değişkenlerle kavramaya çalıştığımızdan, küçük detaylara takılıp kalır, resmin tamamını göremeyiz.</p>
<p>Küçük Prens’in arkadaşının, buluşmayı ertelemesi gibi -&#8221;<em>saat 4’te buluşacaksak, 3’te mutlu olmaya başlarım&#8221;</em> diyordu-,  aylardır beklediğim <strong>İnception/Başlangıç’</strong>ı, gösterime girdikten haftalar sonra izliyorum, hem şehir plancısı bir arkadaşımla, ne keyif!<span id="more-10387"></span></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-10391" src="http://www.sakinkafa.com/images/inception2-300x156.jpg" alt="inception2" width="300" height="156" />Daha ilk sekanslardan itibaren insanı içine çeken bir hikâye ve kurgu: birisinin rüyasına girmek. Ve tabii görsellik.  Paris eğilip bükülüp bir küp haline dönüştürülüyorken, yahut ilk rüya deneyiminde Ariadne yürüdüğü yolun bir kaç adım sonrasını &#8216;<em>kuruyorken</em>&#8216; gönlünce, mest oluyorsunuz ekran karşısında, mantıkmış tutarlılıkmış filan hikaye.(filmden çıktıktan sonra ancak, o görsellikten sıyrılınca, <em>“madem rüya, çok daha cin fikirler olabilirdi”</em> diyor insan<em>, “biraz daha kafa yorulabilirmiş rüyadaki detaylara&#8221;)</em></p>
<p>Kahramanlarımız Fransızların “<em>Minik Serçe</em>”si Edith Piaf’ın şarkılarıyla uyuyorken mışıl mışıl, &#8211; alt seviyede başka âlemlerdeki farklı hayatlarından habersiz- bir Hadis-i Şerif zihnimde dolaşıp duruyor: <em>“İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar”.</em></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-10392" src="http://www.sakinkafa.com/images/Inception_timeline-202x300.jpg" alt="Inception_timeline" width="202" height="300" />Değil mi ki rüyada her şey gerçek gibidir. Ve fakat uyandığınızda hepsini geride bırakmış olursunuz, içinde bulunduğunuz sıkıntıları, düşmanlarınızı. Ve tabii oradaki mevkiinizi, sahip olduğunuz ayrıcalıkları da &#8211; oysa rüyada her şey kendi içinde onca tutarlı iken-.<br />
 <br />
İnsanın hayattaki en büyük yanılgısı, yaşadığımız bu alemi gerçek hayatı olarak algılamasıdır, ebedi hayatını burada yaptıklarıyla kurduğundan bihaber.<br />
 <br />
Bunu, içinde bulunduğumuz dünya <em>&#8216;değişken&#8217;</em>leriyle anlamamız hiç kolay değil ve fakat uyarıyor Birisi bizi: &#8220;<em>Dedi ki: Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?”, “Dediler: ‘Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.”</em> (Müminun Suresi, 112-113)<br />
 <br />
Bizlere bütün bunları ve çok daha fazlasını düşündüren filmin, hemen her filminde bize “<em>Gerçek olan nedir?”</em>i sorgulatan yönetmeni de İslami referanslara başvurmuş, tasavvufta rüya metaforunu araştırmış mıdır acaba diye düşünürken, filmde daha derin bir uyku için gerekli olan uyuşturucuyu hazırlayan kimyagerin adı geliyor aklımıza: Yusuf. Nolan gibi en ince ayrıntıları bile düşünen bir yönetmenden bahsediyorsak tabii ki tesadüf olamaz bu ismi seçmesi de.<br />
 <br />
Belki bu doğrultuda yeniden <em>&#8216;okumak</em>&#8216; lazım hayatı, <em>“büyük taşlar, küçük taşlar”</em> sıralamamızı yeniden bir düşünmek. </p>
<p> * * *</p>
<p><em>“Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü Neo?”</em></p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/hayati-tabir-icin-bir-yusuf-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birazdan Ali Sünnet Olacak</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/birazdan-ali-sunnet-olacak/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/birazdan-ali-sunnet-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 09:50:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nohut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10385</guid>
		<description><![CDATA[


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sakinkafa&#8217;daki ilk tweet&#8217;te bu olsa gerek.</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/birazdan-ali-sunnet-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gölge Bazen Bir İhsandır</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/golge-bazen-bir-ihsandir/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/golge-bazen-bir-ihsandir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 10:54:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgi Davarcığı]]></category>
		<category><![CDATA[derviş zaim]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>
		<category><![CDATA[gölge]]></category>
		<category><![CDATA[gölge oyunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10365</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/golge-bazen-bir-ihsandir/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/if-a-were-a-spider-300x268.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-10366" src="http://www.sakinkafa.com/images/if-a-were-a-spider-300x268.jpg" alt="if a were a spider" width="300" height="268" /></p>
<p>Fotoğrafta çok sevdiğim ışık-gölge oyunlarına birkaç eğlenceli örnek:</p>
<p> </p>
<p><span id="more-10365"></span></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-10367" src="http://www.sakinkafa.com/images/g2.jpg" alt="g2" width="300" height="300" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-10368" src="http://www.sakinkafa.com/images/g1.bmp" alt="g1" /></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-10372" src="http://www.sakinkafa.com/images/my-shadow-is-a-good-player-300x200.jpg" alt="my shadow is a good player" width="300" height="200" /></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-10373" src="http://www.sakinkafa.com/images/kafes-300x300.jpg" alt="kafes" width="300" height="300" /></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-10374" src="http://www.sakinkafa.com/images/g3-211x300.jpg" alt="g3" width="211" height="300" /></p>
