
Yazan: cebelitarik
Her sistemin, düzenin, oyunun içerisinde çeşitli güçler bulunmaktadır.
Hakim güç oyunun içinde olmakla beraber kuralları düzenleyen mekanizmayı da elinde bulunduran güçtür.
Bu sebeple oyunu oynayıp kazanmanız neredeyse imkansızdır.
Çünkü ‘hakim güç’ işine gelmediği yerde kuralları değiştirecektir.
Ve hep kazanan olacaktır.
Siz karşı geldiğinizde, isyan ettiğinizde ya da aykırı davranışlarda bulunduğunuzda bile bunu ancak hakim gücün kuralları içerisinde yapabilirsiniz.
Kurallar hep hakim güç tarafından belirlendiğine göre -olağanüstü bir durum olmadıkça- hakim olmayan güçlerin faaliyetleri de hakim gücün ürünü haline gelir.
Biraz daha öznelleştirirsek kartel medyasını ve statükocu resmi-devlet zihniyetini hakim güce örnek gösterebiliriz.
Kartel medyası Türkiye’de medyanın yüzde seksenini oluşturan bir güçtür.
Medyadaki kuralları belirleyen bu yapı,kendi zihniyetinin haricindeki yaşam stillerini kimi zaman hiçe sayan kimi zamanda -kendi çıkarları doğrultusunda- yozlaştırarak ve marjinalleştirerek sunan bir yöntem geliştirmiştir.
Rakiplerini yönlendirebilme stratejisi sayesinde medyanın hemen hemen bütününe hakim olabilen bu güç kendi ‘aykırı’larını yaratır,tükürdüğünü yalatır sonra da kendi kalesine gol attırır.
Hakim güç ne kadar izin verirse o derecede aykırı olunabilir.
Çünkü hakim güce karşı olan kişi kurallara karşı gelmek,oyunu bozmak yerine oyunun tam ortasına dalmıştır.
Statükocu resmi-devlet zihniyetini de buna örnek gösterebiliriz.
Tıpkı kartel medyası gibi Türkiye’deki resmi devlet ideolojisi de benzer stratejiler geliştirmiştir.
Resmi devlet ideolojisi,elinde oltayla bekleyen balıkçı gibi bizlere;Alevilik bir din midir? Kürtçe bir dil midir? gibi sorular sorarak cevap vermemizi beklemiştir.
Biz ise yıllarca bunları tartışmanın bile özgürlüğü kısıtlayan,tepeden inme bir zihniyetin yani başlı başına hakim gücün çıkarları doğrultusunda olduğunu göremeyip,hararetli tartışma programları ile uyuyan deve ninniler söylemişizdir.
Bu yüzden kurallarının rakip tarafından belirlendiği bir oyunda kazanabilme ümidiyle nefes tüketmişizdir.
Son zamanlarda oyunun kurallarını sorgulamaya,oyuna dahil olmamaya,tabiri caizse ne dolaplar döndüğünün farkına varmaya başlasakta kimi kişiler,cemaatler ve kurumlar bazen samimi niyetlerle bazen de stratejik riyakarlıklarla seksen yıldır taşlarını çıkarmaya çalıştığımız o kuyuya taş atmaya başlamışlardır.
Biz maçın tamamen bizi oyalamak için olduğunu söylesekte onlar hala bize: -Maç kaç kaç? diye sormaktadırlar.
Oysa kafalarını kaldırıp dünyaya baksalar,misak-ı milli laflarıyla The Truman Show filmindeki gibi sadece gerçek dünyaya ulaşmayı engelleyen bir stüdyo olduğunu içinde oyalandırıldığımızı göreceklerdir.
Ama hakim güç bu ihtimali de düşünmüştür ve ‘Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur’,’dört tarafımız düşmanlarla kaplıdır’ gibi söylemlerle halkı pasifize ederek dış dünyadan yani asıl dünyadan koparmıştır.
Herşeyiyle mükemmel kurguladığı bu düzeni 80 yıl boyunca idame ettirmiştir.Ancak mızrak çuvala sığmamaya başlamıştır.
Durumun vehametini anlayan hakim güç ve hakim kadro (hakim gücün varlığından madddi ve manevi yararlanan iç ve dış güçler,gazeteler,köşe yazarları,işadamları,politikacılar) çeşitli demagojilerle milletin zihnini yeniden uyuşturmaya çalışmaktadır.
Ancak çok geçtir çünkü günümüz Türkiyesi yavaş yavaş maddi ve manevi sınırlardan soyutlanmaktadır.
