
Daha önce hiç tersane gezdiniz mi bilmiyorum ama Unkapanı-Taksim güzergahında Haliç’i geçtikten sonra yanından belki on yüz bin defa geçtiğimiz ve “acaba içeride ne var” diye belki hiç merak etmediğimiz tersanede 1 aydır süren bir etkinlik varmış ve İstanbul’un fethinden hemen sonra inşa edilen bu tersane, ilk kez kapılarını halka açmış. Bizim dün gezme fırsatı bulduğumuz (gitmek için ikna edilmem gerektiyse de, çok memnun kalarak çıktığımız) Türkiye’nin bu en büyük açık hava sergisi hakkında siz kıymetli okurlarımızı da haberdar etmek isteriz. Ve fakat şunu hemen hatırlatalım: tersane Pazar saat 17.0’ye kadar gezilebilecek, yani yarın son gün.
Tersaneyi ve tabii tersane duvarlarında dev panolarda sergilenen, fotoğraf sanatçısı Nihal Gündüz’ün 2 yıl boyunca çektiği yüzlerce fotoğraftan elenerek seçilen 55 fotoğraftan oluşan “Haliç Tersanesi Sakinleri” isimli sergiyi ücretsiz gezebiliyorsunuz. Girişte bir misafir gibi karşılanıyorsunuz ve çok sevimli rehberleri eşliğinde gezmeye başlıyorsunuz. Rehber hem tarihini anlatıyor Tersane-i Amire’nin(misal Venedik’ten sonra dünyanın 2. tersanesi olduğunu, eskiden bir devlet için donanmanın -dolayısı ile tersanelerin- ne kadar önemli olduğunu, Padişahlarca ne kadar önemsendiğini) hem duvarlardaki dev fotoğrafların hikayelerini. Ve tabii gemilerin bakımları ve de bakım havuzları ile ilgili bazı teknik bilgiler.
Bilginize, ilginize efendim.
* Nohut’un yazısı ile İDO’nun kurumsal imajına verdiği zararı bir nebze olsun hafifletmesi dileği ile:)
bugün 0, toplam 25 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- gemilerde talim var
- körükçü süleyman idim













Bence çok kötü bir sergi, akbil makinesi koymadıklarını kapatmak için göz boyamaya çalışıyorlar.
Hem jeton makineleri de paramı kabul etmiyor. :)
“haliç tersanesi sakinleri” fotoğraf sergisi ve orada öğrendiklerim beni de çok etkiledi.
Haliç tersanesi’nin İstanbul’un tam göbeğinde gizemini koruyan, yaşayan ve işleyen bir mekan olması, buradaki fotoğrafları değerli kıldığı kadar içindeki hayatlarada anlam katıyor. İş yeridir, akşam eve giderim mantığı yerini burada, tersane benim ailem, yerim, yurdumdur görüşüne bırakmıştır. Niye buraya geldim derken, neden gidiyorum diyerek gözyaşı dökülmüş, adına şiirler yazılmıştır…..diyor sayın nihal gündüz ziyaretçiler için hazırladıkları kataloğun başında
“ben de bir zamanlar Süleyman idim
rüzgarlara karşı hükümsan idim.
sanma ki Sultan Süleyman idim,
tersanede çalışan körükçü Süleyman idim!”
tersanedeki mezar taşından