<div>Bu arada Derviş Zaim&#8217;in, &#8220;minyatür&#8221; ve &#8220;hat&#8221;tan sonra üçlemesinin üçüncü filminde &#8221;gölge oyunu&#8221;nu işleyeceğini hatırlayıp şimdi daha çok merak ettik.</div>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/golge-bazen-bir-ihsandir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali&#8217;nin Büyülü Dünyası</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/alinin-buyulu-dunyasi/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/alinin-buyulu-dunyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 21:10:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nohut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10362</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/alinin-buyulu-dunyasi/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/simsek-mcqueen.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/simsek-mcqueen.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-10363" title="simsek-mcqueen" src="http://www.sakinkafa.com/images/simsek-mcqueen.jpg" alt="simsek-mcqueen" width="278" height="222" /></a>Bugün Ali bizdeydi. Beraber Geleceğe Dönüş 2&#8242;yi izledik. 5 yaşında olmasına rağmen iyi anladı filmi. Geçmişe gittiklerinde kendilerinin geçmişlerinin de orada olduğunu ve onlarla karşılaşmaması gerektiğini bile anladı.</p>
<p>Neyse söz verdiğim gibi Ali&#8217;ye sorumu sordum.</p>
<p>&#8220;Ali sen bir çocuksun ve çocukların masalsı büyülü dünyası olur bu dünyanı benimle paylaşır mısın?&#8221; dedim.</p>
<p>Ali koltukta biraz ters döndü bir hareketler yaptı cevap vermedi.</p>
<p>Sorumu tekrar ettim.</p>
<p>Durdu ve &#8220;Şimşek McQueen&#8221; dedi. (Cars çizgifilminden bir karakter)</p>
<p>Ben cevaptan tatmin olmadım, büyülü dünyan Şimşek McQueen mi diye sordum.</p>
<p>Ali de: &#8220;Sadece bir tane mi seçebiliyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>Sustum.</p>
<p>Ali de amuda kalkmaya çalıştı, biraz da muvaffak oldu.</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/alinin-buyulu-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Telefon listesi (Kaydı aç-Kaydı düzenle-Kaydı sil)</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/telefon-listesi-kaydi-ac-kaydi-duzenle-kaydi-sil/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/telefon-listesi-kaydi-ac-kaydi-duzenle-kaydi-sil/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 12:43:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>maynuşya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[telefon defteri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10359</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/telefon-listesi-kaydi-ac-kaydi-duzenle-kaydi-sil/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/telephone_by_austtothein.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/telephone_by_austtothein.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-10360" title="telephone_by_austtothein" src="http://www.sakinkafa.com/images/telephone_by_austtothein.jpg" alt="telephone_by_austtothein" width="178" height="269" /></a>Telefon defterimi düzenlemeye karar verdim. Defter dediysek cep telefonundaki kayıtlı isimlerden bahsediyorum. Listedeki ilk isimden başladım. “Abdullah”. Numaraya baktım, evirdim çevirdim kim olduğunu bulamadım, hiçbir şekilde hatırlayamadım. İndim aşağılara doğru, ancak “H” harfine kadar dayanabildim. Bu düzensiz ve özensiz halimden midem bulandı. Hiç ellemedim, oynamadım, öylece bıraktım hepsini. Baksanıza ne kadar çok sınıf var:</p>
<p>-    “Görüşelim tabi abi, sen çaldır beni kaydedeyim” şeklinde bir konuşma geçirilen ve hiçbir zaman aranmayanlar.</p>
<p>-    Fi tarihinde arananlar ve çoktan numarası değişmiş ya da hattı kapanmış olanlar.</p>
<p>-    İşim düşer diye telefon numarasını aldığınız ve siz aradığınızda sizi hatırlamayanlar.</p>
<p>-    Her aradığınızda kendinizi <span id="more-10359"></span>tanıtmak zorunda olduğunuz ve sizin numaranızı ısrarla kaydetmeyenler ya da telefonum çalındı, kayboldu gibi bahaneler üretenler.</p>
<p>-    Günlük hayatta konuşulmak zorunda olunanlar. (servis şoförü, iş yerindekiler gibi)</p>
<p>-    Sadece kandil ve bayramlarda mesaj atanlar ve mesajın sonuna mutlaka adını soyadını ekleyenler.</p>
<p>-    O anda aceleyle birkaç harf ile kaydedilenler ya da saçma-kısa bir takma isimle kaydedilenler ve sonra kim olduğu hatırlanmayanlar.</p>
<p>-    Sadece doğum günleri kutlananlar ve size de sadece doğum gününüzde mesaj atanlar. (ilkokul, lise arkadaşları gibi)</p>
<p>-    Her gün arananlar. (sevgili, ev arkadaşı, kardeş gibi)</p>
<p>-    Haftada bir gün aranmak zorunda olanlar. (aile büyükleri gibi)</p>
<p>-    Kim olduğunu bir türlü hatırlayamadıklarımız. (Abdullah gibi)</p>
<p>Daha birçok bölümlere ayırabilirim. Ama eminim sizin telefon defteriniz de böyle karışık, pis, her zaman düzenlemek için heveslenip pes ettiğiniz, zaman zaman da midenizi bulandıran bir listedir. Ya da cillop gibi tertemiz bir telefon rehberine sahipsinizdir. Bilemedim şimdi.</p>
