İstanbul’da kar var. İş de tatil edildi. En iyisi Capacity Kitchenette’ de spagetti yeyip, vizyona giren Ejder Kapanı’nı izlemek…
Çok kötü giyimli (polis teşkilatının ‘cool’ gençleri derhal bu ‘tufa’ yı düzeltmelidir.) bir Kenan İmirzalıoğlu, seslendirildiği izlenimi veren (belki de öyledir) bir Uğur Yücel, tam da benzetilmiş pavyon şarkıcısı Ceyda Düvenci, sert yüz hatlarıyla stajyer polis değil de stajyer cani rolüne daha yakışacağını düşündüğüm Berrak Tüzünataç ve filmin başı ve sonunda görünüp çekilen Nejat İşler. Ayrı bir cümlede yazma ihtiyacı duyduğum, filmde çok az sahnede görünse de aurasını filmin bütününe yayan samimiyet abidesi abimiz Sırrı Süreyya Önder. Kadro iyi yani. E film de ülkemizde çekilen ilk seri katil filmi olması hasebiyle ilgi çekici görünüyor dışarıya. Da artık dünya ile iç içe yaşıyoruz. Tür, ülkemize yeni girmiş de olsa konu aşinası olduğumuz bir konu. Ortalama sinema izleyicilerinin aşinası olduğu bütün klişelerin içtimaya geçip, üstüne üstlük iki saat boyunca da resm i geçit yaptığı filmin finalinde de aynı deja vu yu yaşıyoruz; klişe final.
Ülkemiz sinema izleyicisi açısından filmde şu güzelliğin varlığını müjdeleyebilirim: filmde alt yazıları okurken görüntüyü, görüntüye odaklanayım derken söylenenleri dikkatten kaçırmıyorsunuz, zira filmin dili türkçe. Hollywood ayarlarında bir film ve alt yazı derdi de yok. Amerikalıları anlıyorsunuz bu filmi izlerken, “adamlarda ne lüks var yahu, hem iyi filmler yapılıyor hem de alt yazı derdiyle uğraşmıyorlar.“ Sanırım Mel Gibson’ ın Tutku filmiydi; filmin dili, konusunun geçtiği dönemde o bölgede kullanılan dil (Aramca) olduğu için alt yazılı olarak hazırlanmıştı da Amerikalılar alışık olmadıkları bu durumu yadırgamışlardı. Bizde de o tarz bir dönem başlıyordur belki Hazır sinemamız kıpırdanmaya başlamışken, ister misiniz biz de hem nitelikli hem de alt yazı sorunsalını yaşamadan film zevkimizi idame ettirelim.
Son söz filmin yönetmeni de olan Uğur Yücel’in: “aha film ortada, gitsinler görsünler.“
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













uğur yücel’in “yeni” şeyler deniyor olmasına lafım yok; lâkin biraz da oturup “rafine” bir iş yapsa. Yazı Tura’nın ilk bölümü gibi mesela…
http://www.liberalses.com/sinema-tiyatro/ejder-kapani-degil-klise-kapani.aspx
Ses getirmişsin :)
aaa bu yorumu kaçırmışım:)