Ocak ayında güney İspanya’ya gitme fırsatım oldu, yeyip içtiklerim benim olsun gördüğüm güzellikleri anlatayım istedim.Öncelikle şunu söyleyeyim, eğer Avrupa’da schengen sınırları içinde yaşıyorsanız, böyle bir geziye çıkmanız çok kolay. Zaman ve para sorunlarınızı çözdüğünüzü varsayarsak tabii. Avrupa içinde çok yaygın olarak uçuşlar düzenleyen ryanair bu iş için biçilmiş kaftan diyebilirim hem de İspanya’nın birçok şehrine sefer düzenliyor. Uçuşunuzdan bir iki ay önce bilet alabilirseniz çok ucuz miktarlara bulabilirsiniz.
Mesela, biz üç uçuş için kişi başı 60 euro ödemiştik. Unutmamanız gereken birşey var, bilet alırken bagaj verip vermeyeceğinizi soruyor, verecekseniz şayet 25-30 euro daha yükseliyor uçak bileti. Zaten kısa süreli bir gezi yapacaksanız hiç gerek yok, alıyorsunuz sırt çantanızı ve çıkıyorsunuz yola.
Bizim Endülüs Emevileri dediğimiz, İspanyolcada Andalusia olarak geçen mekanları gezmek istiyoruz. Güney İspanya’nın mimarisi doğal olarak kuzey afrikadan çok etkilenmiş, bembeyaz evler, daracık pencereler. (Bir karşılaştırma yapmam lazım. Yaşadığım yer kuzey hollanda tamamen tersi, tüm evler koyu renklerde, çok nadiren gözüken güneşi evin içine alabilmek için kocaman pencereler var, hatta perde bile kullanmıyorlar.) Neden mimariden başladım derseniz, 1200’lü yıllarda topraklarını geri kazanmak isteyen İspanyollar, yaptıkları talan sırasında Endülüs Emevileri’nden geriye hiç bir kültürel miras bırakmak istememişler, kütüphaneleri falan yakıp yıkmışlar. O yüzden de geriye en çok kala kala mimari eserler kalmış.
İlk durağımız Madrid, sadece bir gece kaldık ve geç vardığımız için burda pek bişey yapamadık. Kendince büyük bir Avrupa başkenti, açıkcası önceki izlenimlerime de dayanarak pek beğendiğimi söyleyemem. Şehrin ortasında kocaman bir El-Retiro parkı var, orayı sevmiştim. El-Prado müzesine gitmiştim, bol bol romantik dönem resimleri var. Bir de ilgilenenler için Madrid’in gece hayatı çok canlı, evet çok canlı.
İkinci durağımız ve beni en çok etkileyen şehir Granada. Madem sitede bir istanbul havası esiyor bugünlerde, söylemeden geçmeyim; Granada İstanbul’dan sonra gördüğüm en güzel şehir. Güney İspanya’nın mimari özelliklerini çok harika bir şekilde yansıtıyor, tarihi şehir merkezinde kesinlikle dolaşmalısınız özellikle hava karardıktan sonra. Bembeyaz evlerin ördüğü, hafif sarıya çalan ışıkların aydınlattığı daracık sokaklarda yürümeli; çok harika bir şekilde aydınlatılmış, şehre hakim en yakın tepeye kurulmuş Elhamra (Alhambra) sarayını doyasıya izlemelisiniz. Ertesi günde büyük bir heyecanla kendinizi Elhamra’da bulacaksınız muhtemelen. Aklınızda bulunsun, Elhamra çok kalabalık olduğu için bilet bulmakta zorlanabilirsiniz, birkaç gün önceden internetten rezervasyon yaptırmanız çok iyi olacaktır. Bilette yazan saatte de saray kısmına giriş yapmanız gerekiyor yoksa biletiniz yanıyor. Bahçe ve kale kısımlarını her zaman ziyaret edebiliyorsunuz. Elhamra sarayı mütevazilik yönünden Topkapı’ya benziyor. Ama kabul etmek gerek ki, işlemeleri falan çok daha harika. 2006’nın eylül ayında Loreena Mckennitt, Elhamra’da çok harika bir konser vermiş. Konser mekanı şu an kimi koleksiyonlarında sergilendiği avlu gibi bir mekan. Küçük denebilecek bir yer, yani diğer bir deyişle, çok özel bir konsermiş ve muhtemelen bilet ücretleri de çok pahalı imiş. Ama orada olmayı ve o konseri dinlemeyi çok isterdim. Neyse ki youtube var, merak edenler oradan dvd görüntülerini izleyebilirler.
