Size müthiş bir karnabaharlı penne (yada penneli karnabahar, bunu belirlemek sizin elinizde) tarifi vereyim.. (Sakinkafa’yı henüz bulan, içeriğinden, formatından, vizyonundan, misyonundan pek haberi olmayan, gayet çaylak bir yazı deneyicisi olarak, yeni bir tarz deniyorum müsadelerinizle..)
Efendim.. Öncelikle karnabaharları yıkayıp çiçek çiçek koparıp tuzlu suda haşlıyoruz (tuzlu olmazsa sonra karnabaharları tuzlamak işe yaramıyor, içine işlemesi gerekiyor tuzun). Tam miktarını veremeyeciğim, ama makarnayla karışınca bi borcama sığacak kadar olsun. (Allah’ım, yemek konusundaki çaylaklığımda belli olmaya başladı.) Mesela bir küçük karnabahar, yada yarım büyük, yada 2/3 orta boy karnabahar sanırım yeterli olur. (Aslında bana sorarsanız bu büyüklük-aslında hacim yada kütle, yada her ikisi- meselesi son derece görecelidir, hepimiz biliriz, ama bunun felsefesine hiç girmeyelim.) Makarnanın miktarını da dilediğiniz gibi ayarlayın. Bol makarna isterseniz yarım paket yada fazla, az makarna isterseniz daha az. Ne kadar mantıklı ve matemetiksel değil mi?
Karnabaharlarımızı, (aslında 1 tane karnabaharımız var, çoğul eki gereksiz) haşlarken çok da küçük parçalara bölmeyin ezilmesin ve dahi vitamini ölmesin.
Sonra karnabaharları haşladığımız tuzlu suda penne şekilli (paralel kenar görünümlü düdük makarnaya İtalyan halk dilinde verilen ad) makarnaları haşlıyoruz, hem besin degerleri kaybolmasin hem su israfı olmasın diye.. (Aslına bakarsanız, kıvırcık makarna da olur, spagetti de güzel oldu, ama aslı penne olacak.)
Bunlar haşlanırken bir tavada 4 kaşık tereyağını 2 kaşık unla kavuruyoruz. Güzel güzel kokarken ve koklarken yakmamaya özen gösteriyoruz. Vee onceden ısıtılmış 3 bardak sütü yavaş yavaş ekliyoruz bu tavayaa… Pütür pütür oldu, topacık topacık oldu diye dert etmeyin efendim (bu ikilemelere takılmayalım, anafikir pürüzsüz olmamış olması). Birazdan o pütürler ezilir, olur da ezilmezse, çaktırmadan blender’dan geçirin kaynadıktan sonra. (Çaktırmayın çünkü tarifte bu yok, beceriksizliğimizi afişe etmenin anlamı da yok).
Bu un ve yağ karışımı sütle beraber kaynarken baktınız ki çok katılaştı, dediniz ki “böyle beşamel sosu mu olur, helvaya döndü”. Hemencecik napıyoruz, yandaki tencerede duran ve kaynaması biten makarnaların suyundan bir kepçe ekliyoruz. Hem sosumuz tuzlanıyo hem de sosa benzemeye başlıyor (bu bir çelişki değildir). (Tarifimizin beşamel soslu oldugunu söylememiştim değil mi, aslında degil, yani tarifi veren Amerikan site bunu belirtmiyor. Büyük ihtimalle bu sosun adını bilmiyorlar o yüzden. Bu cümleyi okuduktan sonra size Amerikan yemek sitelerinden “apartma” bir tarif verdiğimi sanıp, beni intihalcilikle itham etmeyin. Sadece esinlendim hepsi bu. İstek üzerine referansa verebilirim.) Eğer yandaki tencereden tuzlusu eklediysek sosun tuzunu onu göz önünde bulunarak az koyuyoruz. Ayrıca karabiber çok önemli, hoş bir lezzet verir, kış gününde içinizi ısıtır, sosunuza ekleyiniz.
(Hiç bu kadar geyik dolu bir yemek tarifi okumamıştınız değil mi, haydi itiraf edin. İnanın ben de hiç böyle geyik bir tarif yazmamıştım. Aslında ben daha önce hiç yemek tarifi yazmadım -pek yemek yapmadığımdan olsa gerek-. Bir daha yazsam yine geyik dolu olabilir, tabii..)
Evet nerede kalmıştık.. Hah.. Karnabaharı ve makarnayı haşlayıp kenara aldık. (“Kenar” dediğim az derin borcam yada fırın tepsisi) Sosumuz da kaynadı, eğer içinde pütür/pürüz varsa çaktırmadan mikser/blender ile ezdik. Gelelim tarifimizin asıl önemli kısmına, sosa peynir ilave ediyoruz. Orijinal tarifte gravyer peyniri yazıyor, ben direkt hollanda kaşarı kullandım. (Böylece ikamet edilen ülke sorusu cevabını bulmuş oldu). Bu arada gravyer peyniri daha çok eski kaşar gibiymiş öğrendiğime göre (yani Hollanda’nın meşhur Gouda peyniri çok yerinde bir seçim değildi, yine de güzel oldu). Eski kaşar bulursanız siz ondan ekleyin. Çünkü normal kaşar peynirini üzerine koymak için kullanacağız birazdan.
