yazan: Tevfik Tek
Her sabah, er ya da geç işe gitmek için yola düşerim. Kapıdan çıkmadan önce adetimdir, dışarı bakar ve güne dair bir tahminde bulunurum. Havadaki bulutlar, yoldaki su birikintileri, kapının yanından içeri sızmaya can atan rüzgar, sokaktaki araç yoğunluğu gibi pek çok farklı unsur etkindir bu sırada. Sonra birden uyanır gibi olur, kendimi düştüğüm kurgudan kurtarır, kapıdan çıkıveririm.
İşte ilk tuzak: Kapıdan çıkınca iki yanda iki dükkan, sohbete düşürmek için beklerler. Gel bi’çay içelim cümlesinin ardından bir bakarım incir çekirdeğini doldurmayan bir geyik muhabbetinin derin kuyularına düşmüşüm. Peter Petrelli gibi elimi kaldırır ve arkamda bir duman bırakarak yükselirim o düştüğüm kuyudan ve uzaklaşırım. Duman da nerden geliyorsa?
Bu şartlarda sokakta adım atıyor olmak şükretmek için iyi bir sebeptir. Yolculuğum ardışık pek çok adımlardan oluşur. Ne metro vardır, ne de büs. Eski zaman insanları gibi, koltuğumun altında gazetem, yürüyerek giderim evime ve işime. Tekrara düşmemek için bazen rotamı değiştirim. Zira çok korkarım tekrara düşmekten, bir defa düşünce hiç çıkamayacağımı ve orada kaldığım sürece ölüme terkedilmiş bir cüzzamlı gibi çeşitli azalarımın kopacağını sanırım hep.
Tamam yolu değiştirdik ama her şey bitti mi? Tabii ki hayır, bu sefer de hayrete düşme tehlikesi ortaya çıkar. Kim bilir, ne gibi ilginçliklerle karşılaşırım da hayrete düşerim, öylece kalakalırım. Bu yüzden, yolu değiştirdiğim her seferinde kendimi bu konuda uyarırım.
Bir de bazen mezarlara düşerim. Yol boyu rastladığım mezarlıklar beni içine çeker, ben de teşne olduğumdan mı nedir, düşmek oldukça olasıdır. Pek tabii bu halde de korunmak için çeşitli metotlar var. Selam verip, dua edince mezarlık ahalisi gülümseyip el sallar ve ben de yolculuğuma devam ederim.
Yolda düşecek daha başka tuzaklar da vardır ve fakat onlar da bir başka zaman dile gelsinler.
Dip: Merhaba! Uzun zamandır sahne gerisinde durduğum sakinkafa’ya ilk yazı düşlere kısmet oldu. Bakalım başka neler olacak?
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













düş oyunları içindeki en güzel yazıydı valla tebrikler :)) arkaplandan ön plana çıkmanızı dört gözle bekliyorum açıkçası…
eyvallah azizim, günler ne getirecek bakalım görelim :)
ben de diyordum “kim bu perdenin arkasındaki” :)
hoşgeldiniz efendim.
ilk izlenimden minik bir not: adınız ve simanız biraz sert ve resmi gibi gibi :)
bu arada dün mezarlık tuzağına ben de düştüm.