<p>Acaba Abdullah’ı arasam mı, “kimsin sen” desem mi, ayıp olmaz mı, bu işler bu kadar kolay mı?</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/telefon-listesi-kaydi-ac-kaydi-duzenle-kaydi-sil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultanahmet&#8217;te 1001 İcat</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/sultanahmette-1001-icat/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/sultanahmette-1001-icat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 12:14:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[1001 icat sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sultanahmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10348</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/sultanahmette-1001-icat/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/islam-dunyasindan-1001-icat-icat-islam-1163796-300x300.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-10349" src="http://www.sakinkafa.com/images/islam-dunyasindan-1001-icat-icat-islam-1163796-300x300.jpg" alt="islam-dunyasindan-1001-icat-icat-islam-1163796" width="238" height="228" /></p>
<p>Sultanahmet şu sıralar gidip gezilesi bir sergiye ev sahipliği yapıyor: <em><strong>1001 İcat Sergisi.<br />
</strong></em> <br />
İslam medeniyetinin  7. yüzyıldan   17. yüzyıla kadarki bin yıllık süreçteki bilim ve teknolojik gelişmelerin aktarıldığı  serginin açılışı geçtiğimiz Çarşamba günü yapıldı.</p>
<p>İlk olarak Londra&#8217;da sergilenen ve 500 bin kişi tarafından ziyaret edilen sergi açılışında Bilim Teknoloji ve Medeniyet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Salim Al-Hassani, <em>“Lagari&#8217;nin roket gücüne dayanan uçuşları, El-Cezeri&#8217;nin pilli su saati, Hazerfen&#8217;in yaptığı kanatlar ile uçuşu, Mimar Sinan&#8217;ın mimari dehası ve birçok bilimsel eser sergide yer alıyor. Ziyaretçiler, bu sergide İslam medeniyetinin dünyamıza ne denli önemli miraslar bıraktığının farkına varacaklardır”</em> demiş.<span id="more-10348"></span><br />
 <br />
“1001 İcat” ile bilim ve teknolojinin bin yıllık serüvenini aktaran ve 5 Ekim 2010 tarihine kadar  ücretsiz olarak gezilebilecek sergide, bilimsel konulu oyunlar ve filmler interaktif faaliyetler şeklinde aktarılıyor(muş).</p>
<p>4 yıl içinde 5 kıtada 30 önemli şehirde tekrarlanacak olan projenin İstanbul&#8217;dan sonraki durağı New York olacakmış.</p>
<p>Ayine, Sakinhaber, İstanbul :)</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/sultanahmette-1001-icat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Radikal Soruları Benim Kuzenim de Sorsa</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-benim-kuzenim-de-sorsa/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-benim-kuzenim-de-sorsa/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 23:03:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nohut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hafakan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10343</guid>
		<description><![CDATA[


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzenim Ali var. Gerçekten çok iyi bir çocuk. Kendi halinde kimseye bulaşmadan idare ediyor. Hayalinde 3 meslek var, bahçıvanlık, yazarlık bir de dalgıçlık. Ama istikrarlı sürekli değiştirmiyor ne zaman sorsam ne olacan diye bu 3ünü sayıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse Ali&#8217;yi ben baya bir seviyorum. Ali 4 yaşında gibi ya da 4,5.. Normalde Ali ile iletişimimiz futbol oynamak şeklinde olur. Ben baya ciddiye alıp onu yenerim her seferinde. Bu sanırım onun hoşuna gidiyor. Ciddi ciddi oynamam. O da coşuyor. Ama bir yandan da çocukların hayal dünyasına girip oradaki saf cevherleri keşfetmek istiyorum tabi ki. O yüzden Ali&#8217;ye masal anlatmak istedim. Ama Ali hiç sallamadı ve ablası Yağmur ile kart oynadılar. Sen de oynar mısın dediler, ben oynamadım masal okudum kendi kendime ama Ali gerçekten masalı sallamadı. Helal olsun karakterli çocukmuş ben küçüğüm ve hayal dünyam olduğu için masalların büyülü iklimine girmem gerekiyor gibi düşünmedi. Ali ile biz jenga da oynadık ve Ali o zaman da her seferinde kaybetti. Kaybeden bir daha dizmek zorundaydı ve çok üzüldü ama gene de ona abilik yapıp ben dizmedim taşları. Ali buna rağmen ne zaman gelsem boynuma atlıyor ve top oynamak istiyor. <span id="more-10343"></span></p>
<p>Ali&#8217;nin sevdiğim bir başka yönü de bisiklete binerken hız yapması, sonra tepetaklak düşmesi sora gene hız yapması. Ben çocukluğumda çok temkinliydim. Riske hiç girmezdim ve riske girince heyecandan başım dönerdi. Misket oyunu bile bana adrenalin sporu gibi gelirdi. Ali denilen dana hiç öyle değil maşallah. Adama camdan atla desen atlıcak. Ama ben de onu futbolda yeniyorum hem de eze eze. 5-2 yeniyorum 5-3 yeniyorum.</p>
<p>Ali&#8217;nin bir de arkadaşı vardı kız. Bu kız sürekli Ali&#8217;yi yönetiyordu ve Ali&#8217;ye bıdı bıdı ediyordu. Ali bu dırdırcı kızla arkadaş olmayı sevse de bazen dırdırlarından sıkılıyordu ve televizyon izleyip hiç ona cevap vermiyordu. Bir kere kızın canını yakmıştı kız saatlerce ağlayıp bağırdı Ali&#8217;ye. Ali, eşlerinin dırdırlarından bezmiş erkekler gibi televizyona bakıp duruyordu. Sonra kız evine gitti, Ali &#8220;yarın barışır değil mi?&#8221; diye sordu annesine. Kız da yarın geldi gene oynadılar.</p>
<p>Bence Ali harika bir çocuk ama ben onun büyülü dünyasına giremedim.</p>
<p>Aslında düşünüyorum da ben de erkek abilerle hiç büyülü dünyaya girmezdim. Hani kız ablalarla büyülü dünyaya girilir de, ben erkek abiyi görünce oyun oynamayı düşünürdüm. Fatih abi var benim onunla hayvani asker oyunları oynardık. Fatih abiyi çok seviyorum. Hala da severim. Betül abla vardı Fatih abinin kardeşi onunla daha hayata dair konuşurduk. Ama Fatih abi 1.90 boyu ve harika asker ve uçaklarıyla gerçekten muhteşem bir abiydi. Ayrıca bas gitar çalıyordu bir rock grubunda, klipleri falan yayınlanıyordu televizyonda. Akvaryumunda 10&#8242;larca çeşit balık vardı ve ne sorsam cevap veriyordu balıklarla ilgili ayrıca Fatih abi çok güzel asker resimleri çizerdi. Ben de ondan görüp tank, uçak, top resimleri çizip kanlı savaş sahneleri resmetmeye başlamıştım. Sonra silahların içinden çiçekler falan çıkarmaya başladım. Dostluk sevgi barış falan yazmaya başladım.</p>
