Malum devir değişti ve artık iletişim araçlarının en durağan görüneni yazı, anlık bir iletişimin enstrümanı hâline geldi. Mektup göndermekle geçecek vaktin, bekleyişe tebdil edilme (dönüştürülme) devri geçti. MSN dediğimiz, “Instant Message” (anında mesaj) teknolojisi var; elektronik posta var. Lâkin bazı huylar var ki hiç değişmiyor…
Mesela nasıl ki, tarzancaya yakınsayan (yaklaşan) bir yabancı dille anlaşmanın güvensizliği bizi bağırmaya itiyorsa; klavyede yazarken sürekli klavyeye bakmanın getirdiği “acaba yazdıklarım ekranda beliriyor mudur?” hissiyatı, bizi tuşlara sert sert basmaya itiyor. Bunu piyano öğrenenlerin de ilk başlarda yaşadığını düşünüyorum. Klavyeli çalgılar hakezâ.
bugün 0, toplam 8 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- sert kafa ve sert vücut













“sürekli klavyeye bakmak” parmak reflekslerine yada parmak yordamıyla harf bulma kabiliyetine güvenememekten de kaynaklaniyor olabilir aslinda. tuslara sert sert basma hareketinin ise en cok ertesi sabaha teslim edilmesi gereken odevler, isler vs olunca katlanarak arttigini dusunuyorum. (evet bu yorumu da tuslara sert sert basa basa yaza yaza yaptım)
ben hala diyorum arkadaşlara, bana açık adresini ver sana mektup göndereyim diye ama kimse ciddiye almıyor beni:) bir evet dese biri, hiç şüphesiz yapardım bunu.
ismi lazım değil, bir dostum askere giderken benden hususi mektup yazmamı istemişti. oysa e-mail ile gayet de iyi anlaşıyorduk. neymiş? asker, mektup beklermiş :))
sakinkafa ailesi hazır Sakinkafa vatani görevindeyken bu anı ölümsüzleştirebilir :)
mektuplar anılara ve hatıralara karışıyorken…
bence de, Sakin Kafa askerî birliğini falan buraya yazarsa, mektup yığını gidebilir kendisine :)
sonunda görmüş oldukki değerli okurlar ayasophia ilk defa kısa bitirdi yazısını kendisini tebrik eder kısa yazılarının devamını dileriz …. :)
Benzer durumu ben pes oynarken yaşıyorum. Cristiano Ronaldo sağ kanattan koşarkan Puyol’la önünü kesip, kayarak topu almaya çalışınca, benimde ayaklardan biri benzer refleksi göstermesi….