Başlıkta karar veremediğim bir husus var, İsmail YK, bir “yaz”ımı daha mı, yoksa bir “yazı”mı daha mı mahvetti? Her şekilde, Allah belamı verdi sanıyorum ve her yaz memlekete geldiğimde, İsmail YK’nın bütün şarkılarını ezberlemek zulmüyle karşı karşıyayım.
Madem, serde sosyal bilimcilik var, İsmail YK ile ilgili ucundan kıyısından birkaç analiz ve hayatıma yaptığı geri dönülmez etkiden bahsedeyim istiyorum. Varolaşların yeni prensi İsmail YK, sadece sınıfsal bir incelemeyi değil, aynı zamanda modern-postmodern çizgide bir varoluşsal incelemeyi hak ediyor. Vay anasını, bu yazı çok şey vaat ediyor…
Öncelikle belirtmem gereken şu: Bizim dükkanın (memlekette) hemen yanında yıllardır bir kasetçi var. Bu eskimiş dükkan ve dükkandan daha viran durumdaki sahibi, popüler kültürün yılmaz savunucusu olarak şehrin bu en kalabalık caddesinde konuşlanmış durumda. Hal böyleyken, her yaza damga vuran İsmail YK beyefendi de, gelip zorla kulaklarımıza misafir oluyor. Zorla kendisini tüketiyoruz efendim. Tüketim toplumu ve medya etkisi bu olsa gerek.
Madem böyle fuzuli bir dinleti, hayatımın sayfiye döneminde beni rahatsız edecek, bari dedim, iki üç sosyal – kültürel analiz yapayım da işe yarasın. Efendim öncelikle, devir postmodernizm devri. Yani saman alevi gibi parlayıp sönme ve modernitenin başımıza açtığı dertlerden uzakta yaşayıp gitme zamanı. Neydi bu dertler? Ölümsüzlük, aşkıncılık, tarihselcilik, muhakeme… Bütün bunlar, modern sanat için kaçınılmaz kategorilerdi ve bunları yeterince sağlayamayan eser, sanata tutunamıyordu. Fakat, postmodern sanat, bu burjuva entelektüel yaşamı altüst etmek üzere konumlanmıştı.
İsmail YK, postmodernist sanatın her türlü semptomunu içeriyor aslında: Aşkla nefretin şizofrenik bir tepe noktasında bireyin iç dünyasını sarması, oradan buradan alınan parçaların hiçbir aşkınsal amaç gütmeksizin bir kolajın içinde birleştirilmesi ve otantik tatların birer tutam işin içine katılması. Allah belanı versin, diye haykırdığı sevgilisine, aynı zamanda her türlü vıcık vıcık komplimanı yapıyor olması bunu gösteriyor mesela. Ya da R&B, arabesk, rock, hiphop gibi tarzların müziğin içine biçimsel olarak yapıştırılması… Bütün bunlar, İsmail YK’yı incelemeye değer kılıyor. Bir de bugünkü varoş kimliğinin yansımaları…
İsmail YK, “Almancı” olduğu kadar, varoş gençlere de hitap eden bir tiplemeyle çıkıyor karşımıza. Eskiden Müslüm Baba dinleyip efkarla dağlanan yürekler, artık İsmail YK’nın şarkılarını mırıldanıp, daldan dala pervasızca atlıyorlar. Üstlerine, toplum tarafından yapıştırılan etiketleri bir bir benimsiyorlar. Postmodernizmi Batı’da ortaya koyan mimari yerinde ise, saç modelleri var. Bir kısmı havaya doğru kalkmış, diğer yanı kafaya yapışmış ve son olarak bir tutamı arkadan sallanan bu saç modelleri, postmodern mimari ile oldukça örtüşüyor.
