Bazen hayatın anlamı dediğimiz öz “bir tas çorba” oluyor. Ötesi değil. Sadece bir tas sıcak -mümkünse- tavuk suyu çorbası. Onu yapacak olan ellerin hayali. O hayalin gerçek olmaması. Kendi tavuğunu kendin alıp, kendine bir çorba yapman ve kendi kendine içmenle yüzleşmedir bazen hayatın özü.
İşte hasta insanoğlu için bazen hayat tam bu noktada tüm sıvılarla birleşir. Sırtındaki ter, burnundan bir türlü akmayan sümükler ve gözlerindeki bolca damlalar sıvı karışımını oluşturur. Ve tüm sokaklar ıssızdır o geçerken, çöp arabalarının ardından havlayan köpekler yoktur. Kimse yoktur. Hiçbir sıvısını paylaşamaz. Akanlar ve akmayanların eşliğinde öylece yürür, terler, iyi olur belki.
Sıvıları ona yetmez, daha çok sıvı alması gereklidir. Gider markete, bir poşete nar, bir poşete portakal doldurur. Bir de asıl kahramanımız olan “tavuk” alınır. Eve gider gitmez hemen nar ve portakal suyu sıkar. Alır sıvısını. Tavukları haşlar, suyu ile beraber öylece yer. Tam anlamıyla bir çorba olmasa da, tavuk suyu iyidir. Yatağa girip bir terlese bu iş tamamdır.
“Domuz gribi oldun, senin gibi bünyesizler ölecek” vesveselerine aldırmaz. Onun derdi hastalık değildir. Sadece bir tas çorbadır. Yapmasına yapmıştır kendi kendine, ama birinin ellerinden “şefkat” ambalajına sarılmış bir tas çorba içseydi fena mı olurdu. Olmazdı. Çok da iyi olurdu. Daha çabuk iyi olurdu, hemencik iyileşirdi. Sen sevgili okur, elinin uzanabileceği hasta insana bir çorba kaynat, duasını al, yazıktır, hastadır.
Acil not: Aslında aranacak bir numara olsa. “Acil Dost Hattı” ya da “Acil Çorba Hattı”. Hasta ve yalnız olan insanoğlu arasa, oradan bir tas çorba gelse, gelen kişi ona çorbayı içirse, bir yandan saçlarını okşasa, üzerini örtüp bir başka hastanın evine gitse. Kapital dünyada böyle ‘şefkat dolu’ bir çözüm biraz sakinleştirir belki.
bugün 0, toplam 5 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- Hastaların duasını alınız













böylesi zamanlarda kimsecikler yoksa en yakın arkadaş hiç çekinmeden aranır, o da hemencecik koşarak gelir, tavuk suyuna çorbanın yanında biraz muhabbetle moral verir ve hastalıktan tez zamanda feragat edilir.
tamam tamam yapıyorum çorbanızı, kapıyorum bebe biskuvisini ballı sütü :)
geçmiş olsun.
efendim, bende çok acıyorum, üzülüyorum ve istiyorum ki birisi gitsin yardımlarına. ama olmuyor işte, çevrende kimse yoksa sana yardımcı olması için çağırabileceğin, olmuyor.
sanki corba icmek icin arada sirada hasta falan olasiniz geliyormus hissine kapildim okuyunca galiba
“hicbir sivisini paylasamaz” patlagi (saniyorum birden beyninizde bir ampul seklinde belirmis sonra patlayivermis ama daha tamamen sonmeden hala akkor halinde iken yine de hosunuza gitmistir) vurgulu bari olmasa yazi hosuma gitmisti az daha
az daha yapıyordum demek suphi ceyhun :)
yapıyodum, yapmıştım…
bebe bisküvisi unutmuşum, hatırlattığınız için teşekkürler maya hanım.
daha iyiyim, herkese sağlık ve ‘bir dost eli’ diliyorum.
çok çok eski bir şarkıya gittim yazınızı okuyunca mor paspas..bir tas değil ama olsun yine de; iki tas çorba.
http://www.muzikce.net/6341/dinle-mustafa-sandal-iki-tas-corba.html
(burada nasıl link veriliyor, editör:))
mustafa sandal henüz fena işler yapmıyorken kaydetmişti bu şarkıyı.
“tavuklu” kısımlarına katılmasam da, ciddi bir mütercimlik vazifesi eda etti yazınız, elinize sağlık.