<p>Ali beni bir oyun makinesi olarak görüyor olabilir. Çünkü Ali&#8217;yi sürekli koşturup yorabiliyorum. Ve parkurlar hazırlayıp onun gücünü sınıyabiliyorum. Bir de oynarken ben de hırs yapıp onunla mücadele edebiliyorum. İşte Ali o yüzden bana büyülü dünyasını açmıyor ve beni oyun abisi olarak görüyor. Belki beni seviyorsun Ali ama bana bir faydan yok be arkadaşım. Ali sen daha okuma bilmiyorsun ama bana büyülü dünyanı aç. Yıllar sonra sana bu yazıyı okutacağım ve bende ne derin yaralar açtığını göreceksin. Ali beni sadece oyuncak olarak görüyorsun sen biliyorum. Ama ne olur masallara inan falan, ne biliyim safça bişiler söyle sen de. Milletin çocukları döktürüyor Ali, sen hala istikrarlı şekilde bahçıvan, yazar, dalgıç olucam diyorsun. Ali sen de bir numara yok mu Ali?</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-benim-kuzenim-de-sorsa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Radikal Soruları Çocuklar Sorar -ebabil-</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-ebabil/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-ebabil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 11:54:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afacan Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ebabil]]></category>
		<category><![CDATA[En Radikal Soruları Çocuklar Sorar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10325</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-ebabil/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/thyistanbul1cd1_cmkzltg-300x153.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-10328" src="http://www.sakinkafa.com/images/thyistanbul1cd1_cmkzltg-300x153.jpg" alt="thyistanbul1cd1_cmkzltg" width="300" height="153" /><strong>Serdar:</strong> <em>Ayine Teyze sen neden hiç aramadın beni?</em><br />
<strong>Ayine:</strong> <em>Tatlım çünkü ben çok uzak bi yerdeydim. Nereye gittiğimi söylemedi mi annen?</em><br />
<strong>Serdar:</strong> <em>Hayır, hiç  bişey söylemedi annem.</em><br />
<strong>Ayine:</strong>  <em>Serdarcım, sen Peygamberimizi tanıyor musun?</em><br />
<strong>Serdar:</strong> <em>Hı hı.<br />
</em><strong>Ayine:</strong> <em>İşte ben peygamberimizin ve arkadaşlarının evlerinin olduğu yere gittim.</em><br />
      <br />
Heyecanla annesine sesleniyor ve zaten kocaman gözlerini daha da kocaman açarak(bu kısmını sesinden anlıyorum):<span id="more-10325"></span><br />
 <br />
<strong>Serdar:</strong> <em>Anne biliyooor musun Ayine Teyzem Peygamberimizin evine gitmiiiiş, peygamberimizin arkadaşlarının evine gitmiiiiş, peygamberimizin cennetine gitmiiiiiiş.<br />
</em><strong>Ayine:</strong> <em>Yok bitanem o son dediğine gidemedim :)</em><br />
<strong>Serdar:</strong> <em>Peki ebabil kuşlarını da gördün mü?</em></p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-ebabil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>17 Ağustos&#8230;</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/17-agustos/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/17-agustos/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 06:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayasophia</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[17 ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/17-agustos/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/deprem.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> (Ne varsa eskilerde var Ayasophia&#8217;nın 17 Ağustos depremine dair 2 sene önce yazdığı yazısı. Tophanedeki günü hatırladın mı Aya? Çalışmıştık&#8230; 2 sene geçmiş üzerinden&#8230;)</p>
<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/deprem.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-10321" title="deprem" src="http://www.sakinkafa.com/images/deprem.jpg" alt="deprem" width="277" height="182" /></a>Normal şartlar altında, bu siteye yazmam için ısrar edilen bazı &#8220;ciddi&#8221; yazıları reddetmişliğim var. Neticede ucundan kıyısından geyik yapabileceğim, nezih bir ortam diye belledim burayı. Fakat, bugün 17 ağustos tarihini görünce, ciddi bir şeyler karalamanın vaktidir zannımca. Popülist bir tutum gibi algılanmaz umarım. Zaten depremde herhangi bir yakınımı kaybetmediğim, hatta deprem bölgesinde yaşayan tanıdığım dahi olmadığı için o dönemde, vıcık vıcık bir ajitasyon yazamam.<span id="more-289"></span></p>
<p>Henüz çocuk denecek yaşlardaydım o zamanlar. Deprem oldu denildiğinde, kafamda çok bir şey belirmedi. Bir tek, abim Adapazarı&#8217;na bağlı bir ilçede asker olduğu için, aklıma o gelmişti. Fakat onun da herhangi bir zarar görmediğini öğrenince iyice kafam uyuşmuştu. Günlerce süren medya bombardımanıyla birlikte, artık acıya bağışıklık kazanmıştık. Enkaz altından çıkan yaralı insanların görüntüleri çözülmeye uğramıştı. Seneler geçtikçe de bu çözülme hızla devam etti. Ortada kalan, enkazda yakınlarını kaybedenlerin, sıkıntıya uğramışların &#8220;gerçek&#8221; acılarıydı sadece.</p>
