Çocukken Cannes film festivalinin ismini duydukça, gerçekten neye uğradığımı şaşardım. Malum bu itibarlı film festivalinden çok karizmatik bahsederdi haberler, programlar. Ancak ben sürekli Cannes’i, Kan diye duyardım. Bir yandan korkardım. Bir yandan heybetli gelirdi bana bu kelime. Ne lan bu Kan film festivali diye düşünürdüm.
Sakinkafa tarihinin en gereksiz yazısı…
(Ve burdan sonrasını Sakin Kafa yazar)
Doğrusu ben de aynı dertten muzdariptim ufak bir çocukken. Aslında büyüdüm ve pek bir şey dğişmedi. Okumayacakları harfleri neden kelimenin parçası yapar şu ecnebiler hiç anlamadım. Yazıldığı gibi okunamayan bütün diller mallık tarihinin en bariz örneklerindendir kanımca. Şimdi bir filolog gelse beni dövse karşı koymam. Ama yine de sert bakışlarımla onun aklına da sokarım bu soruyu. Ghandi gibi dimdik ayakta dururum karşılık vermeden.
Kimse bana, “yahu aslında o harfler de biraz okunuyor da biz algılayamıyoruz” falan diye geyik yapmasın lütfen. Ghandi neymiş ya, Gandi!
Bu arada Fenerbahçe:0 – Kan:4. O maçı da hatırladım şimdi. Ortaokuldaydım.
(Bu kısmını ben yazıyorum tekrar)
Ghandi’dekini anlıyorum biraz. Gandi değil çünkü direk, G’den sonra bir yumuşama vardır Ghandi’nin telaffuzunda. Ama dediğini çok iyi anladım ama bir türlü bir örnek bulamadım ya. Düşündüm durdum, buraya yazarım diye tekrar girdim yazıya ama yazamadım.
Not: Buradan chat yapmak da hoş olur…
(Ve burdan sonrasını Sakin Kafa yazar)
Mesela “knock” kelimesi. “Nock” deseler ölürlerdi sanki. Ya da “knee”, “nee” deseler kıyamet mi kopardı? Zaten şu İngilizce ana dilli milletler şu güzelim “k” harfinin hakkını hiç bir zaman veremediler.
bugün 0, toplam 3 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- cannes
- cannes film festivali













bir dil bilimci olarak meseleye acilen parmak basmak istiyorum:)
öncelikle telaffuz her dilde değişkenlik gösteriyor, sadece ingilizce de değil, türkçe de de var bu farklılık.her dilde var. konuşma dili ile yazı dili hep aynı düşünülüyor değil halbuki. biz mesela en basiti neden oluyo, geliyo gibi kelimelerin ‘r’ sini yazarken yazıyoruz da okurken çoğu zaman okumuyoruz sadece spikerlere bırakıyoruz bunu, hatta r lerin taklidini yapıp dalgasını bile geçiyoruz. ya da şive yapıp geliyi gidiyi diyoruz. ya da babanın kardeşi olan hala ile sürekli anlamına gelen hala kelimesi gibi örnekler çok. bakmayın biz de yazdığımız gibi konuşmuyoruz.
Ayrıca o gereksiz gördüğünüz harfler aslında bizim örneğin ‘h’ harfini tek başına okuyamayıp ancak ‘he’ ‘ha’ diye okumamızı sağlayan, yanına getirdiğimiz ünlüler gibidirler, yani onlarsız anlamlı bir kelime, ses oluşmaz bu dillerde.yani o harfleri çıkarsanız onlar okuyamazlar o kelimeleri, anlamazlar… bide fazla türkçe düşünmeye gelmiyor, ingilizce düşününce bu dilde her şey yerli yerinde :)
bence değil :). amarikalılar bitmiş bence. knok knok knok
ingiliz ingilizcesiyle amerikan ingilizcesi telaffuz bakımından bayaa farklı aslında, ama amerkalılar hakkaten bitmiş:) dili de argo gibi kullanırlar zaten.