Ölüm Kaçınılmaz Bir Başlangıç

mezar-taslariİşe giderken her sabah şehrin biraz dışında kalan mezarlığı görüyorum ve de ölümü düşünerek güne başlıyorum.
İnsan hayatının bir minyatürü olan “bir gün“e ölümü düşünerek başlamak biraz ilginç oluyor. Ee…tamam korkunç da denebilir. Her sabah yeniden doğuyoruz, dünya koşuşturmasından sora gün bitiyor, ömrümüzden bir gün eksiliyor ve ölümün kardeşi uykuya dalıyoruz. Daha doğma aşamasında ölüm çıkıyor karşıma bu mezarlıkla. Sonra düşünüyorum…
Osmanlı zamanında mezarlıklar şehrin içinde olurmuş. Yaşayanlar ölüleriyle iç içeymiş ve de hala onları içlerinde hissederlermiş. Sürekli ölümü görünce insanlar bir süre sonra alışıyorlardır ölüme, daha bi hazır hissediyorlardır, gerçeği daha kolay kabullenip ona göre yaşıyorlardır herhalde.
Yaşadığımız zamanda, şehirlerin durumuna bakacak olursak şehrin göbeğinde mezarlık elbette biraz garip olur.Yani artık şehirlerin yerleşim düzenine göre pek uygun olmayabilir.
Ama bu ölümü düşünmemize engel değil. Ölüm her yerde. Birileri bi şekilde ölüyor ve biz de duyuyoruz hatırlıyoruz ölümü.
Bazen insan dünya karmaşasından sıyrılıp yastığa başını koyduğu zaman düşünür ölümü. Acaba ne zaman ölücem, nasıl ölücem, ya erkenden ölürsem, daha çok gencim, ama bir sürü genç yaşta ölen insan var, ne farkım var benim, ben de nihayetinde insanım ayrıcalıklı değilim, ne zaman ne olcağı belli olmuyor… diye bir korku oluşur yani şahsen bana oluyor…
Derler ya “korkunun ecele faydası yok…”
Dereceli kaplara benzeyen, yaşadığımız, nefes alıp verdiğimiz anları en üst seviyeye kadar doldurmak elimizde. Bu kapları(anları) içimize sindiği gibi, yaşayamadığımız için pişman olacağımız şeylerle doldursak,”geniş zaman“lı hayattan “şimdiki zaman“ları ayıklayarak yaşarız, böylece “gelecek zamanımızı” bir kavanoz içinde biriktirip,”di’li geçmiş zaman“ımızı,”tüh’lü geçmiş zaman” olmaktan bir nebze kurtarabiliriz deyü düşünüyorum.
Daha özgür oluruz.İnsanlara karşı belki daha duyarlı oluruz.Amaaan nasılsa ölüp gidicez değer mi birbirimizi kırmaya…diye.Dünya daha değişik bi yer olabilirdi tüm insanlar ölüme karşı daha duyarlı yaşasaydı eğer.
Biz ölüm gerçeğini sona koyuyoruz, başa koysaydık eğer dünya böyle olmazdı diye düşünüyorum..Egosunu hayatının merkezine alan insanlar olmazdı.
Ama işte unutmak insanın fıtratında var. Ölümü zaman zaman hatırlıyoruz.Ölümü her an düşünsek de çıldırırdık herhalde.Böyle gelmiş böyle gider yani.
‘Dinleyin Sürüngenler;
Sizler özel değilsiniz,
Sizler güzel yada eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz,
sizler işiniz değilsiniz, sizler paranız kadar değilsiniz,
bindiğiniz araba değilsiniz, kredi kartlarınızın limiti değilsiniz,
sizler iç çamaşırı değilsiniz,
Sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz..!
Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz.
Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz …!’
tyler durden

 

Not:Ölümün, insanların soğuk baktığı bir konu olmasına rağmen ilk yazı için seçmem biraz acayip oldu sanırım ama,ölüm bir başlangıç diye inanıyorum ben.Ölüm son’u değil,Başlangıcı temsil ediyor inancıma göre.Allah gecinden versin gene de :)

 



İlginizi çekebilecek başka yazılar

İlgili yazı yokmuş


“Ölüm Kaçınılmaz Bir Başlangıç” için 7 yorum. Var mı arttıran?

