Uzun zaman önceymiş, daha sokaklardan at arabalarının evlerden bakraçların kaldırılmadığı günlermiş. Bir kızılcık şerbeti kıvamında dönerken dünya, zaman yuvarlanmış, küçük bir köyün taşlı yollarında salınarak yürüyen çocuğun ayağına takılıvermiş.
Çocuk, korkulukların üzerinde gezinen, gözüne kestirdiği bir tahta kurusunu elindeki sapanla tam on ikiden vurabilmeyi, ilk vurduğundaysa ölme ihtimalinin ne kadar olabileceğini düşünmeye başlamış. Ancak düşünmüş ve anlamış ki aklı her şeye yetmeyecek kadar minikmiş. Önce vurayım bakalım ölecek mi demiş. Sapanındaki siyah küçük bez parçasına böcekten daha küçük sivri bir taş sıkıştırmış ve gözlerini kısarak lastiği sonuna kadar çekmiş. Gerilen lastiğin verdiği güçle fark etmiş ki, böceği vursa böcek on metre öteye fırlayabilirmiş, yani ki otların arasında kurbanını aramak hiç de akıl karı değilmiş. Hala elinde gergin tuttuğu lastikten gözünü kısarak böceği yoklamış. Böcek antenlerini çıkarmış değişik bir şekilde siper alıyormuş, hatta kamuflaj yapıyor aklınca diye içten içe gülmüş. Annesinin, balkondan “oğlum ne öyle kaç dakkadır çekmişsin sapanı boş boş korkuluğa bakıyorsun, delirdin mi yavrum, ne var orada bu kadar bakacak, geç içeri ” diye seslenmiş. Çocuk lastikteki gerilimi gevşetip, kafasını sese doğru çevirerek kayıtsız bir şekilde ” bugünkü ilk kurbanımla bakışıyoruz anne” diye sırıtmış, sonra yine sol ayağını öne atıp hafif öne doğru eğilmiş, lastiği sonuna kadar tekrar çekip böceğin antenlerine son bir korku daha salarak,
” bir şey yapmıyorum korkma, sadece bakışıyoruz” demiş.
bugün 0, toplam 30 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- sapanlı çocuk
- sadece bakışıyoruz
- Sapanlı Çocuk resmi
- sapan lastiği
- bakisiyoruz













karizma avcı.
Beğendim…