Derin derin anlatacak değilim dahasını. İsmail YK’nın bir yaz’ımı daha mahvettiğini biliyordum. Bu yazı’mı mahvetmeden bırakayım burada. Halen en çok albüm satan sanatçılardan biri olması bir yana, Babaları tahtından eden bu yeni varoş prensi, kendine benzer tiplerin de türemesine yol açacak sanıyorum…
bugün 0, toplam 60 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ismail yk nın sevmediği şeyler
- asker yazıları
- en komik uzaylı fotoları
- ismailyakabasgazaşarkısı
- komik uzaylı resmi













bu yaz daha doğru dürüst konuşamayan bebekler “bas gaza yavyum bas gaza” diyebiliyorsa; bizim medya milletin aklını “tam gaz” karıştırmaya devam ediyor.
yazını ismail yk bile mahvedememiş abi.
Ancak şunu da eklemeden geçemeyeceğim ki, bazen insanın içinde gerçekten bir yozlaşma isteği hasıl oluyor. Bunun önüne her zaman geçmemek lazım. Bu dravdan melodilere de ihtiyacımız var açıkçası. Ama bunu güzel olarak kabul eden arkadaşları da “eğitimsizlikten” falan deyip hoş göremeyeceğim. Gırgır olsun, biraz nükte olsun diye değil, yaşam biçimi olarak bu şarkıların savunuculuğunu ve hatta saldırganlığını yapan sözümona “üniversiteli gençlik” güruhlarını kendilerini salmamaya davet ediyorum.
Bu şuursuz şarkıları şuursuzca tüketmek insanı bir duygu sömürtgeni veya herşeye boşveren bir berduş yapmaktadır.
Bu familyanın farklı bir türünden olan Gökhan Özen’in şarkılarına kulak kabarttığımızda şunlarla karşılaşırız mesela:
1) Senin için ölürüm, (benim için naapardın), seni sırtımda taşırım, soğukta yatıp zatürre olurum. Ne gereği varsa artık. Seviyorsan saygı göster ilgi göster. Bu saçma ve gereksiz vaatleri savurarark ne yapmaya çalışıyorsun a gözünü sevdiğim.
2) Defol git, yolun açık olsun, çok da tın, yol orda, haydi geçmiş olsun, treni kaçırdın bebişim temalı zırvalıklar… Yahu adam senin ortan yok mu? Bu ne saygısızca bir ilişki. Ya hiçbir zaman yerine getiremeyeceğin garip vaatlerde bulunuyorsun ya posta koyuyorsun. Ölçülü ol. Hatta ölçülü de olma, çılgın takıl, ama çrkefliğin ne lüzumu var bilemedim.
aslında yazıya ekleyecektim fakat unutmuşum: müzik her şeye rağmen bir arayıştır ve her türlü insanın arayışına saygı duymak gerekir. o nedenle eleştirdiğim ölçüde, saygı da duyuyorum. demokratım, hukuka saygılıyım, kişisel haklara hakaret etmem.
Kişisel haklara ve her türlü anlayışa saygımız olsa da, yazında anlatmaya çalıştığını düşündüğüm şekilde, insanoğlunun içini bırakmışlık ve salmışlık duygusuyla dolduran bu gürültüleri bertaraf etmek için çaba sarfetmek lazım.
kişisel haklara saygı açısından biraz eksik olduğunun farkındayım ilk yorumumun. ancak bazen insan içindeki duyguları ifade etmek için argoyu esirgememeli hakedenden (çok ileri gitmeden). argo sözcükleri üzerine çeken kişinin saygısızlığında başlıyor aslında macera. ve ben bazen bu maceraya katılmadan edemiyorum.
bu da benim kusurum olsun.
insanoğluyuz naiflikten anlamayana kaba olasımız geliyor.
bende katılıyorum her yazda bir kaset çıkarılmazki canım bizde insanız en kalabalık caddede herkesin dilinde olmayı başarıyor ama ismail yk.
