Bugün derste hoca yandaki karikatürü gösterdikten sonra yazayım dedim kendi kendime. Makro boyuttan küçük boyutlara gittikçe parçacılar tuhaf davranmaya başlıyor demiştim, bunlardan en ilginclerinden biri de tunneling (tünelleme) denen bi olay. Şöyle oluyor; elektron arkadaşların belli bir enerjileri var, herhangi bir potansiyel enerji bariyeri ile karşılaştıkları zaman, eğer elektronun enerjisi fazla ise o bariyerden geçiyor; fazla değilse ya geri dönüyor, ya da o potansiyel içinde benliğini kaybedip kayboluyor. Ama özel bir durum var… Eğer o bariyerin kalınlığı çok az ise, elektronlar yeterli enerjiye sahip olmadan da o bariyeri geçebiliyor. Bu kısmı yazmayı ne kadar çok denesem de ancak bu kadar anlatabildim. O yüzden en güzeli bir örnek vermek. Örneği bulduğum an iş bitecek. Evet kuantum hocamızın verdiği bir örnek vardı; diyelim ki önünüzde bir dağ var, yanlardan geçmeniz yasak. Mecburen dağın tepesine tırmanıp, orayı aşmanız gerekiyor. Ama yeterli gücünüz ve ekipmanınız varsa dağdan bir tünel açar ve geçersiniz. Daha modern bir örnek vermek gerekirse, youtube Türkiye’de yasaklandıktan sonra hemen yeni yollar buldu insanımız, ktunnel, vtunnel gibisinden. Yani size izin verilmeyen bir yerden çaktırmadan geçiyorsunuz. Bu elektron arkadaşların da yaptığı buna benziyor. Tabii bunu klasik anlamda çalışan parçacıklar için anlamak güç. Düşünsenize dağda bir tünel açmıyorsunuz ama arabalar hâlâ geçiyor.
Ne işe yarar bu diyorsanız, çok ilginç ve hoş sonuçlar verebiliyor. Mesela bazı mikroskoplarda kullanılarak atomik çözünürlükte imajlar elde edilebiliyor. Resimde gördükleriniz silikon atomları mesela. Günlük kullanım olarak bakarsanız, aslında bu yazıyı okuyan herkes quantum tunneling kullanmış oluyor, çünkü silikon ve yarı iletkenler (semiconductor) teknolojisinde çok önemli bir yeri var; ki bu da kullandığınız bilgisayarların, cep telefonlarının, ekranların (dokunmatik ya da izlemelik, farketmez) temel yapısını oluşturuyor.
Efendim bu olay da Schrödinger’in denklemini kullanarak 1928’de George Gamow, Ronald Gurney ve Edward Condon tarafından bazı sistemler için bulunmuş. Max Born da Gamow’un seminerini dinlerken olayı geniş çerçeveden görmüş ve tunneling fenomenini genellemeyi başarmış. Sonuç ne derseniz, içlerinde en çok bilinen bilim adamı Max Born :)
İşte kuantum böyle bir dünya. Bir de Schrödinger’in kedisi var, onun olayı da çok hoş: “to be or not to be” or “maybe to be”. (“olmak ya da olmamak” ya da “belki olmak”.)
Not: Efendim ne yazık ki bu anlattığım konularda İngiliz dilinin hakimiyeti söz konusu. Sıklıkla kullanılan İngilizce ifadeler için kusura kalınmaya.
bugün 0, toplam 62 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- potansiyel enerji karikatür
- potansiyel enerji
- potansiyel enerji karikatürleri
- potansiyel enerji karikatürü
- enerji karikatürleri













Biraz da ışık hızından bahset..:)
kuantum’u ucundan kıyısından öğrendiğimiz o NS 101 kodlu dersin finalini hatırlıyorum. bütün sorular kuantum’dan gelecek diye sadece ona çalışmıştım. ters köşe yaptı hoca… elektromanyetik’ten de sordu baya bir. Maxwell’i o zamanlar sol bek diye biliyordum. meğer elektrikle ilgili önemli bir adammış :))
her ne kadar günümüz teknolojisi atomları görebilecek seviyeye ulaşmış olsada hiç bir zaman elektronları göremeyeceğiz. Heisenber belirsizlik ilkesi gereği elektronları gözlemlemek imkansızdır. Bu durum gözlem aletlerinden kaynaklanmayıp, doğrudan doğanın bir engelidir.