Görsel kirlilik mi desek, kalabalık mı, zenginlik mi kestiremiyorum. Sanırsam yer yer biri, kimi yer hepsi. Gözümüze sürekli yağan, analog yaşamdan aşırma/fışkırma ayrık kareler limitini sonsuz sandığımız beynimizi doldurma başarısını gösteriyor. Bunlar beynimizi doldurmaya ant içmişken de, algılarımızdaki filtrelerde biriken çapaktan ibaret kareler, aslında hiç istemediğimiz halde göz dolduruyor, ve sonuçta köreliyoruz.
İddiasız başlıklar:
Hey! Gole giderken, centilmenliğine çalım atan topçu!
Bu güzel atak bozulsun istemiyorum. Bir daha böyle top ya gelir ya gelmez. Beni durdurmayın istiyorum. Bana duygu sömürüsü yapmayın yerlerde yatarak. Yatsanız da görmezlikten geleceğim. Taraftar ıslıklayacak, duymayacağım. Sonra bu bir kaç kere başıma gelecek ve ben centilmenlikle paranoyaklık arasına sıkışmış bir futbolcu olup yerde yatan bir rakip oyuncuyu görür görmez topu taca atacağım. Ya da biri yere yatmasa da yattı sanıp motivasyonsuz bir oyun sergileyeceğim, tehlikeli ataklar geliştiremeyeceğim. Çünkü ben aslında centilmen bir topçuyum.
Hey! İnternetten para kazanılmasın, tüm hizmetler hayrına olsun isteyen kardeşim!
Lütfen sitelerinize reklam koymayınız. Koysanız da tıklamayacağım. Gözlerim şıp diye anlar benim reklamı. Okumam bile. Ayrıca böyle elit bir platformda nasıl olur da reklam yayınlarsınız. Aşkolsun, sizi kınıyorum. Tüm internet yayıncıları paşa çocuğu değil mi ayol? Böyle konuşuyorum aslında ama bakmayın siz. Reklamları filtrelemekten aslında hep onları almışım bünyeye zehir gibi. Bir rahat dolaşamadım şu internette.
Hey! Yeni abdest almış dindar kardeşim!
Açık saçık kadın resimleri var sokaklardaki reklam panolarında. Dahası yaz geliyor, hanımlar artık daha rahat giyinmeye başladı. Hepsini filtrelemek zorundayım. Görmemek… Abdestimi sıkı sıkı tutmak. Kendimi şartladığım için artık açık saçık giyinmiş kadından başka birşey hayal edemiyorum. Bununla donanmışım ben.
Hey! Yazı görmeye tahammülü olmayan “Posta” okuyucusu
150 pt büyüklükte 3 satır yazı olmalı bir gazetede. Gerisi resim olmalı. Kim okur minicik bir sürü yazıyı. Resmen mallık kuzum.Yazıların beni rahatsız edeceği korkusu, yoksa ben okumayı sevmeyen hödüğün teki miyim korkusu ve benzer korkular sarmış dört bir yanımı… Ben filtreledikçe, kelimeler gözüme geliyor. Yorgunum rehberli doktor.
Aslında biz göz ardı ettikçe, bu kalabalık -hayatımızda istemediğimiz bu kuru kalabalık- gözlerimize iyiden iyiye doluyor, bizi yoruyor ve yavaşlatıyor. Filtrelesek de filtrelemesek de, göz ardı etsek de etmesek de…
bugün 0, toplam 8 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- filtrelemıs sıtelere gırmek