benim ismim
yğmur ben gökhan özen için herşeyi göze alırım ama ona laf veya dedikodu çıkaranları afetmem ismail yk nıyaptığıda kusurumu af buyrun resmen saygısızlık benim gökhan özenin ne parasında ne şöhretinde gözüm var ben onu çok beğeniyorum ve ona aşığım onun için ben neler çektim sırf onun için sırf onu görmek için allah bilir ben diğer hayranları gibi değilim bu arada onun şarkıları çok güzel gülüşüde öyle hastayımgökhan özene by
saol bizimle paylaştıın için hislerini:)
kıskanalar çatlasın bi de her yaz değil 2 yılda 1 ismail yk nın albümleri çıkıyor öbür kendini sanayçı sananlar gibi 3 ay dinlenip unutulmuyor en az 2 yıl etkisi sürüyor
daha fazla etki eder mi bilmiyorum bunu zaman gösterecek
ismail yknın şarkılarını başkası okusa böyle etki yaratmazdı.olay ismail yknın sinerjisinde saklı.
yani benim de dinlemekten hoşlanmadığım şeyler var(soul,roman müziği vb.) ama ben istemiyorum diye insanların zevklerine hakaret edemem,en azından ben böyle yapıyorum.
şarkı illaki sanat eseri olarak irdelenmek durumunda değildir,eğlencelik şarkılar vardır vaktinizi neşeli geçirmek için,bi de daha sanatsal şarkılar vardır iyi bi keşif gerektiren.2sinin yeri ayrıdır,aynı değerlendiremez bu yüzden fazla kasmayın.
bence yazar kendi kendini mahvetmiş…bu yazıda öznellik tabiki olacak AMA İŞTE BUNDAN SONRA KİŞSEL EGOLARINI TATMİN EDEMEYEN YAZAR SARIYOR İSMAİL YK YA, VERİYOR VERİŞTİRİYOR..AMA SEN YAZAR SEN BU YAZIYI YAZDINDA NE OLDU SÖLE NE OLDU İSMAİL YK NIN SATIŞ RAKAMLARI, HALKIN ONA OLAN SEVGİSİ,ARABALARDA ÇALAN YÜZBİNLERCE CD,KONSER ALANINI DOLDURAN ONBİNLERCE İNSAN EVLERİNE Mİ GİTTİ AKSİNE ARTARAK DEVAM ETTİ..NE DEMİŞLER BAŞARI “ÇOK” ELEŞTİRİLİR..AYRICA İSMAİL YK NIN SEMPATİK, DOĞAL KİŞLİĞİ,VE SAYAMADIĞIM BİR SÜRÜ YAPMACIK OLMAYAN HAREKETİ ONU HALKA DAHA ÇOK SEVDİRİR..AYRICA(bunlar saymakla bitmiyor ama neyse)İSMAİL”İN MUHTEŞEM YORUMU ONUN ALBÜMÜNÜ KALICI KILIYOR..SİZİN GİBİ YAZARLAR OLDUKÇA İSMAİL YK IŞILDIYOR NİYE BİLİYON MU SAYIN YAZAR BU YAZIYI OKUYAN HALK BUNUN BÖYLE OLMADIĞINI ÇOK İYİ BİLİYOR VE SANA KENDİ BAŞLIĞINLA YANIT VERİYOR ********BU YAZAR KENDİNİ MAHVETMİŞ***********…..
pek sevgili mustafa,
insanların ne dinledikleri, ismail yk’nın da ne düşündüğü beni acayip ilgilendirdiği için oturdum böyle bir yazı yazdım. ismail yk’yı beğenmeme, hatta onu beğenme fikrine dahi yabancı olma hakkım olduğu için ben kendimi bu şekilde ifade etmek gereği duydum. sen de kendi görüşünü ifade etmişsin, o nedenle de sevindim. sana “sempatik” ve “doğal” gelen, demek ki bana acayip derecede “yapay” geliyor. yahut sana “muhteşem yorum” gibi gelen şey, bana “postmodern bir bozma eylemi” gibi geliyor.