Üçüncü durağımız Cordoba. Granada’ya çok benziyor ama daha küçük turistik bir şehir. Bizim gittiğimiz dönemde pek turist olmadığı için çok sakindi ve pek sevdiğimi söyleyemem. Granada öğrenci şehri olduğu için hayat daha canlı idi. Cordoba’da görmeniz gereken yerlerden biri “Great Cathedral and Mosque” diye de geçen Mezquita de Cordoba. Efendim, burası zamanında cami olarak yapılmış ama Endülüs Emevileri’nin yıkılması üzerine katedrale döndürülmüş. Ziyaret ederken çok garip hisler içindeydim, Ayasofya’nın durumunu hatırlattı bana. Cami döneminden sadece mihrap kalmış, onun haricinde her yeri hristiyan ögeleri ile doldurmuşlar. O kadar büyük bir yer ki, iki tane ayin yapılacak yer yapmışlar; Pazar sabahı biri ziyarete açıktı, orayı gördük, diğerinde ise ayin devam ediyordu. Ayasofya’nın hristiyan dokusuna zarar vermediğimizi hep söyleriz. Onlar da mihrap kısmını korumuşlar ama tabii onun haricinde başka neler vardı, nelere zarar verdiler yoksa zarar vermediler mi detaylı bilgim olmadığı için çok doğru bir kıyaslamasını yapmam mümkün değil. Cordoba hakkında bir bilgi daha, 2014 yılında da Avrupa kültür başkenti olacakmış.

Son durağımız Sevilla, Andalusia eyaletinin başkenti. Burası da çok canlı ve sevimli bir şehir. Alcazar adında şehir merkezinde bir saray var. Çok harika bir yer, Elhamra’ya benziyor ama onun kadar olamaz. Bahçesi ise bence Elhamra’nın bahçesinden güzeldi. Avrupa birliği sınırları içinde bir okulda öğrenci iseniz ücretsiz gezebiliyorsunuz akademik dönemde. Bunu belirtme ihtiyacı hissettim çünkü gezi boyunca tek öğrenci indiriminden faydalandığımız yerdi. Bir de yanıbaşında bir katedral var ki, şu ana kadar gördüğüm en büyük katedraldi ama gezerken beni çok karanlık falan olması beni bunalttı biraz.
Dönüş uçağımız ise Malaga’dan idi, hiç gezme imkanımız olmadı ama biz montlarla ve kışlık botlarla havalanına giderken insanlar 20 derece sıcaklıkta t-shirtler ile dolaşıyorlardı etrafta. Akdenize kıyısı var, denize de girilebilir, vaktiniz varsa.
Klasik Avrupa başkentlerini gezmekten sıkıldım diyenler için güney ispanya harika bir mekan. Aklınızda bulunsun.
bugün 1, toplam 204 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- güney ispanya
- ispanyanın en güzel şehri
- ispanyanın en güzel şehirleri
- ispanya güneyi
- ispanyanın güneyi













Vize tamam, para ve zaman işini de çözersem ilk gideceğim yerdir!
Sevilla’da bi flamenko gösterisi izlemezseniz olmaz :)
Andalucia bölgesi şüphesiz İspanya’nın en güzel yerlerinden ama Barcelona, Valencia da görülmeli.
Hem diğer Avrupa ülkelerine göre daha uygun olduğundan daha az para yeterli olur.
Yani her tatilde İspanya’da olsak doymayız :)
Çünkü; “La vida es un carnaval”
neden diye sormayın ama zaragoza’yı çok merak ediyorum..