Hayatı bitirdiğim için artık insanlara bazı hikmetli sözler söylemeliyim diye düşünüyorum. Hata yapmak insana mahsus… Yani hata yaptığımız için bir nevi insanız. Tabi hatalardan ötürü duyulan vicdan azabını sıfırlamak için söylemiyorum bunları. Çünkü vicdan azabı da insana mahsus.
Peki hayatı bitirmek ne demek? Bence hayatı bitirmek diye bir şey yoktur. Olsa bile ancak hayat bitince olur. Çünkü herkes hep öğrenir. Oha amma büyük bir sonuca vardım. Herkes hep öğrenir. Evet işte bazen koca filozoflar ciltlerce kitap yazarlar. Sonra tırışkadan bir sonuca varırlar. “İnsan mutlu olmak ister.” der mesela. Ya da bazen sosyolojide hayvan gibi makale yazar adam, sonuç: “Halkın desteklediği parti iktidar olur.” gibi tırışkadan bir şey çıkar. Ama adam bunun ispatını yapmıştır. İşte böyle ciltler dolusu yazıp, sonra zaten bilinen bir şeyin ispatını yapınca filozof ya da sosyolog. Tamam bu zaten biliniyordu da, ben bunu ispatını yaptım der. Benimki de o hesaptan işte. Ben de filozofum çünkü. Ya üf değilim aslında filozof. Ya ben filozof olmayı istemem. Çoğu bunalımlı, dağınık adamlar, bir de dine inanmayanı falan çok. Böyle efendi, namazında niyazında, helal süt emmiş bir filozof bulmak zor bu devirde.
Ben her Türk erkeği gibi futbolcu, polis, aktör olmayı istedim küçükken. Çünkü çok normal bir çocuktum. Herkes ne isterse benim de canım ondan çekiyordu. Panço yiyordum, gazoz içiyordum, top oynuyordum…
Ama 17 yaşıma gelince, hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Yavaş yavaş beni saran ayıbı görmeye başlamıştım…
…
…
Evet…
Bende 3 nokta kullanmak suretiyle bitiremediğim cümlelere artistlik bir anlam katma hastalığı vardı. Bu hastalıktan dolayı artık normal olamayacaktım. Çünkü her kelimem şiire dönüşüyordu 3 nokta sayesinde ve ben yazdıkça yazıyordum.
Çünkü her kelimem,
Şiire dönüşüyordu,
Üç nokta sayesinde.
Ve ben…
Yazdıkça yazıyordum…
Dönüşüyordu şiire…
22 yaşıma gelince, İngiltere’nin köklü kulüplerinden Nott’m Forest’a transfer olmak istedim. Takımın ismini yanlış yazdım ama önemli olan ismi değil, o ismin bende çağrıştırdığı. Evet Nott’m Forest dandik bir takım olsa da, öyle bir ismi varki adeta sol kanatında çok hızlı koşan genç bir yeteneği varmış gibi. Aynı zamanda teknik olan bu futbolcu 1.78 boylarında, uzun saçlı ve yakışıklı mı yakışıklı bir adamdır. Saçında siyah bant vardır. Kirli sakalı vardır. Ve babası zengindir bu oyuncunun.
Evet o oyuncu olmayı istedim. Ama o zamana kadar sadece … konusunda tecrübem vardı. Nott’m Forest’da oynamak belki de bana nasip olmayacaktı… Ama hiç beklenmedik bir şey, aniden herşeyi değiştirdi…
Hiç beklenmedik,
Bir şey…
Aniden…
Herşeyi,
Değiştirdi…
Evet bu beklenmedik şey o kadar beklenmedikti ki, olamadı zaten. Kendisi bile olmayı beklemediğinden dolayı uyuyakaldı ve o beklenmedik şey olmadı.
Uyuyakaldı…
ve,
Olmadı…
İşte canım arkadaşlarım size bazı şeyler anlattım. Belki sonra gene anlatırım..
Belki,
Sonra,
Gene anlatırım…
bugün 0, toplam 2 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- yeni afacan yedi kafalar













senin hayatın bitmiş, serbest piyasanın kölesi olmuşsun der, fukuyama’ya selam ederim :D
Hayatı hep şiir modunda yaşamak da pek keyifli değildir diye düşünmekteyim:))
şiirsel dünya deyince akla hep o isim gelir: REcep ivedik :P
Nohut çok sever
[...] Üç noktanın dayanılmaz hafifliği.. Hadi canıma tak etti de bir kez, öldürsen çıkmaz ağzından… Sabır hacı sabır.. Sana [...]