Kedi tüm ıslaklığıyla ölü yatıyordu. Islanmadan önce mi ölmüştü yoksa ıslak mı ölmüştü? Ömrü son yağmuru görmeye yetti mi yoksa yağmur kanını akıtıp sele karıştırıp uzaklaştı mı bilmiyorum. Bildiğim şey İstanbul’a yağmur yağdığı ve sadece 10 dakika sonra Üsküdar sokaklarının sel olduğu ve bir kedinin asfaltın ortasında ıslak ve ölü olduğu. Gördüğüm bir başka kedi de bir saçağın altına kıvrılmış yağmurun dinmesini bekliyor, tıpkı benim gibi. Gülümsüyorum kediye ve köpeklere. Hepsini eve götürüp kurutmak geliyor içimden. Sonra öpüp sokaklara salıvermek. Çengelköy’de verdiğim tost kırıntılarını yemeyen kedi ve köpeği de bulup sarılmak istiyorum. İçim yağmurla bereketleniyor, Üsküdar meydanına doğru sulara bata çıka yürümeye çalışıyorum. Su geçirmez bir ayakkabım var ne şanslıyım bugün. Yanımda şıpıdık terlikleriyle yürüyen arkadaşımın ayaklarına bakıp gülüyorum, sinirden bol kahkaha atıyoruz. Sonra yağmur tekrar şiddetleniyor ve kafamıza bir şey tutarak koşturuyoruz dolmuşa.
Hiç romantik değil yağmurda Üsküdar. Şarkı da tutturamayacağım şimdi. “Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur…” Sonrasında da oldu bir sel. Şemsiye satanlar zengin oldu, dolmuşlar taksiler doldu. Herkes kaçtı yağmurdan çamurdan.
Oysa günlerdir özlemle bekliyordum yağmuru, ince ince ıslanmak istiyordum, neşeyle koşmak, yanımdakiyle -artık kim çıkarsa bahtıma- kıkırdamak, sonra eve gelip havluyla kurulanmak, sıcacık çayımla bir film izlemek. İstanbul’un alt yapısı çelme taktı hayallerime ve hop çamura düşüverdim. Şimdi evdeyim, pisim ama güzelim, üşeniyorum duş almaya. Mısır unlu poğaça yiyorum, üşeniyorum çay demlemeye. Üşenenin çocuğu olmaz demiş atalarımız. Bu işin alamet-i farikası nedir bilmiyorum. Yağmur yağıyor, oh ne güzel arabam da yıkandı. Sümüklü böcekler de meydana çıktı. Bastığınız yerlere dikkat edin, kırmayın kabuklarını.
Her şeye rağmen yağmur öyle yumuşak aktı ki yanaklarımdan kızamadım…
bugün 0, toplam 2 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- istanbul yağmur ıslak kedi













her yerde yagmur var…
küresel ıslanıyoruz! Kaçın!
bu şehirde ıslanmak,
hüznün zombileriyle karşılaşmak gibi…