Erkeklerin Derinlikli Sex and the City’si; Losers Club
"Caddeye çıktı. Ağır ağır. İçinde kabaran kederi bastırmak için bir yıldırım zaferi kazanan şüphenin gururuna sarılmak istedi, nafile. Simeranya kızlarını düşündü, faydasız. Kadınlar orada güzel, ince, saf, leylidir. Nafile, nafile.” (Prolog, Yalnızız, Peyami Safa) 1951’de bir kaybeden olmak nasıl bir şeydi? Peyami Safa, Yalnızız’da Samim’in iç karartılarını, yalnızlık duygusunu, insanlardan / şehirden / dünyadan kopuşunu, bunlara paralel olarak kendi küçük dünyasında yarattığı Simeranya’yı o kadar derinlikli anlatırken “kaybeden, kaybedenler” kavramları hiç aklına gelmiş miydi acaba? Bir çeşit erkek muhabbeti içeriği taşırmış filme ismini veren radyo programı. İki kafadar, “birbirinin muhabbetini seven” iki kafadar sanki kamuya açık bir yayında değil, kendi günlük yaşamlarında ...
İşe/okula gidip gelirken ipod şarkı listesi
Sabahları gıy gıy şarkılarla güne başlanır. Uyanık ve ayakta gibi gözüksen de aslında ruhun halen uyuyordur ve sen kendini güne hazırlarken geçiş aşamasındayken bu şarkılar sana yardımcı olur. Evden çıkarken türküler, klasik müzikler, damar şarkılar gibi geneline “slow” müzik dediğimiz ninni kıvamında ve sözlerinin çok önemli olmadığı ve hatta bazen İsmail Y.K.’nın bile araya sıvışmasının söz konusu olacağı ve fark edilmeyeceği yavaş şarkılar dinlenir. Tabi ipod şarkı listesinde kimin İsmail Y.K. şarkısı var onu da bilemem ama geçen gün bindiğim dolmuşta tam 6 kere art arda “bomba bomba, 90-60-90…..” diye bir şeyler dinledim ve 7. kere başa sardığında şarkı kendimden ...
Uykusuz ve Gevşeklik
İnsana sormazlar mı haftalardır yazmıyorsun, kalkmışsın Uykusuz'daki gevşeklikten bahsediyorsun diye? Ama bahsedeceğim. Bildiğiniz gibi Uykusuz Türkiye'nin (sanırım) en fazla satan ve okunan mizah dergisi. Penguen'deki yazar çizer bolluğu ve belki bilmediğimiz başka sebepler Uykusuz dergisinin doğmasına zemin hazırlamıştı. Benim en beğendiğim çizer ve yazarların kurduğu Uykusuz benim de yeni mizah dergim olmuştu böylece. Umut Sarıkaya başta olmak üzere Uğur Gürsoy, Ersin Karabulut ve diğer yetenek abideleri adeta müptela ettiler beni dergiye. Aklıma geliş sırasıyla küçük bir analizini yapmak istiyorum çizerlerin. Analizime dergide bu aralar kol gezen gevşekliğe de değineceğim. Umut Sarıkaya Favori çizerimdir Umut Sarıkaya, iddiasızlığın ve tevazunun, yeteneğin hesapsızca kullanılmasıyla nasıl bir ...
İnsan ölür…
Steve Jobs yazısı değil bu. Tanımam zira kendisini. Ekranlardan gördüğümüz kadarıyla işte. Ürünlerini kullanınca, onunla bir ilişki kurduğumuz hayali, bence asılsız. Gerçi rivayet odur ki, kendisine giden mail'lerin önemli bir kısmını cevaplıyormuş merhum. Gene de ama, Steve Jobs'tan ziyade, insanın ölümlülüğü ile ilgili bir yazı olsun istiyor gönlüm. Bakalım becerebilecek miyim... Aslında her şey güzel başlar. Saygılıdır insanlar birbirine karşı, yeni ve yabancı bir ortamda. Herkes birbirine tebessüm eder. Nazik olunur: "Pardon şunu yapabilir misiniz?", "Afedersiniz vaktiniz varsa bir şey rica edebilir miyim?", "Çok özür dilerim, şunu uzatabilir misiniz?" Sonra? İnsanlar ikili ya da üçlü gruplar halinde ayrışır. Herkesin "en iyi ...
Lincoln Burrows’un Michael Scofield’a mektubu
Ben Abin Lincoln. Sen bu mektubu okuduğunda, ben çok uzaklarda olacağım. Neden gittiğimi anlamışsındır. Buraya kadarmış Michael. Biz babamızdan böyle mi gördük len! Beni hep ezdin…
Beni hep ezdin Michael. Koca kafamın içinde nohut kadar beynim yok sandın. Biliyorum sana nankörlük etmemem lazım. Beni idamdan kurtardın, benim LJ sıpasının g.tünü kurtardın, bizi hep beladan sen kurtardın. Ama bunları yaparken, abin olan beni hep arka plana ittin. Sen mühendis ol diye ben belanın içine girerken, sokakların karanlığında ruhumu kötü adamlara teslim ederken nerdeydi aklın?
