“Kadın erkek konusunda, kadın tarafını anlamaya çalışan adamlar, bana sevgililerine ya da potansiyel sevgili olabileceklere yaranmaya çalışıyor gibi görünür.”, der Peter Van Andrea. “Ayasophia hariç tabi” diye de ekler.:) Ya da kadınların bu pozitif muhabbet etme potansiyelinden faydalanmak için de böyle bir şeyler yapmak istiyor olunabilir. Ve bunu da pek bilinçli yaptıklarını düşünmüyorum, erkek olma dürtüleri onları böyle bir noktaya sürüklüyor bence, bu sürüklemeyi de başka kelimelerle kapatmaya çalışıyorlar gibi geliyor. Tabi bu kapatma süreci de bilinçli bir süreç değil. Bütün bunların bilincinde olan bir tek sen mi varsın nohut kafa?! hehe evet sanırım öyle:)
İşte bu da subjektif ve taraflı değerlendirlemelerimin 2.ci yazısıdır. Bitmiştir.
Kadın milletinin planlanmış programlanmış kibar söylemi, erkekleri bölmüştür. Kadın dayanışmasının geleceği son nokta için yazmış olduğum bir zımbırtıyı yakında koyarım siteye.
Bununla birlikte, asabiyetin, nefretin, kinin insana nasıl negatif bir güç verdiğini temaşa etmeden geçmeyiniz. Bu tabletleri yutunca olduğunuz yerde zıplar, kendi kendinize söylenir, sonra da gerisin geriye oturursunuz aşağıya. Ben böyle durumlarda tuhaf bir şekilde dışarıya çıkıp koşmaya başlıyorum. Kondisyonum zayıf olduğu için de 2 dakikada kesiliyorum ve yürüyerek devam ediyorum. (Tuhaf olan koşmam değil, 2 dakika da kesileceğim bir şeyi yapmaya çalışmam, beceriksizliğin böylesi) Bazen durduk yere bağırarak deşarj olduğumda oluyor. Mesela “marketing!” diye bağırıyorum bazen, ya da Al Pacino’nun “Any Given Sunday”de futbol takımına yaptığı konuşmayı yapıyorum. (Çoğu zaman halimi özetliyor o konuşma) Bazen de kendi kendime futbol maçı anlatıyorum.
Şimdi bu yazıyla kadınlar kötüdür’ün ne ilgisi var diyeceksiniz. Demeyin. Lütfen demeyin. Çünkü aslında kadınlar kötü falan değildir. Kötü olan bir şey varsa, o da bir şeye kötü demektir. Yani bu yazı dizisine de kötü demek kötüdür. O yüzden aslında kadınlar kötüdür. (Bir kadınla tartışırken, bunun gibi bir laf kalabalığıyla karşılaşabilirsiniz, şimdiden hazırlanın.)
Kin, intikam vs. deyince sekşpirden “Bizi keserseniz, kanamaz mıyız? Şaka yapsanız, gülmez miyiz? Bizi zehirlerseniz, ölmez miyiz? Ve bize zarar verirseniz, intikamımızı almaz mıyız?” aklıma geliyor, sonra da mahkemede tacirin nefretinin nasıl elinde patladığı, yerlerde sürünecek hale gelmesi. (isterseniz Venedik Taciri’nin filmi mevcut) Orada Yahudinin şiddetli kin duygusunu içinde patlatan da bir kadın yargıçtı. (İroniye gel)
Aslında masalların, gerçeklerden daha gerçek olduğuna dair bir şeyler yazmak istemiştim. Ne alaka tabi. Olsun.
bugün 0, toplam 4 defa okundu...













gözden kaçmış iyi bir yazı :)