
yazan: axillion
Gece bir vakti hiçbir erinme emaresi göstermeden ve sonrasında da herhangi bir pişmanlık duygusuna esir olmadan bilakis heyecan ile markete gidip bisküvi (betit beurre) aldım. Bu ışık nereden çaktı nasıl, nereme çaktı bilmiyorum tek bildiğim çocukken sıkça yaptığımız çaya bisküvi batırarak yemeyi durduramadığım bir arzu ile istediğimdi.
Hayretlerimin 10 kişi olup aralarında voleybol maçı oynamalarına asıl neden olan ise aynı istek ve arzuyu sonraki günde ve ondan sonraki günde hissetmemdi. Hakkında yazı yazıp ölümsüzleşmesine neden olduğum malum eylemi, anlatmanın yersiz olacağını düşündüğüm ritüeller eşliğinde gerçekleştirirken yaşadığım doyum ve sonrasında bünyeme dolan inanılmaz huzurun neyi ifade ettiğini bilmeli miyim onu da bilmiyorum. Çocukluk anılarımdan beynimin seçtiği tuhaf olduğunu kabul ettiğim ve bence fena da olmayan geçmişim, şu anda piyasadaki hiçbir kimyasalın ulaştıramayacağı, çocukluğumda içinde bulunduğum saflığı da hatırlamama neden oldu.
Fazlasıyla değiştim. Ne saç kurutma makinesinin savurduğu her gün saydığım benden ayrılan saçlarımdan, ne gün geçtikçe Ilgaz dağının kış ayında aldığı görüntüye benzeyen favorilerimden, ne çocuğumu oturtmak için daha da konforlu olmaya evrimleşen göbeğimden, ne merdiven çıkarken Beethoven’in 9. senfonisini çalan ciğerlerimden, ne de yelpaze görünümü almaya başlayan göz kenarı çizgilerimden bahsediyorum. Değişimimin hası beynimin kişilere, olaylara karşı geliştirdiği tepkilerde oldu.
Üniversiteden mezun olduğunda ağzı buram buram köy sütü kokan benim değişmeye başladığım, sahip olduğum idealizm’in ruhuna 3 İhlâs 1 Fatiha okuduğum gün, çalışmaya başlamamın ilk günlerine denk gelir. Her gün aymazlığın yeni boyutunu keşfeden, tembellik ve uykuyu günün 24 saatine yayma becerisine sahip birinin, tüm hayatında birkaç kez yaptığını sandığım şekilde sabahın horozun gargara yaptığı vaktinde kalkıp şantiyeyi temizlemeye başlamasına şahit olmam ve sonrasındakiler daha birkaç saniye önce yaşamışım gibi hatırlar ve kudururum. Erkenden kalkan ve sahaya inen oğlan (esas) şantiye binasına, patronun habersiz şantiye ziyaretinden 10 dakika sonra, beton mikseri gerekli yerleri betonladıktan sonra kalanı oğlanımızın üzerine dökmüş, görüntüsüyle teşrif eder. Öncesinde zavallının başına bir şey gelmiş düşüncesiyle acıma mekanizmasını hareketlendiren ben sonrasında bunun yalakalığın vücut bulmuş hali olduğunu anladığımda, hayatımda hiç yapamadığım soğuk su ile duş almayı giysilerimin içerisinde benmari usulü yapmış oldum.
O gün ne süt kokusu kaldı ne de idealizm ben de onların üzerine beton döktüm ve hala dökmeye devam ediyorum.
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













Oha çok ilginç.
İnsanın değişimini belgelemesi. Bir an benim de kotalı geçmişim geçti zihnimden, vay dedim sustum.