Tepe Nautilus , namı diğer Acıbadem Carrefour’un pek teknolojik sineması Cinebonus’ta günlerden bir gün “Dünyanın Merkezine Yolculuk” filmine gittik. İlk defa 3 boyutlu film izleyecek olmanın verdiği heyecanla, herşey tam olsun istiyorduk bu şenlik gibi aksiyon filminde. O yüzden salona girmeden önce yanaştık patlamış mısır satılan bölüme ve sordum kibarca satış yapan arkadaşa: “Mısır taze mi?”. Soruyu sorarken daha 1 hafta öncesinde Capitol Spectrum sinemalarında astronomik bir ücret ödediğim dayanılmaz bayatlıktaki mısırın tadı vardı damağımda. Cinebonus’un mars the sinema profesyonel personeli (başka gezegenlere göre gayet profesyonel sayılabilir) “Bayat” dedi. Hayır, bir dürüstlük karnavalı değildi bu. Ya da “Bizde bayat mısır mı olur be abi” dercesine gülümseten bir nükte… Bu düpedüz beni terslemek, yerin dibine sokmak, izleyeceğim filmin bütün tadını kaçırmaktı. Çok kısa bir süre ne yapmam gerektiğini düşündüm. Ya da yapmamam… Belki çok yanlış birşeydi ama, sadece “O zaman almayalım” dedim ezik gibi. Aslanlaşmamın sonucunu düşünmüştüm çünkü: “Sen nasıl müşteriyle dalga geçersin?” diye bağırabilir ya da kendisini kibar bir dille nazik olmaya davet edebilirdim: Bu hiçbir olumlu fark yaratmazdı benim o anki ruh halim açısından. Sadece kalbimin daha hızlı atmasını sağlayabilir, belki de bir çete gibi kendisine destek çıkacak diğer Tepe Nautilus Cinebonus personelinin “Kimsin lan sen” tavılarına maruz kalabilirdim. Eğer ilk defa 3 boyutlu bir filme gitmenin heyecanı ve filmden beklentilerim olmasa, baya baya uğraşırdım o 3 boyutlu pişkin esnaf gibi adamla.
Tüm bu iğrençliği görmezden gelme çabama karşın, filmin kafadan ilk 20 dakikası zehir olmuştu. Bir sürü planlar yaptım çıkışta şikayet ederim diye. Sonra ne yaptım? Kimseye şikayet etmedim tabiki. Çünkü biliyorum ki, danışmada kendisini şikayet edeceğim kişi onun çalışma arkadaşı ve ahbabı, kimselere ulaşmadan kaybolup gidecek bu şikayet. Ulaşsa bile işveren, zaten çok ucuza çalıştırdığı bu personele en ufak bir uyarıda bulunmayacak, ses etmesin diye ki, maaşında yapmadığı güzellik borcunu böyle bir “babayiğitlik” yaparak ödeyecek… O da memnun sisteminden. Müşteri ne de olsa unutur böyle şeyleri… (Bakın unutmadım!)
Sırf huzurlu bir gün geçirmek ve yazın sıcağında sinirden pis pis terlememek için böyle karaktersizliklere sessiz kalabiliyor bazen insan. Bazen de sadece “kötülerden” biriymiş gibi hissetmemek için susuyor. Ama çoğu zaman tembelliğinden veya korkaklığından kimselere birşey demiyor, Yiğit Özgür’ün bir karikatüründeki (b.kuyla kavga eden) adam gibi; çay bahçesinde tostuna çift kaşar koymayan adamı dövüyor hayallerinde ve sağa sola tepişirken yatağının üstünde, evinin penceresinden aşağı çakılıveriyor. O kadar büyük bir travma geçirmedim ben tabi ancak, 2 kişi 28 YTL verip birden aşağılanmanın dayanılmaz acısını yaşamak neden, güzel güzel eğlenecekken…
Neden Mars? Neden Professionals? Neden Cinebonus?
bugün 0, toplam 5 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- mars sinema professionals
- yilmaz polat













o adama gidip teker teker mısırın taze mi? diye soralım. hatta dönüp dönüp bi daha soralım.. 5 kişi 10ar defa soralım. önünde sıraya geçelim, kuyruk olalım sadece mısır taze mi die soralım.. mısırı kaba dolduralım.. a mısır taze mi diye soralım.. taze dese de boşver almiim, şimdi taze diildir, siz yalan konuşursunuz genelde diyelim..
taze olsa da olmasa da neden? diyelim. açıklama yaparsa yine anlamamışcasına ve şahan’ın unutulmaz ‘işin aslı’ skecindeki kayhan gibi tekrar soralım ‘ama bro neden???’. zıvanadan çıkacaktır.
adamlarım msn acın ben acıyom orda cetleşelim…
Adamları! Hayde!
bu sitede en yetkili adam sensin Sn. Nohut ;)
Hayde Hayde Haydeeeeeee ;)
Yetkili adamsam, sizi gönderiyorum.
hemen azıcık yetki geçince eline, artistlik yapıyon sen de ya… ayıp valla :)
Yok ya yetkili adamım niye Ümran’ın yanına ben gidiyim? Sonra yetkimi kullanınca artist olayım! o ne ala memleket! Hiç bi güç beni ümranın yanına götüremez!
arkadas oyle bı sıstem kurmuslar kı tam bısoyguncu mars sıte sınamaların yetkılısı kımse el atsın bı su 2 ytl olurmu kardesım bu nasıl bıduzen