Sen bu mektubu okuduğunda ben herhangi bir binanın inşa planını karıştırıyorumdur muhtemelen, ya da elimi kana bulamadan suçlularla savaşıyorumdur ne şiş yansın ne kebap misali. Hayatını mahvettim, biliyorum…
Hayatını mahvettiğim için çok üzgünüm Sara. Ama görüyorsun ki herşey kader. Alnımızda ne yazıyorsa o. Ben Fox River Cezaevinde mapusluk yatmasaydım (biliyorsun ki hapse de mahsus düştüm abimi kurtarmak için) seni tanıyamayacaktım. Belki dışarıda, kafede, arkadaş ortamında falan tanışırdık ama bu kadar birbirimize bağlanabilecek miydik ha, söyle…
Saklamıyorum. Başlarda sadece cezaevinden abimle firar planımız için seni kullanmak istemiştim. Ama seni tehlikeye atarken bile ara ara düşündüm, abim olacak koca kafalıyı bırakıp seni alıp çok uzak diyarlara kaçmayı. Ama ne yapacaksın o da canımdan kanımdan bir parça işte. Onu yüzüstü bırakamazdım. Ve bırakmadım. Ama seni de bırakmadım. Hatırlar mısın? Cezaevinde kaos çıkardığımda, sen onlarca mahkumun arasında bir odada kalmıştın tek başına. Mahkumlardan vahşi olan arkadaşlar da, odanın kırılmaz camlarını kırıyorlardı. Nasıl kurtarmıştım ama seni… Eee naparsın? Ne de olsa sevdalımsın. Ne de olsa maceraperest bir mühendisim ben de. Çok şükür maaşallah dedirten de bir zekaya sahibim.
Neyse, bilirsin kendimi övmeyi pek sevmem. Genelde ben ketum ketum dururum ve herkes ağzımın içine bakar, bir plan yapsın da kendimizi tehlikeye atalım diye. Dediğim gibi, kendimi övmeyi sevmem. Benim şu hayatta senden başka sevdiğim birşey yok zaten. Bi de abim Lincoln, bi de LJ. Sucre’yi de biraz seviyorum tamam. Ama en çok seni seviyorum Sara.
Ben Sona’dayken, abim kafanın koptuğunu söylediğinde çok üzülmüştüm biliyor musun? “Canım yaaa, kıyamam, kafası kopmuuuş” demiştim. Ve acayip suçluluk hissetmiştim, bu işlere hep benim yüzümden bulaştığın için. Belki başka bir yerde de ölebilirdin ama tüm bunlar benim yüzümden olunca ben baya vicdan azabı çekmiştim. Abim de saf he. İnsan kutuya iyice bakar o kafa gerçekten Sara’nın mı diye. Adam odun işte. Sara’yı öldürdük demişler, kutuya bi kafa koymuşlar, o da hemen efkar yapmış. Safın oğlu.
Allah’tan ben abim gibi birisi değilim. Tamam güçlü kuvvetli adam olabilir ama bendeki zekanın onda biri yok adamda. Saf saf dolaşıyor ortalıkta. Biraz zekasına dair şaka yapınca da hemen alınıyor, “seni biz okutmadık mı lan dürzü” diyor. Bir iyilik yaptı ya, on kere kakacak başıma. Yapmasa daha iyiydi. Ben burs murs bulur okurdum.
Bak ya, yine kendimden bahsettim. Neyse olay şudur ki, ben akıllı sen güzel… Bu iş olur diyorum. Kısmetse, “Şirket”i yıktıktan sonra evlenelim diyorum. İnşallah bir daha başına böyle işler açmam. Ben zaten artık yeteneklerimi kendi evim ve ailem için kullanmak istiyorum. Eve tasarruflu ampül falan alırız. İzolasyon yaparım ben güzel. Benim gibi her delikten girip çıkabilen bir adam için de bir evin güvenlik sistemini hazırlamak çocuk oyuncağı biliyorsun. İnşallah “Şirket”i yıkacaz diye uğraşırken ölüp gitmezsin. Biraz saf gibi ortalıklarda dolaşıyorsun ya, uyarı babında söylüyorum. Bir daha ben yokken, bara mara çıkma. Başımızı belaya sokuyorsun. Dikkatli ol azcık.
Bir gün…
Sevgilerimle,
Dünyanın en yetenekli mühendisi, sevgilin Michael Scofield (çok şanslı bir kızsın ;) )
bugün 0, toplam 70 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- michael scofield öldü mü
- michael scofield öldü
- scofield öldü mü
- michael scofield oğlu
- michael scofield ve sara














bilinç altına attığımızşeyler karşımıza kader olarak çıkar…
Adını yazmışlar yüreğime,adını yazmışlar gökyüzüne,EMRİN OLUR AŞ KIM MİCHAEL emrin olur.
Faksımı bekle;Nezaman gönderebileceğimi ben dahi bilmiyorum.
Bu michael de kro çıktı ya :D
sonu şöööle bitmeliydi:
‘sarah, kalbime bi hançer sapladın. ama dikkat et de fazla derine inme, çünkü orda sen varsın…’
Sakin Kafa bundan böyle senin adın Michael Sakin Kafa olsun =)
Güldüm epeyce…
olsun :)
öncelikle şunu sölim michael scofield i yeteri kadar tanımıyosanız niye onun ağzındanmış gibi mektup yazıosunuz ya.gerçekten tanıyan biri hemen anlıyo onla hiç bir alakası olmadığını..
geçenlerde bizim aşağıdaki internet kafede saati 1 değil 0.75 kuruş olan internet kafede gördüm michael’ı deli çoban nickiyle msn’de birisinden bahsediodu. iletisinde de karıdan kızdan vazgeçtim makineyi seçtim adlı güzide atasözünü değiştirip karıdan kızdan vazgeçtim t-bag’i seçtim yazıyordu… benden duymuş olmayın ama michael, sara’yı t-bag ile aldatıyor arkadaşlar…
@ King 27
eyvah! demek anladınız bu mektubu yazanın aslında ben olduğumu.
hehe king 27 diil niki.. king 27 haziran da yorum yapmış:)
İşe bak yahu, demek tasarım sorunlu. Düzeltelim bari.
yoo tasarım gayet iyi:)
evet, evet! tasarım bu haliyle baya baya güzel…
Abim de saf he. İnsan kutuya iyice bakar o kafa gerçekten Sara’nın mı diye. Adam odun işte. Sara’yı öldürdük demişler, kutuya bi kafa koymuşlar, o da hemen efkar yapmış. Safın oğlu.
güzeldi ….=)
okuduğum en eğlenceli sakinkafa.com yazısıydı… elinize sağlık sahib üs site…
:) teşekkür ederim