işte sen bu yüzden yazar olarak değil tartışmacı olarak tartışma yazısı yazmışsın, ben seninn yk nın başarılarını yaz demiyorum hoşuna gitmiyorsa ne yazı yazıpta bunuda ismail yk ya bağlıyorsun..(bunu anlayamadım)..şunuda SÖLEMEK İSTİYORUM BENCE İSMAİL YK NIN HERKESE HİTAP EDEN EN AZ BİR ŞARKISI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM HERKESİN EN AZINDAN MIRILDANDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM..BENCE BU EN BÜYÜK BAŞARIDIR HERKESE HİTAP EDEBİLMEK..(tabi müzik tarzı ile)insanların ne dinledikleri beni ilgilendirmediğini sölüyorsun tabi ilgilendirmeyecek.. o, bu, şu şarkıyı dinliyor diye tabiki kendini değiştiremezsin herkes kendi müzik kulağını kendi belirler önemli olan başka sanatlara saygı göstermektir en azından hoşuna gitmiyorsa insanlar bu şarkıyı dinliyor ama “ben dinlemiyorum diyebilir” daha fazlası senin yaptığındır, saygılar pek sevgili yazar..
mustafa arkadaşım sanata saygıdan bahsetmişsin iyi güzel de , peki ya düşünceye saygı nerede kaldı ? farklı konularda yazılarıyla oldukça beğenilen bir arkadaşımızdır ayasophia ve kültürel birikimi de tartışılmazdır.tüm bunların ötesinde öncelikle insanların düşüncelerine saygı duymak gerekir ve tercihler kişiye özeldir.isteyen istediğini dinler derken saygılısın da isteyen istediğini söyler derken bu tökezleme hali nedir anlayamadım .freud gerçekten haklıymış (:
mustafa,
maalesef haklısın. ismail yk tüm evlere girmiştir. daha 2-3 yaşında düzgün cümle kuramayan bebeler “bas gaza yavrum bas gaza” derler. bu mudur başarısı?
bunun sebebi her yerde bolca duymaları, taklit yeteneklerinin yüksek olması ve onu bunu ayıracak bir süzgeçlerinin gelişmemiş olması.
seneler geçip seçicilik özelliği kazandıklarında da istedikleri yöne gitmekte serbestler ve gittikleri yönden de fikirlerini beyan etmekte.
Sakin olun arkadaslar.
Allah beterinden saklasin (bknz: CanKan ) ay..ürperdim…
Yıllarca ailemin “aman etme, kötü birşeydir” diye bana öğrettiği beddua etmeme kültürünü İsmail YK ve türevleri nedeniyle çocuklarıma aktaramayacağım büyük ihtimalle. Bu çok basit bir örnek. İsmail günah keçisi olmamalı tabi içten ve eğlenceli bir insan olduğu muhakkak. Kaldı ki kimsenin kişiliğine laf ettiği yok. Halk, halk, halk deyip duruyoruz da, halk kültürümüz nolcak? Nası olcak bu işler Mustafa kardeş?
