Konuşan kitaptan devam…
-Hüseyin Dedeme de dedim. Hani konuşmak maharet değil. Doğru konuşmak önemli. Ya da konuştuğunu yapabilmek de önemli. Yani sonuçta, herkes konuşur ama herkes yapamaz değil mi?
-Hani kitap konuşunca değişik geldi.
-Tabi seni de anlıyorum ama biraz geniş planda düşüncen bazen. Hani ne değişik ne değil? Hani bazen bir çiçeğin açması çok değişiktir ama biz onu hep görürüz hiç değişik gelmez. Düşün hele o çiçek nasıl açar öyle…
-…
-Hani kitap konuşmuş… İyi tamam ne güzel konuşsun tabi. İçini döker, rahatlar. Ama bir sor bakalım kendi kendine, ne konuşmuş? Hayır mı konuşmuş, şer mi konuşmuş? Ama dinletemedim Hüseyin dedeme de. Kitap demiş ki: Rıza’yı çağır. Abi sen yeni konuşmayı sökmüş veletin her dediğini yapar mısın? Hani belki kitap, başka bir şey diyecekken yanlışlıkla Rıza’yı çağır dedi. Dili şürçtü belki. Sonuçta yeni konuşan veletlerde babalarına nana der, lala der. Şimdi Lala dedi diye, geçmişe dönüp Lala Mustafa Paşayı mı çağıralım?
-Abi ömürsün valla. Gene yaptın bir bomba espri.
-Espri bomba ama dinletemedim işte. Çağırdı bizim biraderi. Adamı şehre yolladık biz okusun, büyük işler yapsın diye. Şimdi bir kitap geri çağırdı diye adam her şeyi bırakır gelir. O da dedesi gibi hayalperest zaten. Sen kitabı bırak, güzel bir iş bul. Ne bileyim diplomat ol, evlen çocuklarına iyi imkanlar sağla. Ne işin var bir kitabın gönlünü hoş tutmak için köy yerlerine gelmeye.
-Deden geliyor abi.
-Oooo dedeciğim buyur… Kitaptan ne haber? Gene ne diyor bizimkisi…
-0-
Anlaşıldığı gibi Sakin Kafayla bir öykü yazıyoruz. Bir o yazacak bir ben. Hani biliyorum hiç gereği yok ama…
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













senin parmağın olduu belli..
yoqsa bu siteye yazı yazılcağı yoq..!
neyse bişey demiyorum oruçlu oruçlu