  1. ayasophia | 26 Tem 09 (18:30)

    tam ben yazıyı okurken düşünüyordum ki, sen “not”a eklemişsin: ilk yazıda ölümden bahsedilir mi yahu? :)

    bakırköy’de mesela mezarlık vardır şehrin tam ortasında, lakin kimsenin onu “içselleştirdiğini” düşünmüyorum…

  2. mahrum | 26 Tem 09 (20:23)

    şehir içindeki mezarlıklarda (bilhassa eyüp mezarlığı) benim en çok dikkatimi çeken şey insanların mezarlıklara karşı manzara seyreder gibi oturup bir şeyler yiyip içmeleri ve yediklerininde boğazından geçmesi olur.

    gerçi eyüp mezarlığının hem kendisi hemde manzarası şahanedir fakat yinede bu yeme içme durumu bana oldukça ironik gelmektedir.

  3. persephone | 27 Tem 09 (1:09)

    ölüme gitgide yabancılaşıyoruz aslında,

    örneğin, bugün Beyoğlu’nda Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nin yerinde aslında önceden deruni bir mezarlık varmış ancak sonra mezarlar Galata Mevlevihanesinin bahçesine kaldırılmış ve belediye kararıyla burası nikah salonu yapılmış(!),şimdi de kültür merkezi işte…

  4. hybrid | 28 Tem 09 (12:52)

    ayasophia:
    hımm şimdi durumun mezarlıkların yeri ile ilgili değil de,yaşadığımız zamanda insanların duyarlılığıyla ilgili olduğunu düşünmeye başladım.

    mahrum:
    ben hiç öyle bi manzarayla karşılaşmadım ama,eğer insanları öyle görseydim iç dünyam sarsılırdı herhalde :) gerçekten ironik.niye mezarlıkta bir şeyler yenir ki insan dua eder bari.belki, hala yaşıyoruz yarın bigün bunların arasına katılacak yiyelim yiyebildiğimiz kadar gibi.. bi mantığı vardır işin:)
    ben her gün otobüsle geçiyorum mezarlığın önünden,epey büyük bi mezarlık.otobüsteki insanların dua ettiğini görüyorum amin diye ellerini yüzlerine sürerken.çoğu insan yapıyor bunu.küçük bir ilçe hala böyle saygı duyulması güzel.

    persephone:
    “her canlı ölümü tadacaktır” yazısı rahatsız etmişti insanları,belki böyle bir rahatsızlık olmuştur.ya da insanların işine gelmiyor bilemedim:)

  5. zeyenp | 29 Tem 09 (5:35)

    Hangi şehirde yaşıyorsunuz bilemiyorum lakin İstanbulda yaşayanlar bilir şehir ve mezarlar iç içedir.Zincirlikuyu , köprü çıkışında Avrupa yakasına giren herkesi selamlar durduğu yerden, Karacaahmet hakeza öyle Kadıköy ve Üsküdar gibi önemli iki merkezin tam ortasındadır.Üsüdarın en işlek caddeelrindeki cami avlusunda bulunan onlarca hazireyi saymıyorum bile, Eyüpte dağ taş mezardır, Beykoz yüşa tepesi , Eminönü her köşeden Ahireti anımsatır. İnsanalr ne düşünür dekorasyon olarak mı görür kabirleri ama zincirlikuyu kabristanının girişindeki cadde üzerindeki insanın gözüne sokarcasına yazılan ” her canli ölümü tadacaktır” yazısını ordan geçipte görmeyenede diyecek birşey yok.Bu yazıdan şikayetçi oanlar varmış belediyeye rahatsız oluyoruz diye:)

  6. hybrid | 29 Tem 09 (15:00)

    İstanbul öyledir de gezdiğim,yaşadığım şehirlerde ben hep öyle gördüm.genelleme yapmak,her şehir de böyle demek yanlış tabi.Demek istediğim mezarlıklar artık görmezden gelmeye çalışılan yerler.

  7. DeLi | 2 Şub 10 (0:09)

    Ölüm değilmi soğuk bir rüzğar .
    Ölüm değilmi Seviline sevidiğin kadarıyla elveda demek.
    Ölüm değilmi Aşıkın maşuğa kavuştuğu an.

    Güzel olmuş kardeşim emeğine bereket.Ölümü hatırlamak için bakmak değil görmek gerek.

Yorum yazmaca