naciye, arkadaşım ben düşünceye saygılıyım zaten yazdım oraya bir müzik ya da herneyse “dinlerim ya da sevmiyorum dersin o kadar” bundan daha fazlası karşıdaki uğraşan kişiye saygısızlık olur diyorum.sonuçta kimse kimseyi sevmek zorunda değil..ben ayasophıa arkadaşımın fikirlerini şu yönde eleştiriyorum insanın yaptıkları hoşuna gitmiyorsa ya da dinlemiyorsan işte anlayın hoşlanmıyorsan, onun üzerine koskoca birsürü yazı yazıyosun karşıdaki insan bu kadar yazılanı takip edip sana cevap veremezki..buna bence ismail yk nın üzerinden prim yapıp yazı yazmak derim.tamam bir sürü yazı yazanlar var ismail yk üzerine ama bunlar etik şeyler ve sonuçta o etik konuları yazanlarda (bişekilde ismail yk nın üzerinden ekmek yiyor dolaylıda olsa).. içerik farklı olsa tamamda bu resmen tartışma konusu.bu ayrım “yapılmadıktan” sonra böyle yazılar yazılır,yazılacakta buna engel olma gibi bi tasam yok ama bazı şeylerinde ayrımının yapılması lazım..başarı varsa ister taktir edersin ister başını sallar geçersin..son olarak sakin kafa arkadaşım halk nere gidiyor diyorsun..halk teknoloji ve batılılaşma ile (tam direkt öyle olmasada yani dolaylıda olsa)paralel gidiyor..burda tabi halk derken benim dedem veya yaşlı amcam kalkıpta bu tarz müzik dinlemez(ne dinler biliyor musun yöresine uygun otifteki müzik dinler halay dinler,horon uynarzeybek oynar,misket oynar vb),gençlik nereye gidiyor:gençlik kendini daha basit sözlerle daha yoğun anlatabilen daha içten anlatabilen müzisyenlerin peşinden gidiyor bakın en çok satanlara (doayısıyla en çok dinlenelere) bakın..ismail yk,serdar ortaç,gökhan özen,en çok bunlar dinleniyor.(genel)gençlik sanatçılardan kendi duygularını daha basit felsefeye dalmadan(tamam felsefik şarkılarda süper emre aydın son dönemde en başarılı isimlerden)bir çırpıda veya günlük hayatta kullanılan tabirlerin melodisi olarak, sözü fazla uzatmadan direkt dertlerini, sevgilerini ,özlemlerini,ya da aşklarını işte anladınız fazla uzun konuştum ama umarım arkadaşların kafasındaki soru işaretlerine cevap olabilmişimdir, inşallah.hani derler ya anlamak anlatmaktan daha zordur diye..inşallah anlatabilmişimdir kendimi….kendinize iyi bakın..
öncelikle kendini ilk satırlarında çok güzel ifade etmişsin..bu bir gazetenin köşe yazısı olsaydı İsmail YK üzerinden prim yapmak sıfatına nail olabilirdi BİR İHTİMAL.kaygılarını anlıyorum sonlara doğru halk teknoloji ve batılılaşmaya gidiyor demişsin, eğer halk öyle gidebiliyorsa ne ala ,gençlikle sınırlamak yanlış olur bunu ama gelecekte gençlerin elindeyse ve bas gaza yavrum bas gaza olan bu gidiş nereye gider ona bilemiyorum.felsefeye boğulmuş bi hayat sürme derdinde olmaktan ziyade ..insanı güzele, iyiye, gelişime ve motive etmeye yönelik şeyler dinlemeyi herzaman tercih ederim.gençlik kendini basit sözlerle ifade etmeyi tercih ediyor derken bu mudur : allah belanı versin allah seni kahretsin bana gelen sana gelsin… çok uyanık bu sakız gibi yapışır kurtulamazsın ki isterse yapar çatlak zilli…90 60 90 … yaz yaz bitmez bunlar, duygularınız bunlarla ifade ediliyor demek ..