Aslında bunları söyleyip de başına kakmak istemezdim ama artık burama kadar geldi. Seni sevmiyorum
Michael. Sen adam ol diye onca insanın günahına girdim. Senin için yaptığım tüm iyilikler haram olsun. Sen bir abinin sahip olabileceği en şerefsiz kardeşsin. Bütün kadınlar önce senden hoşlanıyor, nerede bir iki adam toplasak hepsi senin liderliğini kanıksıyor ve senin iki dudağın arasından çıkacak sözleri emir telakki ediyor. Olanca cüsseme, kocaman kafama ve demir yumruklarıma kimse aldırış etmiyor.
Senin bu ketum tavırların artık beni hasta ediyor Michael. Bir plan yapıyorsun, bana bile doğru dürüst anlatmıyorsun. Herşeyi aşama aşama söylemen ve her şeyi tam zamanında yapıyor olman beni gıcık adıyor Michael. Kendi reklam-pazarlama çalışmalarına harcadığın enerjinin yarısını Şirket’i yıkma planlarımıza harcayaydın şimdiye tüm olayları çözdüydük ve bir kumsalda güneşleniyorduk. Ama sen… Lanet olsun…
Diyeceğim ki, Sara’yı etkilemek için yapıyorsun ama o da değil… Sara’nın kafasını koptu zannettiğimizde bile haftalarca poz yaptın bana. Allah’ın Sona’sında açlıktan geberirken bile bir dünya plan yapıp benim bütün enerjimi aldın. Hayvan. Seni Sona’dan kaçırırken yaptığım tüm planlara rağmen bana bir teşekkür bile etmedin. “Canım abim, kumsaldaki küçük tüp numaran harikaydı” desen diline mi yapışırdı lan? Gavurun oğlu!
Seninle aynı soyadı taşımıyor olmak benim tek tesellim Michael Scofield. Sen dünyanın en sinir bozucu adamısın. İncecik ve atletik vücudunla kadınları kendine hayran bırakıyor olabilirsin. Ama bi çakarsam bi de yer çakar, bunu unutma.
Ben gidiyorum evlat… Prison Break’ini de seni de yemişim…
Koca Kafalı ama senden daha yürekli olan abin
Lincoln Burrows
bugün 0, toplam 81 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar- michael scofield neden öldü (6)
- maykıl scofield (4)
- michael scofield ekşi (3)
- lincoln burrows (2)
- scofield neden öldü (2)














hep senin yüzünden bu gerginlikler nohut bey :) ben de gerginim ona göre… !!!!!1111
ya abi polemik iidir bi de, bakma. bide yasak aşk falan aşasak bizim site coşar:)
Anca laf…
sen nerden pörtledin be? :)
sen git kendi bıdı bıdına gülümsemek :) aa terbiyesiz kızılderili oldu bu da..:)
prison break izleyenler içeriği, umut okuyanlar üslubu anlar.
Sakin kafa sen çok yaşa!
Çok güzel olmuş. Harika olmuş. Okudum okudum güldüm valla. Çok yaratıcı da buldum doğrusu. Ben ki tüm bölümlerini izlemiş bir insanım şu lanet şeyin ama desen ki hatırlıyor musun. ı ıh hatırlamıyorum. Değil bir yazı, bir satır bile yazamam. Neyse, yazı hakikatten emek ve uğraş sarfedilerek yazılmış. ciddi de olamıyorum. Çok güzel olmuş işte. uf neyse sıkıldım. pek güzel olmuş. öptüm.
şu prison break mektuplarımı, şöyle değerlendiren birileri çıktı ya çok sağolun. Çok yaşayın MelkeDe ve mor paspas kardeşler! :)
sanırım birileri gizli gizli yorumları siliyor
“…Bir plan yapıyorsun, bana bile doğru dürüst anlatmıyorsun. Herşeyi aşama aşama söylemen ve her şeyi tam zamanında yapıyor olman beni gıcık adıyor Michael. Kendi reklam-pazarlama çalışmalarına harcadığın enerjinin yarısını Şirket’i yıkma planlarımıza harcayaydın şimdiye tüm olayları çözdüydük ve bir kumsalda güneşleniyorduk…”
sonuna “o kadar uzattık, çoktan ikinci sezonda bitirmiştik diziyi” eklesem, müsaade var mıdır:)
vardır :)