Küçükken hayal gücüm çok genişmiş. Ben çok dışarı çıkan, çok çizgi film izleyen ve çok bilgisayar oynayan nesillerin birleşimi konumundayım. Sebebi: Ben çok dışarı çıktım küçükken ve çok top oynadım, mesela Ninja Kaplumbağları, Şirinleri hatta Arı Maya’yı bile izledim, Şu an olduğu gibi de bilgisayar çok oynuyorum. Ben hepsinden az da olsa tattım. Bence bu da o kadar kötü bir şey değil. Çünkü bu bence hayal gücümün gelişmesini + yönde etkiledi.
Ben küçükken bir yer duyduğumda neyi meşhur diye merak ederdim hep. Sürekli de sorardım babama, anneme ya da abilerime. Bilecik’in bozası meşhur. O yüzden ordakileri hep her gün boza içiyor, boza içinde yüzüyorlar zannederdim. Afyonkarahisar’ın kaymağı, sucuğu, haşhaşı meşhur. Her şey sucuktan yapılmış, çatılar kaymaktan. İnsanlar yolları haşhaştan yapmış falan diye düşünürdüm. Hatta oralara gitmek isterdim. Merak ederdim. Hayal ederdim ne kadar güzel falan diye. Sizce şu an bunları düşünür müyüm veya siz düşünür müsünüz? Tabiki de hayır.
Küçükken bana mesela televizyon deseler. Benim aklıma atıyorum sucuk gelirdi. Sebebini bilmiyorum. Abim bana bir şeyler ezberletirken ben aklımda kalsın diye mesela “öteki tarafta” diye bir laf var, oraya geldiğim zaman, aklıma peçete gelirdi ve hemen hatırlardım. Çok garip geliyor şimdi. Şimdi de öle yapabilsem keşke. Derslerde çok yardımcı olur.
Demek istediğim şu ki insanlar büyüdükçe hayal güçleri küçülebilir. Bilim ve kurgu senaryo yazarları hayal gücünü koruyan kişilerdir. Onlara da öyle olsa bilim kurgu diye bir şey çıkmazdı bence.
Bu benim düşüncelerim ve yaşadıklarım sizlere sunulur :)
bugün 0, toplam 3 defa okundu...













mesele steven spielberg’in dünyalar savaşı filminde tattığım “çaresizlik” hissi, miyazaki’nin ruhların kaçışı filmindeki canavarın yıkanması ve arınması sahnesi, keloğlandaki ahenkli olaylar ve kafiyeli tekerlemeler… çocukluğumda aldığım veya çocukluğumu, çocukluğumun duygularını anımsatan şeyler hep.
kalabilir miyim çocuk