ya kardeşim ben mutluyum düşüncelerimle ve sıkıldığımda bu şarkılarla kafa dağıtıyorum,evet yaz yaz bitmez çünkü sana hitap etmiyor müzik işte ayrımı hala anlayamamana çok üzüldüm yazdıklarımı anlayamamışsın ya da anlamamazlıktan gelyorsun ki hala sataşıyon…..bu şarkıları dinlemekten gayette mutluyum.. bende senin laflarınla oynama yapmıcam senin yaptığın gibi..ben öyle yapsaydım baştan sen olurdum ben gençlikle ilgil bugün sokaktakileri yazdım eğer sen ağır düşünmek istersen öyle düşün ama bu pratikte suya düşer haberin olsun buda son sözüm…en güzel örnek ararsan bir gününü ayırıp gençleri gözlemlemen yeterli ama bunu bir mekanla sınırlama..ve bu müzik sektöründe albüm alanların %75-80 i genç??????!!!!!!!!..by by
Serdar Ortaç’ın bir vecizesini aynen aktarıyorum: “Zaten topu topu yedi tane nota var kaç tane değişik şarkı yazılabilir ki.” Aynı kalıplardan çıkmış binlerce otomobil için bile reklamlarda sanat eserini sunar gibi yapma ihtiyacı hissediliyorken, sözümona bir sanatçının(hiç abartmadan, kendi sözlerine dayanarak bunu söylüyorum) tornadan çıkmış şarkılarını dinliyoruz.
sevgili mustafa, halk nereye giderse gider artık bilemicem. ama şunu biliyorum. şu duyguları direkt ifade kısmına çok takıldım.
duygularını direkt olarak ifade eden canlı türü hayvandır. içgüdüleriyle hareket eder. acıkır yemek yer, koku alır bi yere zıplar, değişik bişeyler hissedince de çiftleşir. öğretilmedikçe, sorgulamaz. doğal bir şekilde yaşar.
insan duygularını direkt ifade etme lüksüne sahip olaydı, ben burada ismail yk’ya, serdar ortaç’a içimden geldiği gibi direkt sözlerle duygularımı ifade ederdim, sonra sen de bana. sonra zaten napçan siteyi, blogu, fikri, tartışmayı. kaptır gitsin…
seda sayanın her zaman “dobrayım” çıkışları vardır bilirsiniz, ya da nihat doğan… yerim sizin dobralığınızı, direkt ifadenizi. hayvan mıyız da içimizden geleni anında yapıyoruz. bi düşün ya, ne diyorum lan ben diye.
mesela bunların farklı versiyonları var, (dobracı, direkt ifadeci arkadaşların) mehmet ali erbil (canlı yayında, prime timeda konuğunu donuna kadar soyan herif), ibrahim tatlıses (gazap gibi çökmekten veya masumiyet abidesi gibi ağlayarak prim yapmaktan haz duyan kişi), ismail türüt (ırkçı ve direkt söylemleriyle kafatasçıların gönlünde taht kuran “kadın delisi”). daha da sayabilirim.
nerden nereye. duyguları direkt ifade edersek insanlıktan çıkarız. duygular nezaketle ve akılla şekillendirilir. kontrolsüz güç de güç değildir.
:D:D:D:D:D:D:D::D:D:D…
duyguları direkt ifade edince bana kalırsa insan oluruz.. içimizde sadece hayvanlardaki duyguların olduğuna inansam, sana katılırdım..
zaten dobrayım, açık sözlüyüm diye takılan insanlarda, belirli kalıplar halinde ifade ediyorlar kendilerini. dobralık, açıksözlülük, kalıplaşmış artık. bikaç ulan ekliosun, emir kipinde konuşuosun vs…
bnm bahsettiğim böyle bir direkt ifade değil.. ulaşılamayacak bir nokta aslında.
ayrıca; seda sayan’ın kurduğu dobra cümleyle, senin mustafayı eleştirirken kurduğun kontrollü cümle arasında pek bi fark yok. hatta senin üstten bakan, öğüt veren, kendini zor zapdediomuş gibi duran cümlelerin beni daha çok gerdi açıkçası..
sanki dobrayım diye artistlenenlere, bi üst perdeden artistlik yapıp onları ezmeye çalışmışsın..
dinsizin hakkından imansız gelir.
ama dinsiz de, imansız da birdir…
kimseyue tepeden baktığımız yok. aksine, bakanlara bu nefretim.
