yazan: kabasakal
Evet sevgili okurlar başlıktan da anlaşılacağı gibi, bütün gün bunaltıcı sıcaklarda İstanbul sokaklarını arşınlayınca, İstanbul konulu bir yazıya yelken açtım.
Canım İstanbul, dünyada iki yakasını denizin ayırdığı özel bir şehir. Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlere kucak açmış, buna vesile olabilmek için bu topraklara terlerini kanlarını akıtan yüzlerce savaşçının ruhlarıyla harmanlanmış kutsal şehir. Cennet kelimesini de kullanmak isterdik ailecek lakin ne mümkün canım İstanbul ahalisi…
İstanbul büyüklerimiz anlattığı, kitaplarda yazan İstanbul değil maalesef. Ne İstanbul’un taşı toprağından ne de İstanbul insanlarından eser kaldı. Bambaşka bir dil konuşuluyor artık İstanbul sokaklarında. İstanbul Türkçesi diye bir lehçe – ağız – diyalekt vardı bir zamanlar. Günümüzde sadece devlet tiyatrolarının ve TRT’nin sahip çıktığı özel ve güzel bir lehçe. Bir de özel diksiyon kursları var. Bu kurslarda öğretilen ilk şey ise “Türkçe okunduğu gibi yazılmaz, yazıldığı gibi de okunmaz” tümcesi. Çocukluğumuzda öğretilenin tam aksi yani.
İstanbul Türkçesi deyip duruyorsun sabahtan beri, bir iki örnekle açıkla da pekiştirelim diyenler var ise merhum sanatçımız Zeki Müren‘in konuşmalarını bulup dinleyebilirsiniz.
İstanbul Türkçesinde bazı kelimelerde ‘Ğ’ yok sayılıyor, bazılarında ise ‘Y’, ‘E’, ‘R’ harfleri de yutuluyor veya ‘E’ harfi ‘İ’ ye dönüşebiliyor. Konuşma dilindeki örnekleri;
Geleceğiz: Gelicez
Geleceğim: Gelicem
Geleceksin: Geliceksin
Gelmeyeceğim: Gelmicem
Gelmeyecekler: Gelmiycekler
Eğitim: Eyitim
Eğer : Eyer
Haydi : Hadi
hatta İstanbul : Istanbul
Ve bazen de sesli harflerin açık kapalı telaffuzu yani uzatılması veya kısa kesilmesi.
Kedi kendi etini yedi.
Çevremizin ve bilhassa kendimizin yozlaştığı – yeni dilde dejenere olduğu – günümüzde en azından kendimize saygıyı unutmayalım. Anadolu insanın eski Türkçesi nerde kaldı dediğinizi duyar gibiyim. Elma’ya alma diyen, şu an topraklarımızda pek rastlanmayan Azeri Türklerinin veya Türkmenlerin konuştuğu Türkçe ise herkesin kabulüdür kanımca- bizlere çok uzak kaldı. Lütfen dilimize ve tarihimize sahip çıkalım. Yabancı kelimeleri mümkün olduğunca kullanmaktan kaçınalım. Hepsinin güzel Türkçemizde güzel karşılıkları var.
Akşam şerifleriniz hayrolsun efendim :)
bugün 1, toplam 404 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- istanbul türkçesi
- eski istanbul türkçesi
- istanbul türkçesi örnekleri
- eski istanbul sokakları
- istanbul türkçesi kelimeleri














Evet , kesinlikle öyle yapalim.
Ama bence su sokak saticilarina da hatirlatmak lazim bunu. Ya herseferinde onlar “toaazeeeh gieeevriiyeeeek simieeeyaaat” ya da “doaaahmatiiyeeez” ya da “ssiieekerciiieeehhhh, hiiyeeelmalııhhhh ssiieeekiieeeehhhh!” (elmali sekermis) diye bagirdiklarinda, “kardesim sen ne satiyon allasen” diyesim geliyor (“abla kör müsün” dese moraricam gerci)
Ama kabul edelim, kim türkce diksiyon kurallari dahilinde,kusursuz bir istanbul türkcesiyle mal pazarlayan birinden bisey almak isterdi acaba?
-sabah-i serifleriniz hayirli olsun!süt istermisiniz efendim?
-bi defolup gider misin rica etsem?
diye cevap veren cikardi eminim.
Hem dil kurallarinin bu kadar acimasizca ihlal edildigi su zamanda, para kazanmak adina degistirdigi türkce icin sokak saticisini suclamak biraz ayip olurdu galiba.
Neyse, cok uzattim sanirim. Ama Lale Hanim’in rekorunu kirmakti tek amacim….deeermisim (bakin bu ‘dermisim’ de da ‘tu kaka’ bir kelimedir, sakin kullanmayiniz)