<p>Müteahhit kavramı üzerinde durmak gerek belki şimdi. İnşaat şirketlerinin çılgın büyüme yaşadığı bir dönemdi aslında o dönem. Türkiye&#8217;nin 11 Eylül&#8217;ü bile diyebilirim şimdi, cılız sosyal-bilimciliğimle. Deprem binlerce insanı, binlerce apartmanı, binlerce yolu vurduğunda, Türkiye bir gerçeğe uyandı yani. Suçlanacak pek kimse yoktu ortada. Müteahhitler dışında. Zaten onlar da ufak tefek cezalarla sıyrıldılar işin içinden. Prefabrik evler, oradan oraya göçebe hayatlar ve hayatlarının seyri bir gecede değişmiş insanlar kaldı.</p>
<p>Hayatların ne kadar da pamuk ipliğine bağlı olduğunu anladı bazılarımız. Çok farklı hikayeler anlatıldı. Ben de pek çok canlı şahitten haberler dinledim. Gazetelerde ve televizyonlarda anlatılanlardan çok farklıydı. Bu da hayatla, matbuat (kalem ve kamera işbirliği ile) arasındaki derin uçurumun bir temsiliydi. Deniz kumundan evler, nasıl ki güvenli bir yuva illüzyonu yaratmışsa o dönem, deprem sonrası memleketin büsbütün bir yasa boğulduğuna dair bir başka illüzyon da tv&#8217;lerde dönüyordu.</p>
<p>Bütün dünya yardıma koştu, gibisinden haberler de çıkmıştı. Abim, enkaz çalışmalarına katılan bir birlikte olduğu için, gerçek haberleri anlatıyordu. Yardımların nasıl dağıtıldığını/dağıtılmadığını. Enkaz esnasında bile &#8220;ekmeğinin&#8221; peşinde koşan adi hırsızlardan bahsediyordu. 17 ağustos bir enkazın nasıl temizleneceğine dair hiçbir fikri olmayan insanların sabahıydı aynı zamanda. Enkaz yaratmayı adet haline getimiş bir ülkenin, bunu nasıl temizleyeceğini bilemiyor olması kadar da normal bir şey yoktu aslında.</p>
<p>Ufak bir hatırlatma yazısı böyle darma dağınık bir sonuç bildirgesine dönüşsün istemem. Bu sitede böyle bir yazı beklenmiyor belki de&#8230; Acı&#8230; ama gerçek.</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/17-agustos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakikat kahramanları&#8230;</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/hakikat-kahramanlari/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/hakikat-kahramanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 00:20:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayasophia</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[insanca]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[tarihe hizmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10317</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/hakikat-kahramanlari/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/lale-vav.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-10318" title="lale-vav" src="http://www.sakinkafa.com/images/lale-vav.jpg" alt="lale-vav" width="273" height="264" />Hep merak ederdim, hadisler nasıl toplanıyor diye. Malum, Ramazan geldi ve etrafta Efendim Muhammed Mustafa&#8217;ya ait olduğu iddiasıyla çok sayıda söz dolaşıyor. Küçükken, on sekiz ciltlik bir hadis külliyatını bitirebileceğim zannıyla başlamıştım. İkinci ciltte filan bıraktım. Sonraları da okudum ama çocukken zihnime yerleşenlerin yeri hep başka oldu. Bir kitapta okuduğuma göre, hadis âlimleri çok hassas insanlarmış. Ele aldıkları sözlerin zâtî kıymetini de hesaba katarak, rivayet edenleri kılı kırk yararak araştırırlarmış. Öyle ki, o insanlar hayatlarında bir kez bile yalan söyleseler, onların rivayet ettikleri hadisleri çıkarmışlar külliyattan. Buna rağmen ortalarda çok sayıda &#8220;zayıf hadis&#8221; dolaşır. Hatta bir söylentiye göre, dönemin birinde Aristo&#8217;dan çok etkilenen bir hadisçi, ona ait bir sözü Peygamber&#8217;den geliyormuş gibi yazmış. Ama beni en çok etkileyen husus başka&#8230;<span id="more-10317"></span></p>
<p>Yine hadislerin toplanmasıyla ilgili okuduğum kitapta, bu toplayıcı âlimlerden birisinin, &#8220;Babamdan hadis almayın.&#8221; dediğini gördüm. Okuduğum yerde durdum uzun süre. Aradığım &#8220;kahraman&#8221;ı bulmuştum sanırım. Benim için kahramandı o, çünkü uzunca bir süredir düşündüğüm, düşlediğim bir ideali yaptığı ufacık bir jestle karşılıyordu. Hakikat karşısında insanın alacağı rolden bahsediyorum. Onun her şeyden üstün oluşundan mesela&#8230; Eğer bir hakikat varsa ortada ve onun korunması meseleyse, insanın en değer verdiği ilişkilerinin bir anda arka plana atılması. Bir hakikatin dosdoğru bir şekilde ayakta kalabilmesi için her şeyi feda etmek. Babasını bile&#8230; Bazen eşini, çocuğunu&#8230; Bazen hürriyetini.</p>
<p>Ahmet Bin Hanbel&#8217;in vardır böyle bir hikayesi. Hanbelî mezhebinin kurucusu olan Ahmet Bin Hanbel, yaşadığı devirde hapse atılır. Bulunduğu coğrafyaya hükmeden kişi, Kuran&#8217;ın &#8220;mahluk&#8221; olduğu görüşünü dillendirir. O görüşü savunur. Ahmet Bin Hanbel ise, Kuran&#8217;ın Allah&#8217;tan geldiğini, O&#8217;nun bizatihî kelamı olduğunu söyler. Derin kelam bilgisine dayanarak, Kuran&#8217;ı mahluk olarak kabul etmenin, İslamî görüşte ciddi bir yarığa neden olacağını ifade eder. Çok ciddi bir tehlikeye karşı belki de tek başına ortaya çıkar. Neticede, karşı geldiği adamın hukukî gücü nedeniyle hapse düşer. İsteseydi, muhtemelen tevil yaparak da olsa, hükümdarın sözüne yaklaşabilirdi. Kuran, kitabî olarak mahluktur; sayfaları, mürekkebi, kabı&#8230; Hepsi de, evet, yaratılmıştır, diyebilirdi.</p>
<p>Bir kelime için hapse düşmek, bir anlayışı ortadan kaldırmak için savaşmak, bir söz için bütün herkese muhalefet edebilmek&#8230; Kahraman, dediğimde tam da bu nedenle, kelimenin üstüne basa basa diyordum. Bu iki örneğin de İslam&#8217;dan gelmesi Ramazan münasebetiyle değil. Aklımda hep dönüp dolaşan iki örnek oldukları içindir. Yalnızca, bu &#8220;hakikat uğruna yapılanlar&#8221; hususunu yazmak belki aklıma yeni geldi. Çünkü bunu hiçbir dostuma anlatabileceğimi sanmıyorum. Bir zamanlar, sevdiğim (hatta âşık olduğum) birine, &#8220;Seninle, hakikat arasında bir seçenek yapmak durumunda kalsam, muhtemelen seni seçmem.&#8221; demiştim. O da anlamamıştı. Anlatamazdım da muhtemelen. Çünkü benim &#8220;hakikat&#8221; dediğim şey, onun için sıradan, alelade bir şeydi. Bilmiyorum ki, kahramanım dediğim o hadis âlimi babasına anlatabilmiş midir?</p>
