
Yine bir Eurovision daha yaklasiyor. Bu konuda biraz nostalji yapmak geldi icimden.
Aslinda bu Eurovision olayi benim icin Cetin Alp’ten sonra bitmisti (Gerci Cetin Alp’de ondan sonra bitti) “Isteeeeee operaaaaaa” sarkisi hala kulaklarimda cinliyor aklima geldikce. Ne kötüydü yarabbim.
Yillardan beri artik eski merakla ve heyecanla beklemiyorum bu yarismayi. Hatta hic beklemiyorum desem yalan olmaz. Sadece Sertap Erener sayesinde, hep beklemis oldugumuz birinciligi elde ettikten sonra ülkece sevindik tabii (abartmamak gerekirse).
Bu olayla birlikte, bir kompleksimiz daha sona erdi. E, bir UEFA, bir Eurovision, bir Nobel… daha ne isteriz ki. Bundan iyisi, samda kayisi (Samdaki kayisinin bana ne faydasi varsa…).
Artik baska islere bakabiliriz. Geliyoruz ay, geliyoruz feza…bekle bizi!
Neydi o eski ‘örovizyon” günleri…
Renkliyi birakin da, daha siyah beyaz televizyonlarin oldugu, sobali evlerde yasadigimiz (siz bilmezsiniz cocuklar), sabaha karsi saati kurup uyanipta Muhammed Ali Clay’in boks maclari izlenen zamanlar…
Misafir kabul edilmez, misafirlige gidilmezdi o gün kolay kolay. Gidilir ya da edilirse de, mutlaka hep birlikte izlenirdi heyecanla. Ansiklopedilerden, kim kiminle komsu, aralarinda ne savas olmus incelenirdi. Bazi babalar Kibris Baris Harekati’ndan kalma üniformasini giyer, madalyasini takardi (biraz abarttim mi ne)
-Hissediyorum Naciye, bu 12 puan garanti bizim!
-”…and from Germany 12 points go to……Greece!”
- Özgür, ac oglum mehter marsini!
(Hem farkinda misiniz? Eskiden “Aha! Malta 2 puan verdi bize, canlarimm!” diye havalara ucarken, birinci olduktan sonra artik “burnumuz” kalkti…kolay kolay begnmez olduk kücük puanlari)
Hic unutmuyorum, bir gün bir dügün olacakti, evde hazirliklar falan… ve ayni gün Eurovision vardi TV’de aksi gibi. Nasil isteksizim , nasil isteksizim… hani ayip olmasa gitmeyip evde kalip yarismayi izleyecegim. Ama dügün kendi dügünüm oldugu icin, gitmek farz oldu haliyle….*öhüm*
Ozamanlar videoya kayit yapilirdi kacirdigin programlar. Simdi artik internetten izle herseyi. Zaten cep telefonlariyla illa birileri tüm neticeleri sms yoluyla bildiriyor. “FB:2 GS:0, niahaha! Yandin olum sen, artik kahvede o dantelli etegi giyeceksin, hic sansin yok” gibi örnegin. Teknoloji geldi, mertlik bozuldu valla.
Tüm dünya ABBA’yi tanidi Eurovision sayesinde, Celine Dion’u tanidi. Galiba birtek bu isimler kalici olabildi. Bircok taninmis kisilerin de kariyeri bitti diyebiliriz.
Jonny Logan’da bayagi bir tanindi zamaninda. Ama sanirim onu en yakindan taniyan bizim ülkemiz oldu. Ilk gercek resmi (yoksa gayri resmi miydi?) “Yabanci Damat”imiz oydu simdi Allah icin.
Eski sistem daha iyidi sanki. Ayni gün bütün olay yasanir biterdi. Simdi artik iyice kafam karismaya basladi, iki turda falan tamamlaniyor sanirim yarisma. Hani utanmasalar, yarismayi kazanip ödülü alan kisiyi bir de KPSS sinavina tabi tutacaklar. Pardon, böyle bir sacmalik sadece bizim ülkedeydi dimi…neyse.
Ben ilk Fransizca saymayi Eurovision sayesinde ögrenmistim. Bayiliyordum o güzel sunucularin agzindan cikan o “düüüüz puaa” lara, “senk puaa” lara…. Hele “vayüminiii” ve “lapeyba” duydugumuzda cok fransiz kalirdik dogrusu. Ama ailece ögrendik zamanla hepsini, artik Eurovision sayesinde kültür pacalarimizdan akiyor,peh
Eskiden sarkilar daha ….nasil desem.. daha oturakliydi sanki. Eurovision sarkisi dedinmiydi önce bir ceketini iliklemen gerekirdi neredeyse duydugunda. Ama en gec “Lordi” grubundan sonra artik maskeli baloya dönüstü sanki yarisma. Abuk subuk tipler, sacma sapan sarkilar.
