Bu yolculuğun garip bir yolculuk olacağı daha dedesiyle telefonda yaptığı görüşmeden belliydi ama bu kadarını da beklemiyordu ki Rıza. Otobüsteki gazeteleri bir türlü okuyamıyordu. Gazetelerden birini eline aldığında, garip garip sesler duymaya başlıyordu Rıza. Otobüs memlekete yaklaştıkça, yazı gördüğü her yerde perişan oluyordu Genç Adam.
Yeğeni Küçük Leyla bir sorun olduğunu anlamıştı ama üzülmekten başka birşey yapamıyor, arada bir ne derdi olduğunu soruyordu Rıza Abisine. Rıza ise sadece geçitriyordu.
Zaten dedesinden fazla şüphe etmemişti Rıza ama, bu kadar açık belirtiler de beklemiyordu. Otobüsün camından baktığında, arabaların plakasını bile okuyamaz olmuştu. Her yazı birşey anlatmaya çalışıyordu belli ki, ama o birşey anlamıyordu.
Rıza, artık küçük yeğeni Leyla ile köye yaklaşmaktaydı, onu bekleyen tek şeyin Konuşan Kitap olmadığını hatırladı. Onu her gördüğü yerde yerden yere vuran, Baskın Abisi kim bilir neler söyleyecek, onu nasıl sorumsuzlukla suçalayacaktı.
Tüm bu sıkıntılar içinde, bir elinde çantası, bir elinde Küçük Leyla’nın eli, köye doğru yürüyordu ana yoldan Genç Adam…
bugün 0, toplam 0 defa okundu...












