
Ilkokula gidiyordum. Babam o zamanlar mesaiye kaldigi icin beraber izleyememistik o tarihi maci. cocuk aklimla mac sirasinda hic yerimden kalkmamak icin maca 5 dakika kala tuvalet ihtiyacim olmamasina ragmen, tuvalete gitmis, susama ihtimalime binaen de bir bardak suyu devrilmeyecek bir uzakliga yerlestirip mac saatini beklemeye koyulmustum. Hala hatirlarim o tarihi Manchester United-Galatasaray (3-3) macini ve 15 gun sonrasinda Ali Sami Yen’deki 0-0′lik beraberlik ve sonrasinda babamla zafer turuna cikisimizi. Hatirimda kalan, Galatasarayliligimin baslangici Feldkamp ve Hollmanli o yillara dayanir.
Sampiyonlar Ligi’nin duzenlenmeye basladigi ilk yiliydi ve Turk futbolunun, ilk amaci kurulu$undan bu yana “Turk olmayan takimlari yenmek” olan, Avrupa’daki basarili takimi on eleme macinda seri basi olan ManU ile eslesmisti. O zamanlar sadece 8 takimin katilabildigi Sampiyonlar Ligi’ne katilmak cok zordu; katilmak ayni zamanda ceyrek finale kalmak demekti. Ilk yirmi dakikada yan toptan yenen iki gol “yine mi Ingilizler’den tarihi fark yiyecegiz” diye dusundurmustu o zamanlar. Zira o nesil Turk futbol severleri Ingiltere milli takimindan iceride-disarida iki kez 8 tane yiyen nesildi ayni zamanda. Ancak isler oyle gitmedi ve deplasmanda 3-3, kendi sahasinda da 0-0 berabere kalan Galatasaray tur atlamis ve ilk defa duzenlenen Sampiyonlar Ligi’ne katilmaya hak kazanmisti.
Yazinin girisinde anlattiklarimin aksine o macin ilk 3 golunu kacirmistim, izleyememistim. Yani 2-0 geriye dustugumuz o anlari ve Arif Erdem’in golunu, Umit Aktan’in tabiriyle “dunyanin butun maykillari o topu cikaramaz” denilen golu kacirmis ve ancak macin kalanini izleyebilmistim o zamanlar kabusum olan tezye gezmelerinden biri yuzunden. Evde tek basima kalacak kadar buyuk olmayisim yuzunden ilk yirmi dakikayi hizli adimlarla teyzeme yurumekle gecirmistim. Allah’tan kuzenlerim de maci izliyorlardi ve macin kalanini izleyebilmistim.

Aradan birkac yil gecti ve bu defa Elvir Bolic’in defansa da carpan topu bir kez daha “dunyanin butun maykillari toplansa cikaramaz” noktasina gitmis ve memleket olarak bir Manchester zaferi daha yasamistik Fenerbahce sayesinde. sol kanatta Elvir Bolic topla bulusmustu. Topu sag ayagina alip Allah ne verdiyse vurmus, defansa da carpan top aglarla bulusmustu. Gunler bu maci konusmustuk memleket olarak. Ali Sen’in forsu yerindeydi o zamanlar. “Bir gun bu takim elinde bir Avrupa kupasiyla geri donecek Istanbul’a” demeye kadar vardirmisti iddiasini. ve evet, ben bu maci da izleyememistim.

Ve dun gece… CSKA Moskova’nin Wolfsburg’u 2-1 maglup etmesiyle onundeki ManU macini kazanmaktan baska caresi yoktu Besiktas’in. Yedek takimla cikacagi konusuluyordu rakibin. Ancak deplasmandi ve ManU’nun yedekleri bile Turkiye’de sampiyonluga oynardi her turlu. aradan 10 yil kadar gecmisti. Sahada degismeyen dort sey vardi sadece: yine defansa carpip gol olan bir top, Alex Ferguson, Alex Ferguson’un agzindaki sakiz ve yine gol yemeyen Rustu. Turkler Sir’e kendi sahasinda bir problem daha cikarmislardi. Ferguson’a Turkler ters geliyordu hep bir sekilde. Bana da ManU maclari ters geliyor, bir turlu izleyemiyordum bu tarihi maclari. Gun icindeki islerim yuzunden sadece ilk yari skorunu kontrol ederken Rodrigo Tello’nun bir tane yazdigini gormustum ve macin son dakikalarina eve yetismistim. Ancak internette maci izleyebilecek bir kaynak buluncaya kadar mac bitmisti bile.
Velhasil kelam Sampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’a elenen, Fenerbahce karsisinde 40 yil boyunca sahasinda yenilmeme rekorunu elinden birakan, Besiktas karisisinda da 23 maclik kendi sahasinda yenilmeme rekorundan olan ManU, bu Turklerden cektigini baska kimseden cekmemistir herhalde.
bugün 0, toplam 13 defa okundu...













galatasaray maçını izlemiştim… “bütün maykıllar bir araya gelse kurtaramaz” denen o golü hatırlıyorum yani :) bir de cimbomlu bir topçunun yan ağları deldiği gol vardı…
fenerbahçe maçını da izledim. boliç’in ilginç golü ve salih memecan’ın ertesi günkü karikatürünü (top belli bir rota izleyerek kaleye gidiyordu ve topun geçtiği yol üzerinde “destan” yazıyordu)
lakin, beşiktaşlı olmama rağmen dün akşamki maçı izleyemedim. esasında beklemiyordum da böyle bir galibiyeti. hatta maç öncesi arkadaşa fark yiyeceğimizi söylemiştim.
ama çok güzel yazı olmuş eline sağlık… tam gündeme ilişkin ve kapsamlı bir analiz…
spiker ertem şener in, kalecimizin kurtarışlarından sonra kendini kaybedip “ben bu rüştü yü her yerinden öperim” demesi dışında:) iyi bir maçtı…
kendini kaybediş anlarındaki anlamsız cümlelerden birisi işte :) ertem şener’in hep yaptığı şey. ronaldinho için “çölde bir vaha gibi” lafı hala kulaklarımdadır :)