
İnsan bir binadan, altı üstü dört duvardan ibaret bir binadan nasıl böyle etkileniyor?
Kabe’nin örtüsüne sarılıp göz yaşı dökenleri gördüğünde ilk gün, yahut “Burada Kâbe’ye bakarak kılınıyor namaz”ın ilk kez tecrübe edildiği o sabah namazında, surelerden birini okurken hıçkırıklara boğulduğunda Kâbe imamı sizin neden bahsettiğini bilmediğiniz bir ayeti okurken, siz ağlayamadığınıza ağlıyorsunuz ilk.
Yalnızca seyretmenin bile ayrı bir büyüleyiciliği varken Kâbe’nin etrafındaki o yüzyıllardır devam eden deveranı, gidip o rahmet denizine katılmak, karışmak…
Döndükçe döndükçe, aradaki bütün perdelerin kalkıp, Rabbe en yakın olma hali. Öyle ki O, “Kulum iste, ayakkabının bağını kaybetsen, onu bile benden iste” diyorken, “Beni affet, Sen benden razı ol yeter“den başka dünyalık bişey istemenin gelmemesi akla ve kalbe.
Tavaf, tarifi imkânsız bir lezzet. Ayaklarının altı yanmaya başladığında artık yürümekten, “biraz daha” diyorsunuz, “biraz daha baş başa olayım Seninle“.
Tavaf sonrası Kâbe’nin önünde namaza durduğunda, o binlerce insan içinde kendini Rabbinin dizinin dibinde hissetme ve O’nun merhametinin büyüklüğünü idrak etmek.
Kendine kızmak.
Kendine acımak.
Kendini sevmek, herkesi, her şeyi sevmek…
Mazhar Alanson’un kalbine ateş düşüren ve “yandım” dedirten “siyahlar içindeki” varlığın bir kadın değil de Kâbe olduğu hatırlatıldığında, “‘yeniden şarkılar söyletme’ kısmını asıl o zaman anlamış oluyorsunuz.
“Yandım“ı bi kez de Kâbe’yi düşünerek dinleyin derim.
Özledim seni, düştüm yollara/
Açtım gönlümü rüzgarına/
Bir hayaldi sanki, bir macera/
Yıkıldım, kelimeler paramparça/
Yandım… yandım… yandım yandım/
Ah ki ne yandım/
Bana yeniden şarkılar söyleten kadın/
Baka baka doyamadım, hem kokladım da/
Sarhoşluğu geçmedi hâlâ/
İçimde sevdan…
bugün 0, toplam 9 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ayakkabının bağını bile













Ben bu şarkının anlamını bilmiyordum. Sözleri daha bi güzel geldi şimdi.
[...] Hiç görmeden özlemini duyduğunuz o beldeden böyle özlemle ayrılmamak ne mümkün… Her varlığın- misal atom çekirdeği etrafında elektronların, dünya etrafında ayın, güneş etrafında gezegenlerin- kendi lisanları ile söylediği o şarkıyı, kâinatın sıfır noktasında dinlemek, söylemek. Kâinatın tam kalbinde o muhteşem koronun bir parçası olmak. Zamanın göreceliliğine bir kez daha kani olurken, tam olmak, tamam olmak, tamamlanmak… Yüreğim Medine’de, yüreğim Mekke’de kaldı. -devam edecek- [...]