
Hiç görmeden özlemini duyduğunuz o beldeden böyle özlemle ayrılmamak ne mümkün…
Her varlığın- misal atom çekirdeği etrafında elektronların, dünya etrafında ayın, güneş etrafında gezegenlerin- kendi lisanları ile söylediği o şarkıyı, kâinatın sıfır noktasında dinlemek, söylemek. Kâinatın tam kalbinde o muhteşem koronun bir parçası olmak. Zamanın göreceliliğine bir kez daha kani olurken, tam olmak, tamam olmak, tamamlanmak…
Yüreğim Medine’de, yüreğim Mekke’de kaldı.
-devam edecek-
bugün 0, toplam 6 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- kabeyi ziyareti anlayabilmek
- kainatın kalbi
- kabeyi ziyareti anlamak
- kainatın kalbi insan













allah kabul etsin evvela…
Mahmud Erol Kılıç var, belki bilirsiniz… Kabe’yi ziyareti esnasında oralar tadilattaymış. Öyle olunca, “onun bina olduğunu” anlamış muhterem. Sonra sonra fark etmiş, kalp neresi, dünya neresi :)
maksadım tadı damağınızda kalan seyahatinize limon sıkmak değil, yazının devamını da heyecanla bekliyorum, lakin içimden geldi paylaşayım dedim hocanın (kendisi İlahiyat Prof’udur Marmara’da ve tasavvuf tarihi dersleri verir) menkıbesini…
[...] bir binadan, altı üstü dört duvardan ibaret bir binadan nasıl böyle [...]