Özellikle 90′ların ikinci yarısında metal müzik dinleyenler arasında meşhur olmuştu, “Metallica eskisi gibi değil canım…” geyikleri. St. Anger isimli albümü beğenmemek hani racondandı. “Load olmadı, Reload denediler o da olmadı arkadaş” kıvamında kahvehane geyikleri de revaçtaydı. Fakat ne zaman ki, grup lütfedip bir turneye çıktı ve “sizin neyiniz eksik, İstanbul’a da geliyoruz anasını satayım” deyince, nihayet birileri ortaya çıkıp “St. Anger da aslında taş gibi Metallica albümüdür” demeye başladılar.
Şimdi konserlerin böyle acayip özellikleri vardır. Hele gelen dünyaca ünlü ve bir zamanlar ortalığı kasıp kavurmuş bir “marka” ise, biz Türkleri bir heyecan kaplar. Ulan adamlar kalkıp İstanbul’a gelecekler, bir tekrardan dinleyelim şunları falan denir. Gazetelerde ciddi yazılar çıkmaya başlar. Artık sanki yüzlerine yüzlerine söyleyecekmişiz bu sözleri gibi, elimiz ayağımız dolaşır. James gelecek, o ‘kaypak zengin züppesi’ vokaliyle Ali Sami Yen’i sallayacaksa, durup bir düşünmek lazım.
Metallica’yı dünya çapında üne taşıyan klip hiç şüphesiz savaş karşıtı şarkıları “One”a çektikleri o efsane kliptir. Daha sonra “Black” ile kitleleri sallamış ve Metal müziği belki de ilk defa bu kadar global çapta dinlenir kılmışlardı. Ben henüz 10 yaşındayken Nothing Else Matters’a eşlik etmeye çalıştığımı hatırlarım mesela. Şarkı sözlerinin aşk meşk hikayesinin çok ötesinde, dünyaya dair felsefi sorular soran ve cevaplar arayan büyüleyici etkisi de, “gençlik” için oldukça cazipti.
Bendeniz konsere gitmedim, aslında durum şöyle ki, beni Metallica ile tanıştıran insanın “kazığını” yedim. Beraber gideriz demişti, fakat sonra bilet bulamadım falan dedi. Olsun dedim ne diyeyim. Fakat ülke çapında bu konserin etkileri de ilginçti. Gidenlerden öğrendiğimiz şey, Metallica eski günlerini hatırlattı cümlesiydi. Oysa Metallica bence hiç bozmamıştı. İkinci klişe bir cümle de, “Metallica’nın ne olduğunu bilmeyenler vardı, sağı solu hırpaladılar” oldu.
Metal konserinin insanın içindeki o acayip duyguları açığa çıkaracağı bir gerçektir, Fade to Black dinlerken dahi çakmakları çakıp öyle kolları sallayamaz insan. Kafa sallar, oraya buraya zıplar, önündekileri sıkıştırır falan filan. Fakat yine de Metallica, Iron Maiden değildir. Korn da değildir. Metallica, Metallica’dır. Felsefesi vardır. O şarkı sözleri hüzünlendirirken düşündürür adeta.
İşte bir konser daha geldi geçti, yeni albümlerini de tanıttı adamlar. Ali Sami Yen inledi diyorlar. Ben de gidemedim işte konsere. Türkiye’deki dinleyici kitlesinin önemli bir kısmını kaybetmek üzereyken, konser ile birlikte yeniden fetiş haline gelen bu grup da, yeni albümünün satışını garanti altına almış oldu. Konsere giden insanlar da spiritüel bir trans halini yaşayıp, yeniden gruba ve ifade ettiği manaya bağlılıklarını göstermiş oldular. “And justice for all…”
bugün 0, toplam 17 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- metallica felsefesi
- metalica felsefesi
- metalica yazıları
- metalicanın yaptığı savaş karşıtı klip
- metallica felsefeleri













2. paragraf bomba.:)
çok güzel anlatmışsın.
anlatım cok gusel sıtenız hayırlı olsun
Bu sene bir git de gör dünya gözüyle kendilerini. Hem sadece onları değil ergenlik dönemimizin idolleri olan, şimdi ise içimizde tatlı hatıraları olan Megadeth, Anthrax, Slayer, Manowar ve Alice in Chains dahi gelecekler kısmetse…Rüyamda görsem inanmazdım ama oluyor ( geçen yıl Faith No More bu senede bu,dualarımız yeni yeni meyvesini veriyor.)