Malum İstanbullular için “yeni” bir araç şu Metrobüs. Fotoğrafta görüldüğü gibi heybetli değil aslında, yukarıdan bakıldığında o da bir “araç” neticede. Kurulumu oldukça hızlı olduğu için, tramvay yahut metro yerine tercih edilmişti. Ben de iş yerime yakın bir ulaşım aracı olduğu için kullanıyorum zaman zaman. O nedenle her gördüğümde ilginç şeyler geliyor aklıma… Şimdilik en belirgin olanları paylaşıyorum. Belki ileride, daha “ince” ayrıntılarına vakıf olabilirim. Otobüsten pek farkı yok gibi görünse de, aslında cidden ilginç bir yol aracı.
Ayasofya’da üst kata çıkan bir “yol” vardır. Merdiven değildir o, yoldur. O yola “çile yolu” denir. Zira, Hz. İsa çarmıhını sırtına alıp öyle bir yoldan tepeye çıkmıştır. Ayasofya’daki o yol da, bunu temsil eder. İşte Metrobüs’e varmak için çıkılan merdivenlerin yanında “engelliler” için yapılan o “yol” da bana hep onu hatırlatıyor. Hatta bu nedenle bugün orayı kullandım. İlginç bir benzetme olabilir, muhtemelen belediye bunu düşünmemiştir. (Meraklısı, ABD’deki Guggenheim Müzesi’nin mimarisine bakabilir. Orada da merdiven yerine bu “yol” vardır ve her bir sanat eseri bu yol’da yerini almıştır.)
Bu Metrobüs şoförlüğü de, hayalimdeki meslek oldu bir anda. Hele, zikzak çizerek giden birine rastlayınca, iyice sevdim. Bir o şeritte, bir bu şeritte. Kocaman araç, bir direksiyon yardımı ile yer değiştirince, tarifi imkansız bir zevk de alınıyordur muhtemelen. Araba kullanmayı bilmesem de, o aracı kullanabileceğimi düşündüm. Tek şeritte, öyle git gel… Arada zikzak yap.
“Uzun ince bir yol” hadisesini de insan içten içe benimsiyor o yolculukta. Dur kalklar, inen ve binen insanlar; kısa sürede bir hayatın özeti. Ama en çok bazı araçlarda “yol haritası” varken, bazılarında olmaması canımı sıkıyor. Henüz güzergâhı ezberleyememişler için kötü bir durum. Etraftaki insanlara sormak icap ediyor. Hayatta da, bazen ileriki duraklar için başka insanlara danışmıyor muyuz hem…
Son olarak, trafiği rahatlatma girişiminden ziyade, hızlı ulaşım imkânı olarak değerlendirmek lazım bu aracı. Yenibosna’dan Mecidiyeköy’e yarım saatte varabilmek, oldukça güzel bir hadise. Kalabalık saatlerde işkence gibi olsa bile…
Yine de bu aracı “engelli” vatandaşların kullanabileceğini düşünmek, biraz hayalgücünü zorlamak oluyor. Yahut yaşlı insanların bu aracı “kolaylıkla” kullanması şimdilik hayal. Ancak bir gün “kibar beyefendiler, hanımefendiler” diyarı olursa İstanbul, neden olmasın…
bugün 0, toplam 4 defa okundu...













Ayasofya’da üst kata çıkan “yol”u hafif eğilerek çıkmayı daha doğrusu o yolu adımlamayı seviyorum, bu hayattaki bir çok şeye- benzetmeye de denk gelebilir evet..
Metrobüs yolcusu hiç olmadım ama o ’34′ nosu beni etkiler, sebebiyse şu bir gün okula giderken 34 ne güzel bir otobüs numarası diye düşünüyordum, ben İstanbulum diyor adeta falan diye düşünüyordum ki 1 hafta sonra bir de baktım Metrobüsler gururla 34 diye gidiyorlar:) :)
geçen istanbul’a geldiğimde epey inceledim trafikte.ne güzelmiş ya dedim. iyi düşünülmüş,ama kalabalık şehirde kalabalık metrobüste de rahatsız edicidir sanırım.istanbulda yaşamadıığmdan aklımın almadığı “çevre yolunun ortasında inen insanların akıbeti noluyor?” oldu :D cevabını aldım sonra.iyi iyi vala iyi..
Well, this new transport seens very practical, besides its nice design : )
here i use subways…they’re also very helpful (to get work) and fast.
When i’m going to Turkey i also want to know Ayasofya, very meaningful for me ; )
Güle güle
Anadolu yakasında, metrobüsün Altunizade çıkışını gördünüz mü bilmiyorum ama tam bir işkence yolu orası. Metrobüse binmek için yada indikten sonra herhangibir vasıtaya binmek için tam üç tane üst geçitten geçmek zorundasınız. Bu geçitler kesinlike birbirine bağlı değil, ve hepsi yüksek. Basamakları saymayı denemedim bile. 3 geçidi aşmaktansa, köprü trafiğinde kımıl kımıl giden kalabalık bir otobüse yeğlerim. Bunu bilir bunu söylerim. Engellilere uygun bir ulaşım şekli olmadığını belirtmeye dahi gerek yok. Engelli olmayanlar da bir süre sonra diz sağlığı problemi yaşarlar. Burdan İBB başkanına, metrobüs sorumlularına ve bilimum ilgililere sesleniyorum: “bir kere, sadece bir kere, yağmurlu gün olması şart değil, metrobüse Altunizade’den biniverin”.
2 tane değil mi üstgeçit? ben o üst geçitleri aşıp duruodum ne kadar zor bişi yaptığımı bilmeden sen böle anlatınca vay be ne zorluklar yaşamışım diye düşündüm:)