Hem artik ülkeler kendi dillerinde de söylemiyorlar. “Bakin biz de en az sizin kadar biliyoz Ingilizce, hem sizden bile daha pankciyiz….hihh!” der gibi, farkli farkli tarzlarda sarkilar yapiliyor. “Punk’ciyiz amaaaaaa… okadar da degil yani müsadenizle” deyip, “özümüzden birseyler katalim” adina, kiyafetlere ve sarkilara Osmanli motofleri yerlestirip, en rock parcalarda bile arada bir darbuka solo…efendime söyliim… biraz ney, iki dansöz falan koyup, TR bir dogu-bati sentezidir (yalaaaaan söylüyorsuunnnn!) düsüncesiyle, elimizden geleni yapmaya calisiyoruz.
Ama fazla puan alamayinca da ” amaan.. zaten herkes kendi ülkelerini kolluyor. tamamen siyasi amaclar var bu örövizyonda sekerim” gibi sözler söyleyip, hüsrana ugruyoruz her seferinde. Zaten bukadar dogu blok ülkeleri oldugundan beri, gercekten de böyle bir durum sözkonusu, bu malum.
Aslinda bir “Worldvision” yapilsa da, hepimiz su dünyadaki dostumuzu düsmanimizi daha iyi tanisak.
Yoksa bukadar dogu blok ülkeleri olduguna göre, acaba Ciguli’yi mi yollasak Eurovision’a? Ve her seferinde baska dillerle yarissak…nebicim sükse yapardik.
Hem ben diyorum ki, TR’deki sunucumuz ve diger ülkelerle baglantiya girecek olan kisi bu sene Seda Sayan olsa mesela. Hani her ülkenin sunucusu , canli baglantiya gecip, puanlari bildirmek istediginde önce misafir ülke yaglanir yikanir biraz: “Tenk yu for di vaaaanderful shov, yu ar greeeeyt!” tarzinda. Cevap gelir: “Thank you Meltem..and you looks very great” Böyle laubali olunur falan…
Iste Seda Sayan bu samimiyeti iyi becerirdi diye düsünüyorum. Baglaninca “Gut iivinink Oslo, nabbiyongghhiii??” der mesela. Ama bu “nabbyongghhii” mutlaka genizden gelmesi lazim. Gghhi..gghhi…bak böyle….ghi…
Sonra devam eder, parmaklarini saklatip, arkadan 9/8 ‘lik bir müzik gelir: “Cörmeniiiiiii….tuuuuuuuu….*ninini nini ninim* Nederleeeeend…eeeeeyyyyyt!….Maltaaaaaaaaa……*nininim nini ninim* teeeeeeeeen! ent di best poynts go tuuuuuuuuuuuu!..alllllaaaaaaaaaaaaaaaaa tutmayin beni…aaaatmiiiiiis, yeeeeetmiiiiiiiisss!!!” diye bi kaptirdik mi kendimizi, bak sen eglenceye.
Hem bence bidahaki sefere Eurovisiona Ajdar katilsin. O sahnede “kon kon ! kirmizi don!” diye döktürürken, o arada feat. olarak Mustafa Topaloglu girsin araya “Welkam tu piresidensi” diyerek. Arada bir Fatih Ürek görünsün yilan dansiyla. En sonda da Ankarali Turgut kafasini uzatip “yakalarsam…tik tik!” diye sarkiyi noktalasa mesela. Fena mi olurdu? Yeminle, tarih yazardik örövizyonda. Hem Türkiye’nin bazi gerceklerini daha iyi yansitirdi.
(Can Baba demis ya: ” Nekadar rezil olursak, okadar iyi…”)
Yok neymis efendim bu sene? “For one night we could be the same…no matter what they say…” hey hey de hey….
Birakin bu isleri ya… Hem zaten kim cikarsa ciksin, sonucu güclendirmek biz gurbetcilerin elinde degil mi zaten? (kelimenin tam anlamiyla) Hadi yurttaslarim, hadi arkadaslar, Mayis’ da göreyim hepinizi, parmaklariniza kuvvet! Bu Eurovisionu alacaz, baska yolu yokk!!!
bugün 0, toplam 2 defa okundu...













Geçen sene Patricia Kaas ablamız çıktı mesela Fransa adına. kadın tek başına sesiyle ortalığı bayılttı. Son anda öyle bir hareket yaptı ki, ağzımız açık kalmıştı.
diğer yarışmacılar gitmiş kadından imza falan istemiş. o derece… ama puan toplayamadı tabi.
iki senedir rock’çılarla katılıyoruz ben de anlam veremiyorum aslında. sanki İngiltere’yiz… endüstri toplumuyuz ve rock’çılarımız da halk adamıymış gibi..