İyi bir eşte bulunması gereken temel vasıflardan birisinin de iyi bir anne olması gerektiğini daha öncesinde belirtmiştik. (1.1.1) İyi bir anne güne erken başlar, iyi bir anne üşengeç değildir. (1.1.2) İyi bir anne bunların yanında aynı zamanda sabırlı olmalıdır. “Eskiden asker kişiye gönderilen mektuba üç ayda cevap alınırken, şimdi gönderilen bir SMS mesajına 5 dakika içinde cevap vermediği için sevgililer birbirlerinden ayrılabiliyorlar. Teknolojinin ve modern hayatın hızı karşısında eriyip biten sabrımız ise günümüz ilişkilerini en çok zora sokan sebeplerden birisi olmaya başladı.”
1.1.3 Sabırsız kadından hayır gelmez. Günümüz modern hayatının en büyük buhranlarından birisi de birçok sürecin çok hızlı hale gelmiş olmasıdır. Örneğin eskiden çektiğimiz fotoğrafların 35mm rulosunu fotoğrafçıya verirdik ve çıkarılması, banyo edilmesi ve tab edilmesi için en az 2 gün beklerdir. Halbuki şimdi bırakın 2 gün beklemeyi, dijital fotoğraf makinemizin “izle” butonuna bastığımızda ekranda 2 saniyeliğine beliren “bekleyiniz” ibaresine bile sabır gösterememekteyiz. Modern hayat, bu küçük örnekte olduğu gibi yaptıklarımızın sonucunu hemen alma konusunda bizi müthiş bir sabırsızlığa itmekte. DVD oynatıcılarımızda film başındaki girizgahlara bile sabrımız kalmamışken, daha 15 yıl öncesinde aldığımız VHS kasetleri izleyebilmek için başa sardırmak zorunda olduğumuzu ne de çabuk unuttuk. Eskiden asker kişiye gönderilen mektuba üç ayda cevap alınırken, şimdi gönderilen bir SMS mesajına 5 dakika içinde cevap vermediği için sevgililer birbirlerinden ayrılabiliyorlar. Teknolojinin ve modern hayatın hızı karşısında eriyip biten sabrımız ise günümüz ilişkilerini en çok zora sokan sebeplerden birisi olmaya başladı.
Konuyu evliliğe getirelim. Sabrın belki de en hayati öneme sahip olduğu yerlerden birisi de evlilikler veya birlikteliklerdir. Teknoloji ne kadar ilerlemiş olsa da bir çocuk hâlâ 9 aydan önce doğmamakta, hâlâ 9 ay karında taşınmak zorundadır. Ya da bir çocuğun yetişkin hale gelmesi, eğitimini tamamlayabilmesi hâlâ 18 yıldan önce gerçekleşmemektedir. İnsanların birbirlerine alışabilmesi ve hayatlarını birbirlerine uydurabilmesi de ha keza eskiden ne kadar sürüyorsa şimdi de aynı zaman alıyor. Ya da hayatın rayına oturması, ekonomik açıdan aile bütçesinin denkleşmesi, bir ev sahibi olmak ya da işlerin rayına oturması, mal-mülk sahibi olmak da pek farklı değildir. Öte yandan günümüz modern insanın diğer her alandaki sabırsızlığı evliliğine veya birlikteliklerine de sirayet etmekte, yeni evlenen çiftler veya henüz birlikteliklerine devam eden çiftler birbirlerinden zaman içinde ancak elde edilebilecek şeyleri hemen talep etmekteler. Örneğin kadınlar henüz daha hayatının başlangıcında olan erkekten kaldıramayacağı ziynet, araba veya ev gibi taleplerde bulunmakta ve sevdiği için bunlara ‘evet’ demek zorunda kalan erkek daha sonraki dönemlerde çekeceği maddi sıkıntılar nedeniyle de başarılı bir evliliği devam ettirmekte zorlanmaktadır.
Tüm bu nedenlerle, daha evliliğinin başında herşeye sahip olmayı amaçlayan, içinde bulunduğu durumu sabrederek aşmak yerine kendisini diğerleriyle veya televizyonda gördüğü sahte “saadetli” ailelerle kıyaslayan kadından hayır gelmez.
Özellikle tiksinti uyandıran bir diğer kadın tiplemesi de maddi konularda eşine sürekli baba evinde bulunanları örnek gösteren kadın tiplemesidir. Bu zevat genellikle babasının on yıllar içinde edinmiş olduğu birikimi eşinden bekler, varsa eşinin arabasını, evini baba evindekilerle kıyaslar, “ben hayatım boyunca refah içinde yaşadım” der. “O zaman babanın evine defol git, sor babana, benim yaşımdayken elinde nesi varmış” diyemeyen erkeğin bilinçaltına itilmiş bu öfke hali çok tali sebeplerde başgöstererek mutluluk zincirinin kırılmasına ve evlilik çarkının işlemesinde büyük sorunların oluşmasına sebep olacaktır.
bugün 0, toplam 4 defa okundu...












