Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

İnternet Etkisi

11 Oca 10 (5:36) | ereces yazdı | Bilim ve Teknoloji | 0 yorum

intHikayenin çıkış noktası Cern. Bilimadamları bir taraftan deneylerle uğraşırken öte taraftan da birbirleri ile iletişimin yollarını  arıyorlardı. Bir şekilde komputerlerini birbirine bağladılar ve dünya tarihini bilmeyerek de olsa değiştirdiler. Sonra o komputerler bağlana bağlana tüm insanlığı kenetledi. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Bu furya kitleleri öylesine hızlı bir şekilde etkiledi ki, insanlar hiç düşünmedikleri kadar düşünmeye, hiç merak etmedikleri kadar merak etmeye, hiç olmadıkları kadar cesur olmaya başladı.

Ülkemize de geldiğinde adını ‘chat’ ile duyurdu. Artık irc kanalları insanların saatlerinden ziyade günlerini nezaret altına almıştı. Gözde sektörler arasına ‘internet cafe’ işletmeciliği eklendi. Çocukluğumuzun atari salonları hızlı bir değişime girdi. Harçlıklardan artırılarak alınan jetonlarla kah kavga ettiğimiz, kah yarıştığımız konsolların yerini bilgisayar masaları aldı. Belki de bu duruma en çok, o her daim nefesi ensede hissedilen, geçilemeyen bölümlerde yardımına başvurduğumuz veya teklifsiz bir şekilde duruma müdahil olan tanımadığımız çocuklar üzüldü. Zamanla gazeteler internet sayfaları oluşturdu, hatta üniversitelerde ‘internet gazeteciliği’ adı altında bölümler açıldı.

Televizyona alternatif çok daha renkli bir dünya. Üstelik televizyonlarda yayın akışı olduğundan kutu’nun isteklerine riayet etme gibi bir mevzu da söz konusu değil. Tüm yapılması gereken ekranın başına geçip istediğimiz sayfanın adresini yazmaktan ibaretti. Bu keyfiyete razı olmayanlar ise ebeveynler olmuştur. Kendi gençliklerinde böyle meşgaleler olmadığı için evlatlarının bir alet başında bu kadar vakit öldürmesi ve adeta müptelalık düzeyine varacak şekilde bağlanması kendilerince haklı bir telaşe oluşturuyordu. Oysa o çocuklar, o ekranın başında ne dünyalara yelken açıyor, ne bilinmezlere dokunuyordu. Vakit geçtikçe aileler de eve internet olanağı sunmanın getirdiği pişmanlıktan vazgeçtiler. Çünkü bu önü alınmaz bir ihtiyaçtı artık.

Bugün internet Türkiye’de ziyadesiyle yerleşti ve kendi kültürünü oluşturdu. Bunda sosyal paylaşım sitelerinin, sözlüklerin, blogların ve web 2.0 tabanlı diğer sitelerin katkısı büyüktür. Çünkü insanlar söz sırasının kendilerine geldiğini farketti ve bir daha susmamak üzere konuşmaya başladı. Elinde avucunda ne varsa; fikirlerini, hayallerini, görüntülü ve yazılı dökümanterini, anılarını paylaşmaya başladı. Hayatımızda bu denli yeri olan ve vazgeçilmezler arasına giren internet de elbette ki hayatın diğer mecralarında karşılaşılan şekilde tepkilerden nasibini alıyor ve alacak.

Tam da bu noktada düşünmeden alamıyorum kendimi. Mutlak bir demokrasi, müeyyide gücü olmasa dahi, mümkün kılındı bu şekilde. Ne var ki, bazen rahatsız ediyor insanları. Çünkü değişen zamanla beraber usûller de değişti. Hazırcılık, kolaycılık ve üretmeden arz etme imkanı sunuldu. Yenildi, içildi, sindirme vakti geldi. Aklı selimle düşününce elbette hak vermek elzemdir şâkilere. Yalnız işin felsefesine hakkıyla vâkıf olmalı. Örneğin mail meselesi. Hayatım boyunca duyduğum, bundan sonra da duymaya devam edeceğim bir lakırdıdır: mektupların yerini sms ve maillerin alması. Sonra ‘ya hakikaten de öyle’ demeden alamıyorum kendimi. Fakat ne var, insanlık hep böyleydi. Maziye dair ne yaşıyor bugün günümüzde de mektup nostaljisi sürecek? Ya da acaba Graham Bell telefonu icat ettiğinde benzer tepkiler gelmiş miydi: “ya hu ne güzel mektuplaşıyorduk, şimdi öyle evden eve…” Bilmiyorum..