<p>Slavoj Zizek, Komünist bir liderle, Faşist bir lideri karşılaştırıyordu bir konuşmasında. Her iki lider tipinin de mitinglerde ateşli konuşmalar yapmayı sevdiğini söylüyordu. Ancak etkin bir farkla: Faşist lider alkışlandıkça böbürlenerek kalabalığa bakar, Komünist liderse kitleyle birlikte alkışlar. Çünkü ikincisi, kendisinin de tarihe hizmet ettiğini bilir. Bana göre her iki liderin de bariz farkları yok. Ancak ikincisinin davranışını takdir ederim. Evet, modern toplum bireylerin egolarını asumana kadar büyütüyor ama tarihe hizmet ettiğimiz ölçüde &#8220;varız&#8221;. Bir işe yarıyorsak, yaşamışız demektir. Kendi kendimizi besleyip büyütmenin, her şeyi sömürüp, tüketip, defolup gitmenin &#8220;insanca&#8221; bir yanı da yok kanımca.</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/hakikat-kahramanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kainatın Kalbi- Vol. 2</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi-vol-2/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi-vol-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 23:03:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10301</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi-vol-2/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/vav-300x225.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-10304" src="http://www.sakinkafa.com/images/vav-300x225.jpg" alt="vav" width="268" height="194" /></p>
<p>İnsan bir binadan, altı üstü dört duvardan ibaret bir binadan nasıl böyle etkileniyor?</p>
<p>Kabe’nin örtüsüne sarılıp göz yaşı dökenleri gördüğünde ilk gün, yahut “<em>Burada Kâbe’ye bakarak kılınıyor namaz</em>”ın ilk kez tecrübe edildiği o sabah namazında,  surelerden birini okurken hıçkırıklara boğulduğunda Kâbe imamı sizin neden bahsettiğini bilmediğiniz bir ayeti okurken, siz ağlayamadığınıza ağlıyorsunuz ilk.</p>
<p>Yalnızca seyretmenin bile ayrı bir büyüleyiciliği varken Kâbe’nin etrafındaki o yüzyıllardır devam eden deveranı, gidip o rahmet denizine katılmak, karışmak…</p>
<p><span id="more-10301"></span><br />
 Döndükçe döndükçe, aradaki bütün perdelerin kalkıp, Rabbe en yakın olma hali. Öyle ki O, &#8220;<em>Kulum iste,  ayakkabının bağını kaybetsen, onu bile benden iste&#8221;</em> diyorken, &#8220;<em>Beni affet, Sen benden razı ol yeter</em>&#8220;den başka dünyalık bişey istemenin gelmemesi akla ve kalbe.<br />
 <br />
Tavaf, tarifi imkânsız bir lezzet. Ayaklarının altı yanmaya başladığında artık yürümekten, &#8220;<em>biraz daha&#8221;</em> diyorsunuz, &#8220;<em>biraz daha baş başa olayım Seninle</em>&#8220;.<br />
 <br />
Tavaf sonrası Kâbe’nin önünde namaza durduğunda, o binlerce insan içinde kendini Rabbinin dizinin dibinde hissetme ve O&#8217;nun merhametinin büyüklüğünü idrak etmek.</p>
<p>Kendine kızmak.<br />
Kendine acımak.<br />
Kendini sevmek, herkesi, her şeyi sevmek…<br />
 <br />
Mazhar Alanson&#8217;un kalbine ateş düşüren ve &#8220;<em>yandım</em>&#8221; dedirten &#8220;<em>siyahlar içindeki&#8221;</em> varlığın bir kadın değil de Kâbe olduğu hatırlatıldığında, &#8220;<em>&#8216;yeniden şarkılar söyletme&#8217;</em> kısmını asıl o zaman anlamış oluyorsunuz.</p>
<p> <br />
&#8220;<em><a href="http://fizy.com/#s/1049pj">Yandım</a></em>&#8220;ı bi kez de Kâbe’yi düşünerek dinleyin derim.</p>
<p> <br />
<img class="alignright size-medium wp-image-10306" src="http://www.sakinkafa.com/images/kabe-300x200.jpg" alt="kabe" width="300" height="200" /><em>Özledim seni, düştüm yollara/<br />
Açtım gönlümü rüzgarına/<br />
Bir hayaldi sanki, bir macera/<br />
Yıkıldım, kelimeler paramparça/<br />
Yandım&#8230; yandım&#8230; yandım yandım/<br />
Ah ki ne yandım/<br />
Bana yeniden şarkılar söyleten kadın/<br />
Baka baka doyamadım, hem kokladım da/<br />
Sarhoşluğu geçmedi hâlâ/</em><br />
<em>İçimde sevdan&#8230;</em></p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi-vol-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meşhur Ramazan Replikleri</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/meshur-ramazan-replikleri/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/meshur-ramazan-replikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 07:42:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sakin Kafa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=1011</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/meshur-ramazan-replikleri/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/ramazan-pidesi.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.sakinkafa.com/images/ramazan-pidesi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1022" title="ramazan-pidesi" src="http://www.sakinkafa.com/images/ramazan-pidesi.jpg" alt="" width="200" height="146" /></a></em>(Sakinkafa&#8217;nın 2008 Ramazan&#8217;ından kalmış yazısı. Geçen Ramazan da ısıtıp koymuştuk gene siteye bu Ramazan da aynısını yapıyoruz. Adam bir yazı yazdı 2 senedir ekmeğini, pardon pidesini ;) yiyor)</p>
<p>(Sakinkafa duraklama dönemine çoktan girdi, yakında Karlofça anlaşması imzalanır gibi sanki, benim (Nohut) Sakin Kafa&#8217;nın yazısını ısıtma eylemim ıslahat çalışması gibi görülebilir, Tarhuncu Ahmet&#8217;im ben, sanırım böyle bir sadrazam vardı, bütçeyi denkleştirmiş miydi neydi..)</p>