bu arada mustafa kerdeşimin gülücüklerini Allah yüzünden eksik etmesin
kalbimizden atalım nefreti.. gel kanat çırpalım beraber kutlu diyarlara :P
nohut, sezarın hakkı sezara demişler. şimdi olmadı hiç seni esefle kınıyorum. açık kapı bulunca bi gol atma durumu sezdim ki kapının açık olduğu da tartışılır …
“”"boşver salla”"”
İSMAİL YK…
ben hadise’nin düm tek tek şarkısının notalarını veriyorum
si-si-sol-la-la-la-sol-si-si-sol-la-la-la//la-la-fa-sol-sol-sol-la-fa-fa-sol-fa-sol-fa-mi
pardon yanlış yazdım tekrar yazıyorum
si-si-sol-la-la-la-sol/si-si-sol-la-la-la/la-la-fa-sol-sol-sol-fa-la-la-fa-sol-fa-mi
kontrolsüz güç güç değildir kısmına katılıyorum.İnsanların uyması gereken görgü, ahlak vs vs kurallar vardır. bunlar da zamanında insanların birbirine direkt olarak duygularını açığa çıkarmalarından meydana gelmiştir zaten. her ağzına geleni söyleyemez, her içinden geleni yapamazsın. özellikle toplum karşısında, topluma örnek olan biriysen daha dikkatli olmalısın. fakat sadece ismail yk değil bir çok göz önündeki insan bunu unutmakta. ismal yk bir örnek. dünyaca ünlü bir çok sanatçı geçinen insan da aslında çok da güzel örnek olmuyor. onların da şarkı sözlerine bakacak olursak,yala beni öp beni,sar beni sarmala beni falan. ya da fak yuu yukarı.. fak yuu aşağı… hay fak!
ve böyle işlerle milyonları kazanıyorlar müzik piyasasıını ele geçirdiler nerdeyse. ismail yk da bu akımın türkiye versiyonu işte. dünyaca kabul görmüş bi durumun düzelmesi bi ütopya bence.
ne yapmalıyız?
bir şeyi içimize sindirirken bilinçli olmalıyız.tamam dinledim eğlendim,ama sevgilime allah belanı versin dersem hiç hoş olmaz tabi ayıp yani hiç hoş değil cık cık cık.bunun bilincinde olmak lazım.heh heh ismail de boş bulunmş acısından allah belanı versin demiş ama kötü demiş yaa hoş da çocuk hiç demez halbuki hoşgörmek lazım tabi aşk acısı dedirtiyor bazen böyle şeyler. falan gibisinden :D bu ismail yk dinleyenler için geçerli.
ismail yk dinlemeyenler olarak bence dinleyenlere niye dinliyonuz lağğn demek bişe ifade etmez.sadece dinlemediğimiz bi müzik tarzına sabredeceğiz. bize yanlış gelen kısımları çoluk çocuğumuza anlatacağız bak evlağdım şimdi böyle diyor ama bi sor neden böyle diyor yanlış diyor da..gibisinden..neyse ben böyle çok bilmişlik yaparım ama niyetim çok bildiğimi, süper düşündüğümü göstermek olmaz aslında bi katkıda bulunmaya çalışıyorum nacizane :)
seni çok seviyorum. sana bayılıyorum sana deli gibi aşığım bütün konerlerine geldim seniz yaşayamam
editör’ün notu: yorumcu burada ismail yk’dan bahsediyor :)
burada ismail yk beğenmeyen arabesk dinlemeyen ıyy arabeskmi oda ne diye konuşanlar abuk bi popçu arabesk bi şrkıyı seslendirince bravo ben böle güzel şarkı görmedim helal adama ne güzel şarkı vay be filan oluyorlar tamam bende arabesk dinlemiyorum ama ismail yk onun gibi bir sürü kişinin yapamadığını yaptı ve de çok yetenekli dinleyiciyle arasında müthiş bir sinerji war klasik müzik dinleyen bile eşlik edebiliyor ve olay oluyor izlediği bir strateji var bence yaptığı bütün şarkılar tutuyor yani
Öncelikle merhaba…