Yalnız olaya daha geniş bir perspektiften bakarsak, tüm bu yozlaşmayı da daha iyi anlayabiliriz belki. En başta soralım ve bildiğimiz kadar yanıtlayalım. İnternet bize ne verdi? Evvela ‘chat’ odalarında yeni insanlarla tanıştık. Sonra tematik web siteleri geldi. İlgimizin yöneldiği sayfaları ziyaret ettik. Sonra düşüncelerimizi paylaştık. Belki de (ve her ne kadar şikayet mevzumuzu oluşturuyorsa da) sevdiklerimize ulaşmak hiç bu kadar hızlı, ucuz olmamıştı; yetmedi suretleriyle hoşbeş ettik. Şimdi tüm bunlar elimizdeyken de yeni alternatifler aramak olmazdı, veya alternatif olsa olsa bunun bir üst modeli olurdu. Bundan da ziyade, hiç olamadığımız insanlar olduk. Eserlerimizin tüm muhatapları bizden kilometrelerce uzakta olduğu için, bu güven hissiyatı ve bu mahremiyet esasıyla birlikte tüm sınırlar şeffaflaştı, öte taraf görünür oldu. Örneğin din ekseninde değerlendirelim. Malum, ülkemizde Ramazan ayında sigara içildiği için dayak vakaları mevcut. Tam da burada oruç tutma gereği hissetmeyen veya hatta inanmayan kimseler için cevap hakkını internet temin etti. İnsanlar forumlarda yıllarca tartıştı ve ‘sokakta’ dile gelmeyen tüm serzenişler bir bir açığa çıktı. Burada işte gündelik hayat pratikleri ile insanların oldukları/olmak istedikleri eksenlerin çatışmasını izleyebiliriz. Yani, demek ki internet sayesinde insanlar toplumun kendilerinden bekledikleri davranışları benimsememe eğilimlerini beyan ettiler. Bu çekişme de uçlara kadar sürdü ve sürmeye devam edecek.

Hülasa, kişiliklerden sıyrılma gibi bir durum söz konusu olduğundan bu yozlaşmanın sebebi olarak doğrudan interneti işaret etmek, fazlaca iyimserlik oluyor. Çünkü nostaljiyi veya samimiyeti yaşatma arzusu insanların içinde olmadığı sürece iletişim yolu internet dahil ne olursa olsun tatmin edici olmayacaktır. Gidip neden dede ile torunun aynı dili konuşamadığını, aynı müzikleri dinleyemediğini, aynı kitapları okuyamadığını; okulların neden bu kadar vasıfsız, bencil ve cahil insanlar yetiştirdiğini; ailelerin neden bu kadar ilgisiz olduğunu; diğer kitle iletişim araçlarının toplumu nasıl kin ve düşmanlığa ve hatta faidesiz her türlü işe sevkettiğini tartışmak varken, internetin hayatımızdan götürdüklerine odaklanırsak ‘gelişmekte olan ülkeler’ kategorisinden üst sınıfa atlayamayacağımız da malum. Yoksa bana da sorsanız bütün gününü facebook’ta video paylaşmakla geçen insanlardan ötürü facebook’a her gün lanet okuduğumu söylerdim.

Bu yazı ereces tarafından yazıldı;

ereces – yayınlanmış 10 yazısı bulunmaktadır.

1989 Amasya. Halen Erzincan Hukuk Fakültesi'nde eğitim hayatını sürdürmekte. Müzik ile sadık bir dinleyici olarak haşır neşir. Tarihe meraklı. Futbol ve basketbol gündemi ile yakından alakalı. Kendine ortalama bir insan.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 3 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

  • internetin insanlığa etkisini?

sakinkafa der ki: \"Benzer yazı yoktur, Beğenilen yazı vardır\"

  • Dandik tezahüratlar (184)
    Nereden çıktı bu tezahüratlar ...
  • Nefes Filmi (89)
    İlk defa kuzenim H. ...
  • hola dünya (78)
    Açılışı Gülben Ergen'in şarkı ...
  • Nasa (75)
    NASA Ulusal Havacılık ve Uzay ...
  • İletişim ve Reklam (68)
    Reklam vermek için e-mail: yoy...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • Sakin Kafayan (1)
    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Siyasetçiye bel altından vurma.. (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Böyle gelenek ne gerek? (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
  • google & sakinkafa

    • türk yemekleri
    • türk reptilian
    • rüyalari kontrol etmek
    • mavi balina
    • 90 lıların dinazor ailesi çizgi film izle
    • kaf dağı nerede
    • yemekte dinlenebilecek müzikler
  • sohbet muhabbet

    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
    • ayasophia: bir keresinde bir japon filmini ciddiye alıp izleyeyim dedim, onda da japonca bazı...
    • sananee: aslında çok gzl bi oyun ama oynansa ahh bide
    • taen: Sanatı sadece bir şeyler aramaya yönlendirmesi ile sınırlandırmak ne kadar doğru?
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.