yazan: maya lilithowsky
Hepimize oluyordur sanırım ya da en azından bana çok sık oluyor. Karamsar ve de hayata karşı inançsız biri olmama rağmen gündelik işlerde umudumu hiç kaybetmiyor, her yeni gün aynı yanılgılara düşmeyi yineliyorum. Zaman zaman sinir bozukluğu yaratsa da aslında yapılması gerekenleri yapmamı ve de rutinin ilerlemesini de sağlıyor bu durum, aksi takdirde iyice vurdumduymaz, evini belediyenin temizlediği, bitlerini maymunların ayıkladığı biri olur çıkarım.
Şimdi bu yanılgılar, bu durumlar nedir bir bakalım.
Mesela markete gidiyorum, neredeyse her insan gibi.Alışveriş yapıyorum, eve gelip çeşit çeşit yemek yapıyorum her gün. Her alışveriş yapışımda ”artık en az bir iki hafta markete pazara uğramam “diyorum, her yemek yapışım da bu sefer süper olacak diye umut ediyorum, bir de sanki o kadar çok ve o kadar güzel olacak ki bir süre yemek de yapmayacakmışım gibi hissediyorum. Böyle hissetmesem mesela hayatımı bakkaldan peynir ekmek, makarna alarak geçirir, hep bunları yerim. Bu karbonhidrat dolu beslenmeyle de bir süre sonra üç kuruşluk aklımda bir kuruşluk olur.
Sonra banyoyu temizliyorum mesela. Lavobaları fırçalıyor, küveti ovuyorum, muslukları parlatıyorum. Hep bir daha pislenmeyeceğine olan bir inançla. “Hep böyle bembeyaz, pırıl pırıl kalacak”. Zaten çamaşır suyunun kokusundan kafam da güzelleşiyor, iyice inanmaya başlıyorum. Ama ne oluyor ha ne oluyor ? Daha durulamak için suyu akıtır akıtmaz su damlacıkları yer ediyor beyaz zeminde. Koku iyice ciğerlerime işliyor, resmen bad tribe giriyorum. “Her yer hep böyle lekeli olacak. Bir kerecik dizi evlerindeki temiz olsa her yer. bir kerecik. Olmaz mı ?” Ama bu hissi baştan hissetsem iyice kokana kadar temizlemem. İyi ki yanılıp duruyorum.
Kaşlarımı alıyorum. Hafif bir kızarıklık. Acı denemeyecek kadar küçük bir acı. Yüzümü soğuk suyla yıkayıp, alınan yere nemlendirici sürüyorum. Dışarı çıkacaksam biraz pudra, açık renk far. “Ne kadar güzel oldum, aydınlık kattı bu far bana. Kaşlarım yeter benim be! Bir bakış bakarım, kalbini yakarım rım rım”. Sonra ne oluyor ? İki gün sonra o güzellikten eser yok, hem de hiç yok. “Şu ne, şu? Allahım kaşlarım çıkmaya başlamış bile. Nasıl da inanmıştım bu sefer en az bir hafta aydınlık yüzümle gezecektim”. Ama buna inanmasam hiç uğraşmam.
Yağ çözücü ve kireç sökücü kullanımı da bu boş hayallerim sayesinde yaptığım şeyler. Bu zımbırtılar zaten kötü kokarlar, eliniz falan bir acayip olur. Hele bir de alerjiniz varsa yanan, kaşına ellerinize mi ağlarsınız, tıkanan nefesinize mi? Ama işte inanıyor insan çaydanlıkların, tencerelerin sonsuza dek parlayacağına.
Erkekler için de mecburi durumlar hariç traş olmak böyle bir şeydir belki de. Yoksa insan niye yarın yeniden traş olacağını bile bile o eziyeti çeker ki ? Bence “bu sefer üç gün traş olmama gerek kalmaz” falan diyorlardır her traş oluşlarında ya da çok yakışıklı olduklarına, bunun da biraz süreceğine inanıyorlardır.
Son olarak bir de “belki bu sefer vurmaz” durumu var ayakkabılar ile ilgili. Bir ayakkabı almışsınız, nasıl da beğenerek. Giydiniz, herkes yaklarınıza bakıyor, siz de ayaklarınıza bakıyor, önünüze bakmayı ihmal ediyorsunuz,
her vitrinde kendinizin düşmanı oluyor ayaklarınıza bir bakış atıyorsunuz. Ama ne oluyor ? Ayaklarınız yavaş yavaş büyüyor sanki, ayakkabı ise gittikçe küçülüyor elbette, Topuk kısmı yanmaya başlıyor, baş parmağınız boy atıyor, ayakkabının burnunu delmek istiyor. “Bir daha da giymem” diyorsunuz RTE edasıyla, “Daha giymem”. Sonra tekrar giyiyorsunuz, belki açılmıştır…
bugün 0, toplam 5 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- sinir bozuklugu
- karamsar masaüstü resimler













Bazı anlarda insan sanki dünyaya yeniden başlıyormuş gibi hissediyor. Temizlik de böyle bir şey. Odasını düzenledikten sonra yepyeni, çalışkan, disiplinli, düzenli bir insan olacağım bundan sonra sanıyor insan..
ayakkabı durumunu daha bugün yaşadım :)
“belki bugün daha rahat olur” umuduyla giydim.
günün sonunda da “bi daha topuklu giymek yok” diyerek çıkarttım.
ama yine de tükenmez umutlarla sarılmış dünyamda yeni bir cümlem var:
“belki yarın daha rahat olur”
traş olduktan sonra hiç düşünmedim onu. zira bunun periyodu belli oluyor ve gerçekçi bir insanım kahretsin :)
daha da ilginci şu aslında, temizlikten sonra gelen iyimserlik havası çok kısa sürmüyor. yani bir iki saat falan değil, birkaç güne yayılıyor.
insanın içindeki “umut” hiç tükenmiyor velhasıl. orhan pamuk bile aşık olabiliyorsa… hayatta her şey mümkün!
bence temizlik yapmak hayattan çalınan zaman :( sanırım ben umutsuz bakıyorum hep :) ama tüm gün temizlik yapıp koltuğa yayılınca acayip huzurlu oluyor insan. bi mutluluk kaplıyor. bi süre kafa boşalıyor.ertesi gün hadi bakalım yeniden “allah’ım ev git gide kirleniyor!!” stresi sarmaya başlıyor.lavabodaki saç teli, yere düşen bi iki yemek kırıntısı, mobilyaların üzerinde oluşmuş ince toz örtüsü felaket tellalı gibi geliyor.bi de şu ayrıyetten incelenmesi gereken konu ki;onca kıyafet varken dolabın başında “öff giyecek hiç bi şeyim yok” diye boş boş bakınmak. her kıyafet alışınızda mutlu oluyorsunuz bi iki giyiyorsunuz sonra o da sıradanlaşıyor gözünüze görünmüyor dolaptaki kalabalık arasında kayboluyor. bu da enteresan gelir bana hep.oysa ki baştan onu alırken ne çok heyecanlanılıyor.şımarıklık düpedüz!