Şuramda parmaklarımın arasında minnacıktın. Biraz önce baktım, gitmişsin. Belki arada yazarsın, kızarıp kaşınırsın. Gittiğin yerlerden kart atarsın, belli mi olur sigarayı bile bırakırsın belki. Sıcacık, çarşaf gibi denizlere girersin, kumlanır ayakların, saçlarına karıncalar girer.
Ve ben akarken gülümserim uzaktan. Parantez içini doldururum tüm artıklarla. Bir türlü kapanmayan, göbekleri kocaman parantezlerim olur. Arada yorulurum, su içerim, karnım acıkır, çişim gelir, başıma güneş geçer. Yatıp uyumak isterim, kırık yatakların bana bahşettiği uyku kadar dinlenmek. Küçük köpişlerle minik bisküvimi paylaşıp yoluma devam ederim. Arkamdan bakarlar, bavulumun bir köşesine takılıp benimle gelmek isterler. Umutsuz bakışlarıma kulaklarını düşürerek karşılık verirler.
Bir ağacın gölgesinde oturur ağlarım belki. Toz kaçmıştır merak etme, peçetenin ucuyla çıkartırım. Gözlerim kızarır, yanar ama iyi olur. Rüzgar eser, yağmur yağar, arılar bal yapar, hayat akar, akarım, akarsın…
Hayal bu ya minik yaracım, belki saçların uzar, kokar ben gibi.
Efil efil bir rüzgar eser, duyarım kokumu tepelerden, gülümser uyanırım.
bugün 0, toplam 8 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- elif sağdıç













yabancı sarkılar arıyodum ‘sakinkafa’ ilgimi cekti. Sakin degilim bu son gunlerde 17 yasın verdıgı kan basınc yapıyo beynıme. Mor paspas’ın yazılarının cogunu okudum yada okumaya calıstım dıyelım beynıme basınc yapanlar rahat bırakmıyor cunku : )
sevgili elif,
‘daha 17′ olmak öyle sıcak bir havuz ki fokurdama sesi bile insana yetiyor :)
teşekkürler okuduğun için, varlığın için…
tesekkurler yazdıgınız ıcın, emeklerınız ıcın.. :)