<p>Ramazanı ramazan yapan güzelliklerden biri de değişmeyen replikleridir. Ağızdan ağıza dolaşır bu replikler. Kendimi bildim bileli bu sözleri duydum her ramazan. Duymasam üzülürüm bundan böyle.</p>
<p><strong><em>&#8220;Niyetli m</em></strong><strong><em>isin?&#8221; </em></strong><br />
Hiçbir zaman alışamadığım bir sorudur &#8220;Niyetli misin?&#8221;. Bir de &#8220;Oruç musun&#8221; versiyonu vardır. Zekat mısın? Namaz mısın? diye sorasım gelir bunu sorana. Ben alışmışım &#8220;Oruçlu musun?&#8221; sorusuna, ondan garip geliyor<span id="more-1011"></span>dur belki bu soru şekilleri bana.</p>
<p><strong><em>&#8220;İftara kaç saat kaldı?&#8221; </em></strong><br />
Cevabı genellikle 7-8 saat olan bir soru cümlesidir bu. Söyleyen de aslında sadece acıktığını ima etmek istemiştir.</p>
<p><em><strong>&#8220;Oruçlu oruçlu kötü kötü konuşturacaksın şimdi beni&#8221;</strong></em><em><br />
</em>Kötü kötü konuşma isteğini açıkça dile getirene kadar, konuş gitsin arkadaşım. Orucun arkasına saklanmasana.</p>
<p><em><strong><em>&#8220;Bunlar ne ara yiyiyorlar yemeklerini?&#8221;</em></strong><br />
</em>İyi yürekli insanımın sorusudur bu. TV&#8217;de sahur programını izleyen iyi yürekli insan söyler. Dertlidir program sunucusu aç kalacak diye. Çok bilmişin biri şöyle cevap verir her zaman: <em><em><strong>Onlar reklam arasında götürüyordur.</strong><br />
</em></em></p>
<p><em><strong>&#8220;Oruç başıma vurdu galiba!&#8221; </strong></em>:)<em><strong><br />
</strong></em></p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/meshur-ramazan-replikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çıplaklık ve müstehcenlik</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/ciplaklik-ve-mustehcenlik/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/ciplaklik-ve-mustehcenlik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 15:12:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>persephone</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10291</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/ciplaklik-ve-mustehcenlik/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/GameteEmbryo1-300x201.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-10292" src="http://www.sakinkafa.com/images/GameteEmbryo1-300x201.jpg" alt="GameteEmbryo[1]" width="300" height="201" />Modernizmin senelerdir içimizde yeşertmeye çalıştığı ve nihayetinde başarılı olduğu iki olgu var: çıplaklık ve müstehcenlik.</p>
<p>Bir yandan insanın kendini, kendi yaratılışını keşfi bu sonucu doğururken, diğer yandan ete kemiğe bürünmüş ruhların yalnızca etine ve kemiğine odaklanma meselesine dönüştüğüne tanık oluyoruz. </p>
<p>Çıplaklık artık modern insanın vazgeçemeyeceği bir olgu olmuş durumda. Sözle, tavırla, duruşla, mimiklerle hatta bazen bir bakışla insanın karşısında bulduğu bir yalınlık hali. Bazen de etin ve kemiğin alelade teşhiri. Çoğu kez sahte. Ancak, bu sahtecilik ne kadar pudralanırsa dış dünyada o kadar getirisi var. Pudra bildiğiniz kapatıcı ya da bebek pudrası değil, “kullanmışlık ve kullanılmışlık” pudrası. Locke’un bahsini ettiği “tecrübe” hali.<span id="more-10291"></span></p>
<p>Henüz dış dünyadan görünen o transparan çıplaklığa geçmeden, insanın aynada kendisiyle karşılaştığı o çıplaklık anıdan bahsetmek gerekir. Elbiselerinizden soyunduğunuz, her türlü maskelerinizi çıkarıp bıraktığınız o andan. Hiç fark ettiniz mi, insan doğarken eti ve kemiğiyle aynadan gördüğünüz sadece. Gözleri kapalı. Elleri de yumru şeklinde. İçe kıvrılmış duran o cenin pozisyonundan bir süre çıkamayan küçük bir et ve kemik parçası. Acziyetin doruk noktası.</p>
<p>Fakat sonra küçük bir banyoyla kandan ve o saf sıvıdan arındırılıp tuluma sokulan, göbeğine mandal takılan da o. Ağladığında ağzına şeker konup susturulan da. Altını pisletip, yediğini beş dakika sonra kussa da sevilip okşanan, kılına zarar gelmesin diye türlü çilelere katlanılan da o. Sonra istese de bu günleri hiç hatırlayamayacak olan da. Acziyetini unutacak olan da o.</p>
<p>Çıplaklık demek yalnızca bir bedenin teşhiri değil, bazen küçük bir espri bile o çıplaklığı alelade sunabilir, bir bakışla o kadın ya da erkek bütün elbiselerinden soyunduğunu ve en yalın şekliyle karşınızda durma cesaretini gösterdiğini hissettirebilir size. Diliniz öyle çıplak olur, öyle yalın kalır ki dediğinizin yanlış algılanabilirliği sıfıra kadar inebilir, ya da kinaye kullanırsınız yazınızda veya sözlerinizde, şairlerin ve hatta sufilerin çoğu kez yaptığı gibi. Mecazın doruklarında seyreyler, bunun sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız. Çünkü söylediklerinizden karşınızdakini övüyor musunuz, yeriyor musunuz belli olmaz.</p>
<p>Modernizm çıplaklığı öyle kullanır hale geldi ki, artık “mahrem” kavramı hayatımızdan çıktı, mahrem diye nitelenen değerler bir bir önümüze sunuldu. İnsan saklayamadı. İçinde tutamadı. Gösterdi. Bir yanıyla da teşhircilikti bu yapılan. Oysa insanın saklayacak bir şeyleri olmalı, Tanrı’yla kurduğu bir bağ varsa şayet, o bağa yalnızca birinin daha eklemleneceğini düşünüp, heybesine alacağı, kimsenin tatmadığı, hiçbir yerde bulunmayan birkaç tatlı meyvesi olmalı. Çıplaklık yalnızca beden teşhiri yahut bir düşüncenin totemi olarak değil, artık mahremiyetin yakamozları arasında da dikiliyor karşımıza. Bir adım ilerisi ise, eyleme geçirilen müstehcenlik.</p>
