1) Beklediğim otobüsün dolu olduğundan kimse alamadan durağımı transit geçmesi. Benim kime kızacağımı bilememem. En sonunda Kadir Topbaş’a kızmam.
2) Otobüs durağına yürürken, bineceğim otobüsün gelmesi, benim koştura koştura ona yetişmemin verdiği karlılık hissi. Yol boyunca saatime bakmamın verdiği haz. Kaç dakika kurtardım diye düşünüp durmam.
3) Her zaman beni dakikalarca bekleten otobüsün, başka bir otobüs beklerken peşpeşe geçmesi. Kime kızacağımı bilememem. Gene Kadir Topbaş’a kızmam.
4) Sert frenler yapan, ayaktaki yolcuların dengesini bozan bir şöföre denk geldimğinde, içten içe şöforü korumaya çalışmam. Ama bir yandan da sinirlenmem.
5) Otobüste teyzeler bindiğinde bencil anıma denk gelmişse, yer vermemek için, içimden türlü türlü bahaneler uydurmam (Çok yaşlı değil, bir sonraki otobüse binseydi..) ama sonra, ardı sıra gelen teyzelere dayanamayıp, vicdan azabıyla tutuşup, yer vermem.
6) Otobüste güzel bir kız görünce, kendimi alternatif takılan bir insan gibi hissettirmeye çalışmam ona.. Ona göre pozlar yapmam. Hani otobüse biniyoruz ama ben özgür adamım öyle araba falan kullanamam. Ayrıca cool’um çok zenginim ama umursamıyorum, otobüs falan takılıyorum, mesajı iletmeye çalışmam. Ersin Karabulut’un da otobüse bindiği öykülerini düşünmem. Kendimi onla bağdaştırmam.
bugün 0, toplam 3 defa okundu...













132p ye otobüsüne biniyorduk bizde refakatçı kartımız vardı adam ikimizi içeriye sokmadı adam bizden para istedi vermedik bize inin dedi yada parayı verin dedi biz dwe parayı vermeyip indik