Halkının büyük bir kesimi (hakim gücün varlığından maddi ve manevi zulüm görenler ve ülkesine verdiği zararın farkına varanlar) gözünü açmıştır.
Ve son söz; uyuyan dev uyanmıştır.
bugün 0, toplam 4 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- the truman show da bulunan kurumlar
- truman show türkiye













bu yazıyı onayladığını düşündüğüm sevgili editör nohut: sitede siyaset üzerine yazmayacaktık hani?
muhtemelen benim yazılarımda da belli bir dozda “siyaset” görülecektir; lakin benim temelde dikkat çektiğim şey güncel ve konjonktürel siyaset olmamıştı hiç.
kendimce “kırmızı çizgi”mi çekeyim de; dileyen dilediğini düşünmeye devam etsin.
not: yazıyı yazan kişiyle herhangi bir tanışıklığım olmadığı gibi, yazının içeriğine yönelik bir eleştiri de getirmedim dikkat ederseniz.
Siyaset üzerine yazmayacaktık diye bir karar aldığımızı hatırlamıyorum. Başlarda öyle konuşmuştuk ama sonra aksini yapalım demiştik, sen o zaman da istememiştin diye hatırlıyorum.
Nerede “aksini yapalım” demiştik? Bir de niye kararları mahdut bir çevre alıyor ki? Bence herkes fikrini beyân etsin. Ona göre davranılabilir. Lâkin ismi “sakinkafa” olan bir sitede, siyaset -hele ki güncel- yazmak bana pek mantıklı ve açıklanabilir gelmiyor.
Mahdut ne demek bilmiyorum da, isteyen istediği fikri beyan etsin, her kararı toplanarak almıyoruz bir itirazı olan söylesin senin gibi. Her karar almadan önce de herkese fikrini soramayız haliyle. Hangi yazı dizileri kenarda dursun arkadaşlar, atari salonunu kaldıralım mı arkadaşlar, hakkımızda yazısını değiştirelim mi arkadaşlar… Ayrıca bilinçli bir karar alma süreci işlemiyor, kararname çıkmıyor, konuşuluyor geçiliyor.
Bence güncel politikayı eğlenceli orjinal bir yerlere bağlayarak yazmak siteye iyi gelir. İç dökmeler beni daha çok rahatsız ediyor politik yazılardansa.
http://www.sakinkafa.com/halkimiz-okumuyor-kose-yazisi/
Benim Tayyip Erdoğan’a Tayyip demek diye bir yazım vardı biri sildi sanırım bulamadım. O yazı da iyi bir örnekti bu tip yazılara. Bu örnektense onu vercektim.
peki.
ben bir sakinkafa okuru olarak fikrimi beyan etmek isterim efendim.
Açıkcası bu yazıyı okurken hiç de sakin moda giremedim. hatta tersine diken üstüne oturmuş gibi bir his verdi. tüm gün boyunca zaten bilimum internet sitelerinden bu şekilde yazılar ve haberler okuyabiliyoruz. bence sitede güncel siyaset yazıları olmaması daha hoş olur.
sevgili yazar,
yazıdaki fikirlerine katılıyorum ama lütfen yanlış anlama, biraz takılmak için girdiğim bi sitede, yine ordu, darbe, generaller içeren resimler falan ne biliyim pek hoşuma gitmedi.
Selamlar arkadaşlar…
Öncelikle sevgili yazarımız uğraşmış yazmış, emeğine saygı duyuyorum, teşekkürler.
Lakin sitenin içeriği gereği ben de çok tasvip etmiyorum bu tarz yazıları..
Keza insanların buhranları da yazılıyor misal.. bu tür yazıları da okumak içimi karartıyor ama bunlar da bir yazar için gerekli, yoksa Marki De Sade gibi yazarlarımızın delirmesini istemeyiz… :)
Herkese neşeli günler diliyorum, ve neşeli eğlenceli konularda yazılarınızı okumayı bekliyorum…
Kabasakal
kuzeyde kalmış güney insanı nezdinde tüm okurlara cevaben;
sakinkafa.com formatına zarar vermek istemem.
Uyarılarınızı dikkate alacağım.
Bundan sonra daha ‘light’ yazı ve konularla görüşme dileğiyle.
Size iki politikacimiZin sozleriyle cvp veriorum.. ben kelle verdirmem.. bana devlet adam öldürüyor dedirtemezsiniz..
eyvallah:)