<p>İnsan bir yandan saklayamadıklarından kurtulma, varlığını bir başkasında anlamlı kılma telaşıyla yazdı, söyledi, kustu, bağırdı, çığlık attı… Neden, niçin dedi durdu sürekli. Bilmek için neden’lere ve niçin’lere ihtiyacı vardı. Oysa neden seviyorsun diye soramazdınız bir aşığa, ya da bir abide neden inanıyorsun diye soramazdınız. Ki zaten insan, yargılamayı öğrendi okullarda, sormayı değil. Aşağıdakilerden hangisi bir yargı cümlesidir, ya da yargı içerir, diye sorular kondu önünüze, siz de çözdünüz. İyi de bildiniz.</p>
<p>Mezuniyetlerde giyilen cübbe ve başınıza taktığınız keple, “alın artık paşa paşa yargılayın istediğinizi dendi, sıra sizde.” Siz de şapka çıkardınız. Kepi en uzak mesafeye atmak belki de bu sebeple heyecanlandırdı sizi. Belki farkında bile olmadınız. Siz de artık ilk fırsatta var gücünüzle yargılamaya başladınız. Kendi gerçekliğinizi inşa ederken, başkasının gerçekliğine sövmenin birer marifet olduğunu öğrettiler size. Azıcık etrafta dönen polemiklere baktığınızda hepsi bunun doğal bir sonucu. Ve insan nihayetinde karşısındakini harcamayı öğrendi, müstehcenliğin ve ayıbın bayağı ve mide bulandırıcı etkisine şahitlik yaparak. Çünkü hayaller vardı, yaşamak istediğiniz bir düş ve içinde bulunduğunuz bir dünya vardı.</p>
<p>Hayalle gerçek arasındaki mesafe öyle uzun göründü ki, kısaltmak adına her şeyi yapabilir duruma geldi insanoğlu. Oysa insanların önce rüyaları değişmeliydi. Kafka da yıllarca bunu dedi de, neden kimse inanmadı?</p>
<p>Belki siz de biraz her şeyi geride bırakarak, kitaplara kaçtınız Cemil Meriç gibi, insanlar kıyıcıydı çünkü. Arayışın kitaplarla devam ettiği bir dönemecin başında olduğunuzu hissettiniz çünkü yukarıda anlatılanların nasıl oynandığını izlediniz ve bildiniz. Olguyla temas etmeden önceki halinizle, şimdi arasında bir karlı dağ var, ismini bilmediğiniz. Artık bundan sonra, her saniye ciğerlerinize üflenen havayı hu diyerek çıkarmadan önce bir kez daha düşünün, çünkü son boğumuna kadar nefes borusu tıkansa ve gözden yaş da gelse söyleyemeyeceği cümleleri olmalı insanın, kolay harcayamayacağı cümleleri olmalı&#8230; Orada, burada içe kapanıklığın dışa vurumuna bakın mesela, neler görüyorsunuz?</p>
<p>Evet, kavramlarla düşünüyoruz, ama çoğunu karıştırıyoruz sanki. Aşk ve şehvet, samimiyet ve yüzsüzlük, cehalet ve safdillik&#8230;ve daha bir sürü kavramı birbiri yerine kullanıyoruz. Müstehcenlik ve çıplaklık arasında da incecik bir çizgi var. Müstehcenlik edep ve ayıp eksenini çiğneyen bir kavram, çıplaklıksa çok yönlü ve bazen istem dışı.</p>
<p>Kendinizi ansızın çırılçıplak hissettiğiniz bir ânınınız olmadı mı hiç?</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/ciplaklik-ve-mustehcenlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Radikal Soruları Çocuklar Sorar &#8211; dinozorlar</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-dinozorlar/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-dinozorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2010 15:17:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpininmordikeni</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dinozorlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10277</guid>
		<description><![CDATA[


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ufaklık beşbuçuk yaşındadır kendi deyimiyle. Pek de meraklıdır yaşıtları gibi. Bir defa duyduğunu asla unutmaz. Hayvanlara özel ilgisi vardır. Son zamanlarda da ölüm, cennet, cehennem, tanrı gibi konular üzerine özellikle kafa yormaktadır. Hiç tanışmadığı dedesi ile babaannesinin o doğmadan önce cennete gittiği de kendisine söylenmiştir bir zamanlar..<br />
Gelelim kendisiyle aramızda geçen diyaloga:<br />
- A. abla, dinozorlar nerde şimdi?<br />
- Dinozor yok artık canım dünyada&#8230;<span id="more-10277"></span><br />
- Öldüler mi, nerdeler?<br />
- Öldüler sayılır, çok zaman önce yaşamış onlar.<br />
- Şimdi cennetteler yani?<br />
- !? Bilmem, belki de. Cennete gidince bakarız ordalar mıymış, olmaz mı?<br />
- Hehe.. Tamam :)</p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-dinozorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kâinatın Kalbi</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 21:55:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[umre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=10278</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi/"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/3335886_7ca4fc3d78_b-300x180.jpg" class="imgtfe" hspace="0" align="left" width="90"  alt="Post thumbnail" border="0" /></a>


Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-10279" src="http://www.sakinkafa.com/images/3335886_7ca4fc3d78_b-300x180.jpg" alt="3335886_7ca4fc3d78_b" width="300" height="180" /></p>
<p style="text-align: left"> Hiç görmeden özlemini duyduğunuz o beldeden böyle özlemle ayrılmamak ne mümkün&#8230;<br />
 <br />
Her varlığın- misal atom çekirdeği etrafında elektronların, dünya etrafında ayın, güneş etrafında gezegenlerin- kendi lisanları ile söylediği o şarkıyı, kâinatın sıfır noktasında<span id="more-10278"></span> dinlemek, söylemek. Kâinatın tam kalbinde o muhteşem koronun bir parçası olmak. Zamanın göreceliliğine bir kez daha kani olurken, tam olmak, tamam olmak, tamamlanmak&#8230;<br />
 <br />
Yüreğim Medine&#8217;de, yüreğim Mekke&#8217;de kaldı.<br />
<em> <br />
                            -devam edecek-</em></p>


<p>Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/kainatin-kalbi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->