yazan: Tevfik Tek
Gören gözler görsel kültürle imtihan olurken, bir yandan mağaranın dışında olup bitenleri anlatanlar mevzu bahis olunca birden bire mütevazi bir görüş üçlemesi husule geliverdi. Hiç şüphesiz ki bu üçleme güneş görüşünden değil, başka türlü bir bakıştan dem vuruyordu.
Şimdi ismini hatırlamadığım bir yazar, oyunu oyun yapan saikleri sıralıyordu. Biri, her bir oyuncunun oyuna gönüllü olarak ve eğlenmek için katılması gerekliliğiydi. Bir diğer şartsa; oyunun, kolayca yapılabilecek bir eylemin çeşitli kurallar manzumesi neticesinde daha zor ve yorucu bir şekilde icra edilebilecek noktaya taşınmasıydı.
Mesela topu kaleye elle atmak hiç zor olmazdı. Hele ofsayt olmasa ne çok gol olurdu, di mi?
Kurallar, oyunu oyun yapmasının yanında zevkli de kılar. Ama daha önemlisi yeterince mahir olmadığımız bazı dallarda yeteneklerimizi ortaya çıkarır. Yoksa kim ayaklarını kullanarak iki direğin birleştiği yere nişan alsın ki? Ya da niye direkleri birleştirsin? Fil, L şeklinde hareket etmese beynimizin kıvrımları kıpraşır mıydı?
Nereye geldik yahu? Bu konu toparlanacak mı ki?
Yaşarken önümüze çıkan bazı zorluklar da oyunun kuralları gibi bazı yeteneklerimizi parlatıyor olabilir bazen. Cep telefonum yokken bütün arkadaşlarımın telefon numaralarını ezbere bilirken şimdi telefonsuz kaldığımda kardeşimi bile arayamıyorum.
İşte görsel mecraların bu kadar yaygın olamadığı dönemde buna benzer bileyici bir hal olduğunu ileri sürmek isterim. Bu suretle ziyadesiyle sevdiğim sinemayı da yermiş olayım.
Perdede/ekranda görüntüler akarken -çoğunlukla- fazla bir şey yapmak gerekmez. Verileni alırız. Yok, itiraz etmeyin hemen, paşa paşa alırız. Ya ne yapacaktık ki? Görüntü akıp giderken bağlamdan kopmamak adına yapılacak en iyi şey devam etmek zinhar. Bir şekilde ben bu filmi ileri-geri sararım desek de bu bir düşünceyi metin biçiminde kafanın içine soktuktan sonra dilediğince evirip çevirmek, kısık ateşte pişirmek gibi değildir. Hayır hayır, eskiye övgü değil bu! Ve yine hayır, zihinlerimize türlü farklı hareket kabiliyeti kazandıran sinema şaheserlerine haksızlık da etmiyorum.
-Ya nasip! İyi olacak mı bunun sonu?-
Yansıyan görüntüde pek çok husus ‘tam’a yakındır. Kahramanlar ete kemiğe bürünmüş, renklenmiş, bedenlenmişlerdir. Hayal edilmesi gereken bir sahne, tamamlanması gereken eksik ‘plan’lar pek yoktur. Sanıyorum bu da soyut düşünebilme yeteneklerimiz üzerinde menfi bir etkiye sahip. Böylece daha önce hiç görmediğimiz mekanizmaları kuramsal olarak öğrendiğimizde zihnimizde canlandıramaz oluveriyoruz.
-Devam edecek.-
bugün 0, toplam 3 defa okundu...













nereye doğru devam edecek :)
nereye doğru etse ki? :)
bence avantgard sinema, yahut “sanatsal sinema” denilen, parçaları birleştirme işini seyirciye bırakan, onu sürekli rahatsız eden, yer yer perdeden uzaklaştıran (brecht etkisi), yahut onu başka mecralara sürüklemek adına “aaa noldu şimdi sonu” dedirten filmler güzeldir. tam da bu nedenle…
yazının başlayıp getirildiği ve nedense yarıda bırakıldığı yere takıldım ben. acaba yazar, yazmış yazmış ve sonunda yazdıklarından sıkılmış mıydı? belki buraya yazmak için niyetlenmiş, ama sonra vakti kalmamıştı devam etmek için? yoksa okurları nerdedir diye merak eden ve bu nedenle okuru dürtmekten hoşlanan yazarlardan mıydı?
bitirilmeyen, sonu gelmeyen, parçalara ayrılmış yazılardan pek haz etmem ben. çok uzun, sözün ana fikrini bir türlü getiremeyen yazılardan/kitaplardan da içim sıkılır. yazı ikisinin ortasında, kararlı ve güzel bir yerde durmalıdır zannımca. bu nedenle tevfik bey’in yazısını beğenmekte tereddüt ettim başta. ancak yazı, gelip durduğu yerde tekrar tekrar okuttu kendini. nerde kalmıştık diye bakaduruyor insan. sonra işte karar verdim ve bunu buraya yazmak istedim: yazının yarıda bırakıldığı yer çok güzel tevfik bey.
bir sanatsal üründen alınacak mesaj nereye gider? hislere ve fikirlere değil mi? hislerin görsel olarak uyarılması ile metinsel olarak uyarılması arasındaki temel fark, birinin tamamen bize ait olmasıdır. yazılı bir şeyden gelen her şeyi, biz kendi kafamızdaki sinemada oynatırız. o nedenle yüzüklerin efendisini okuyanla filmini seyreden bir değildir.
[kitap okuyanın kendi filmini daha kolay çekebileceğine inanıyorum :)]
yazı burdan sonra devam etmese bile, işlevini yerine getirmiş olduğunu söyleyebilirim.
devam edecekse de, sonrası oyunlar için kendine zemin hazırlıyor gibi. bu haliyle de pek vaatkar.
merakla bekliyor olacağım…
[...] kültür hakkında acemice konuşuyorduk ve yarım kalmıştı. O günden bu yana, hangi ipin ucunu yakalasam da elle tutulur bir şeylere ulaşsam diye [...]
Tevfik Tek -devam edecek- demiş, sözünde durmamış :)