Başka başka şehirlerde yaşayan üç kardeşten biri olunca insan, sevinçlerini kederlerini telefonda paylaşmaya alışıyor ailesiyle(Nihat Dağlı bir yerde şöyle bişey yazmıştı, hani “mutluluk paylaşıldıkça çoğalır, hüzünler azalır” ya, ikinci kısım aile için geçerli değildir, diyordu. Çünkü paylaşırsınız, onlar da üzülür, siz onlar üzüldü diye üzülürsünüz ve bu kısır döngü büyür büyür, devasa bişey olur. Bu yüzden sadece sevinçler paylaşılmalıdır aileyle, mealinde bişeyler.)
Yeğenlerime de önceleri masallar anlatırdım telefonda, biraz büyüyünce onlar ‘zekâ bilmeceleri’ (normal bilmece değil) sormaya başladılar, şimdilerde İngilizce kelimeler soruyorlar “dünyadaki heerşeyin İngilizcesini biliyor” olmakla taltif ettikleri teyzelerine.
İlkokul ikinci sınıf öğrencisi olanı, ödevlerini yapmayı çok sevmese de kendi kendine öyküler yazıyor. Eğitim hayatı boyunca kompozisyon yazmaktan nefret etmiş annesi anlatıyor bunları şaşkınlıkla.
Bugün, fatura ve reklamlardan başka bir şey çıkmayan posta kutumuzdan bir zarf çıktı, üzerinde ismim yazılı. Minik prensesimin çizgili defter yaprağına yazdığı ve kendi elleriyle yaptığı kalplerle, kelebeklerle süslediği mektubu içerik olarak neredeyse hiç bişey demiyor olsa da, sadece bakmak bile gülümsetiyor teyzesini.
Bazen küçücük bişey insanı nasıl da mutlu ediyor.
bugün 0, toplam 30 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- mektup zarf
- nihat dağlı
- prensesime mektup
- kardeşe mektup
- kuzenimize nasıl mektup yazariz













ailemi ziyaret için memlekete gittiğimde anneannem elinde kalın bir kitapla geldi yanıma.içinden çizgili tek sayfa bir kağıt çıkardı.okuyunca,hatırladım,hatırladıkça burnumun direği sızladı,defalarca okudum.rahmetli dedeme yazdığım mektup vardı ellerimde.ben 1981 doğumluyum ve 1986 tarihli bir mektuptu.inanılır gibi değil? sadece 5 yaşındayım,ve 5 yaşındaki çocuk nasıl yazabilir?hem de şimdiki yazımdan daha okunaklı (anne ve babası sınıf öğretmeni olan insanların kaderi galiba erkenden yazmayı ve okumayı öğrenmek)ve ne yazmış olabilir? biraz bahsedeyim, civcivlerimizin büyüyüp büyümediğini? ve geçen yaz merdivenlerden inemeyen teyzemin küçük kızının artık merdivenlerden inmeyi becerip bececeremediğini de sormuşum? mektup boyunca bütün memleketteki büyüklerimin ellerinden,küçüklerin gözlerinden öpüp, onları çok çok özlediğimi yazmışım…
civcivler tavuk oldu,yumurta yaptılar,civcivleri oldu,kesildi,civicivelr büyüdü,şimdi hiç civcivimiz yok..
teyzemin kızı geçen hafta evlendi.
dedemi kaybettim..
değişmeyen içimde hep aynı özlem duygusu…
ve okur-yazarlığım.
zaman…aklım almıyor…
acaba mektubun tam metni var mı? çok özel değilse yayınlasan burada çok güzel olurdu..:)
şaka yapıyor olmalısınız sayın okur! 8 yaşındaki bir çocuğun, teyzesine yazdığı mektup. tabii ki özel :)