Lütfen gökyüzüne bakın ay ağlıyor…
Dönüp baktım bu sese, gecikerek. Kimin dediği önemliymiş ki kafamı kaldıramamışım hemen. Geç kalmadan gözlerimi çevirdim.
*****
İkinci bir defa soluk soluğa kaldığımda yalnız olduğumu fark ettim.Ve sanki başımı tutan görünmez bir el beni zorla, o yöne ısrarla yaklaştırıyor ve ben çaresiz buna boyun eğiyordum.
****
Bir anda ses kesildi ben de konuşamadığımı fark ettim. Sonra gittikçe bir ayna berraklığına büründü.Yavaşça kollarına aldı beni…
***
Başını hiç dönmeden bakışlarını yaklaştırdı.Yüzüme ılık bir şey aktı…
**
O kadar çok duraksadık ki eğer ellerini bıraksaydım beni kaybederdi…
Geri Dönüş
Beni şanslı bulanları anlayabiliyorum; görülecek bir şey kalmadı diyorlar, dünya çok kirliymiş… Soramıyorum da onlara gökyüzü de mi öyle…
Onların sadece sesiyle yöneldiğimi, seslerden bir dünyayla yarıştığımı kabullenmelerini beklemiyorum… Her zaman resim çizdi bana sesler, karanlığı bölen ebruli renklerle, ben bu sahnede bir seyirciydim…
Bazen sarılmak istediğim sesler oluyordu bazen kaçmak.. Ama en çok sarılmak istediğim bir sesin ardından gitmekti dönüşü olan.
*
Hani soramadığım bir şey vardı, size sorabilir miyim? Az önce gökyüzüne baktınız mı? Orda değil mi… Büyük ve parlak dünyaya bakıyor değil mi?
Bazen kırılgan bazen ince; bazen kocaman bir gönül gibi..
Sahi unutmuş olamazsınız ben seslerle yaşıyorum, ellerimle bazen, bazen iki ayağımla; ama gözlerimle hiç… Gönlümle çok ama..
Gönül bana neyi hatırlatıyor biliyor musunuz?
Gönül deyin bir kere! Bir daire hasıl oluyor… Zihnimde o dairenin peşi sıra gitmek istiyorum… Kenarlarından eğer bir adım kayarsam düşeceğim… Biliyorum.
Gönül dairevi bir ses benim için.
En çok ardından gitmek istediğim ses mi: sadakatin sesi. Gökyüzü bunun kanıtı değil mi?
**
Ben karanlığın basmasını isteyen bir körüm; annem ay çıkınca beni balkona çıkarır, yüzümü yüzüne yaklaştırır, içime dolan duyguyu yüzüme derc etmek istercesine öylece kalmamı ister… Sanki yüzüme yansıyan ışık ilkin kalbime girdikten sonra ordan alnımda biraz oyalanacak ve incitmeden gözlerime yaklaşacak ve kim bilir bir gün bu ışıkla görücem.
Ve annem hep şöyle ekler “belki sevdiğine en çabuk… selamı ay yetiştirir”
***
Bir adım kala kayacağım kayıp da düşeceğim hissiyle o daireyi terk etmemi isteyenlere karşı yalnızca susuyorum. Belki bir gün gökyüzüne bakarlar yaşama sebeplerini anlarlar;sonra belki benim sahnem gibi olmasa da… kendi gözleriyle bir gece yakalanınca ay ışığına yüzleri… o yolculuğa çıkarlar.
****
“Lütfen gökyüzüne bakın ay ağlıyor” diyen ses..
*****
Ardından peşi sıra gitmişim hep… o daireden tam düşecekken ise… korunmuşum… onca günlerin hatrına… o karanlık geceler annemin bir umut yüzüme dolan, ordan alnımda oyalanan ışığa inanması hürmetine kurtulmuşum düşmekten.
Derdim değil düşmemek o zaman niye uzuyor bu sözler; ben gökyüzüne inandım elini hiç bırakmadım.
bugün 0, toplam 4 defa okundu...













gökyüzüne dair yazıları iştahla okurdum ama farkettim ki umut ve yenilik olarak görmüşüm ben göğü .hep öyle olmasından yanayım onu anladım sayenizde yakışmıyor hüzün maviye.
hiç bir şey yok insan şiir yazmayı bilmez mi hiç nasıl bulucam ban yaa yardım edin