Devam edelim, gravyer peynirleri, yani eski kaşarlar, bu sosun içinde iyice eriyince, sosu alıp makarna ve karnabaharların üzerine boca ediyoruz ve karıştırıyoruz. Her tarafı sosluyoruz (tabi ki borcamın yada tepsinin içindeki her taraf, yoksa tezgah-ocak-fayans tarafları değil). Sonra da üzerine kaşar rendesi yada ince dilimlerini dizip fırına verip istediğimiz kadar pişiriyoruz. (Fırın ısısını da deneye deneye 200 dereceye sabitledim, süre de yaklaşık yarım saat, ama yine de arada kontrol edin, ne olur ne olmaz) Vee (en önemli kısım) afiyetle yiyoruz.
Durun bitmedi, bu Amerikalilar yazmış böyle bir tarif ama, ben bunu güzelce modifiye ettim, Türk anane ve usûlüne uygun hale getirdim. Şöyle ki, beşamel sosu cinsi sosu kavururken salça ekleyebilirsiniz. Yada/Hem de ayrı bir yerde yada salçayla biraz kıymayı kavurup (biraz da gelenekselleşip kıyılmış soğan da koyabilirsiniz) onu karnabahar ve makarnaların arasına ekleyebilirsiniz. Yada (yine “hem de” de diyebiliriz) bu karnabahar ve makarnaların üzerine karnabaharlar haşlanırken aradan attiğınız havuçları (bunu yukarıda yazmadım çünkü bu da orijinalinde yok) dilimleyip üzerine kaşar rendesini koyarsaniz piştikten sonra deliklerden turuncu havuçlar size bakar, güzel görünür çok da lezzetli olur. Havuç sevmezseniz, haşlanmış brokoli de olur. Onu da mı sevmediniz, çiğ domates veya taze biber dilimleyin efendim kaşarların aralarına. Hem estetik, hem leziz.
Allah’ım nefis bir tarif bir değil, dört beş tarif verdim tek seferde. Hepsini ayrı ayrı deneyin efendim. (Ben her ne kadar da kıyma, soğan, domates, biber ve brokoli kısmını denememiş olsam da eminim güzel olur onlar da.)
Hala beğenmediniz mi? O zaman karnabaharı çiğ yemeyi deneyin. Hem daha faydalı hem de pratik..
Hmm, karnabahar mı sevmiyorsunuz? O zaman bu tarifi deneyin, en basit halinden başlayarak (Ve kısır döngü başlar.) Kendi emeğiniz olacağı için seveceksiniz. Sevmeseniz bile bunu kendinize itiraf etmek biraz olacak.
Afiyet olsun, bal olsun, şeker olsun..
Not1: Bu yazıdaki çoğul eklerinin kullanımındaki tutarsızlığın farkındayım, düzeltmiyorum. Hatta Türkça karakter kullanımında tutarsızlıklar da vardır, gözümden kaçmıştır.
Not2: Bu yazı, son derece doğal ve samimi bir arkadaş ortamının yansıması olan bir e-mail grubunda yazılmış olup, Sakinkafa için gözden geçirilmiştir.
Not3: Bu karmaşadan bir tarif seçip de yapan çıkarsa, hele bir de beğenirse, önünde saygıyla eğilirim.
bugün 0, toplam 16 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- karnabar resmi
- karnabaharlı penne
- penneli firin makarna
- kasilyas karnabahar
- karnabar yemek tarifleri













artık sıkılmıştık, “soğanlar pembeleşene kadar tavada kısık ateşte bekletilecek”, “patatesler küp küp doğranacak”, “bir tutam (kimin tuttuğuna göre değişir halbuki) çörek otu lezzet katar” gibi tariflerden.
hem sakinkafa’ya, hem de yemek tarifi platformuna hoşgeldiniz :)
ayine hanım’ın pratik yemek tarifleriyle iyi ikili olacak gibi…
keyifle okunan bir yazı.
ancak uzunluğuna bakınca, yapımı zahmetli ve uzuuuun zaman alan bir yemekmiş gibi gözümü korkutuyor:)
teşekkürler hoş yorumlarınız için.. bu sitede başka tarifler oldugunu görmemistim bile.. ama bugun meyveli keki denedim;)
sevgili kurbaga prenses, aslinda burada en az dört-beş çeşit fırında karnabahar tarifi var.. aralarindan buzdolabinizin icerigine ve/ya damak tadiniza en uygun olani secebilirsiniz. aslinda’nin aslinda demek istedigim su ki, kendi yemek tarifimizi uydurmak/yaratmak için tek ihtiyacimiz olan birkaç temel fikir (uzun yazidaki sos kismi mesela), gerisini zevkimiz belirler..
(sanirim uzun yazmadan yapamıyorum, şu yorumun uzunluguna da bakın.. ;) )
PS: “karnabahar” (sanirim tdk’ya göre) en dogru kullanımı, ama bence “karnıbahar” yada “karlıbahar” cok daha anlamli :)
destan gibi :) ki karnıbahar seven biri olarak onun bu destana layık olduğuna inanırım.
yine de üşengeç biri olarak tarifim kısa yoldan haşlamak ve zeytinyağı+limon+tuz eşliğinde hoop mideye indirmek.
hoşgeldiniz efendim dikenimor :)