sakinkafaatari oyunları

  1. Oh ne güzel barajlar doluyor..


    Günün anlam ve yağmuruna binaen 27 Ekim 2008 tarihli bir yazı…

    Dün Sakinkafa’yla Kadıköy’de yoğun yağmura yakalandık. Anlayacağınız donuma kadar her yerim ıslandı. Eve dönerken ıslanmaktan bitap düşmüştük. Üzerimizdekiler ağırlaşmıştı. Artık su birikintilerinden kendimi korumaya çalışmıyordum ben mesela. Sakinkafa ise hala bir umut çok ıslanmamaya çalışıyordu.

    Yağmur sırasında, yaptığımız muhabbette, ikimizinde yağmur yağarken barajların dolmasına sevindiğimizi öğrendik.


  2. istanbul
    -Tüm kış gözüm gibi baktığım “çok sevgili” şemsiyemi,  hafta sonu iki damlalık bir yaz yağmurunda kaybetmiş olmanın hüznü ile-

     

    Şeffaf şemsiyeleri sevmiyorum. Seslerin yankılanması ile büyülendiğiniz kubbeli yapıları anımsatan o “ağır abi” şemsiyeler gibi saklanamıyorsunuz gölgesinde misal, bazen bir gölgenin köşk olabileceğini biliyorken hem…


  3. Kurbağa Şehir

    The_FrogUyuşukluğun tavandan sıçradığı bir günden sesleniyorum. Tüm gün şu pencereden gözüken sokağa yağmur yağdı. Hiç serinletmedi oysa. Kızgın bir yağ idim, damlalar yağın içine düştü, patladı, tenimi yaktı. Bu sefer uğraştım cici şeyler yazmak için, ama içimdeki öfke, kırgınlık bana başka bir yol göstermedi.  Şu tıkanık lavabo öyle acıttı ki canımı, sana yalan söylemek istemedim biricik mutlu okur. Nedense bu şehir bir kurbağa gibi gözüktü bana. Sesi kulağımı tırmalayan ve kolayca sıvışmakta başarılı olan şişko bir kurbağa. Bataklıkla aynı renkte olan ve şişirdiği yanaklarıyla hep yalanlar söyleyen zibidi bir kurbağa. Bu durumda ben de onun bataklığında yaşayan bir su paraziti. Çamurda hiç debelenmeden yatan, en tembel olan, diğer canlılara yem olmaktan korkmadan, saklanmadan öylece en pis yerde yerleşik olan.

    Biraz önce bir adam gelip köpeklere yemek bıraktı, izledi onları yerken sonra bastı


  4. Öfke gözleri kararttığında…

    tankmanStar Wars izleyicileri çok iyi bilirler. Sith Lordu’na karşı çıkmaya çalışan Anakin Skywalker, ışın kılıcıyla karşısına dikildiğinde, o yaşlı adam şunu der: “Benden nefret et. Öfkeni serbest bırak…” Ancak o zaman, “Dark Side”a (Karanlık Taraf) geçecektir Anakin. İsmi de Darth Vader olacaktır: Zalim imparatorluğun güçlü askerî dehası. Gerçek dünyada da işler böyle yürür; ilkokulda karşınıza çıkmıştır öyleleri mesela. Gelip sizi gıcık ederek aptalca bir hareket yapmanızı sağlar, sınıfın en şımarık veledi. Siz ona öfkelendikçe, güler. O güldükçe, daha da öfkelenirsiniz. Sonunda, öfkenizi başka şeylerden çıkarmışsınızdır. Mahallede, uzağa giden topu almak için koştururken siz, o topu daha da uzağa atan zalim abileriniz olmuştur. O öfkeli haliniz, ona çok komik gelir…


  5. Laf Sokulmasına Önlem Alın

    laf-sokan-adamSamimi arkadaşlıklarda çok dikkat etmek gerekir. Arkadaşlarınız zeki insanlarsa oturduğunuz masada karşılıklı yüzlerce laf sokulabilir. Arkadaşa laf sokmak kötüdür, hayvanlıktır, ama arkadaşlığın olmazsa olmazıdır. Çok utandırmayacak şekilde, arkadaşı kızdırmak arkadaşlığın can damarıdır.

    Laf sokulması durumunda neler yapılabilir?

    Genelde lafa lafla karşılık vermek herkesin hayalidir. Laf sokan adamı yerin dibine batırıp laf soktuğuna, sokacağına pişman etmek ister insan. Ancak bu pek gerçekleşmez. Sizi kızdıran bir laf sokumu (bağ bozumu) sinir sisteminizi bozar, motor nöronlar beyninize erişemez ve cevap veremezsiniz.

    Peki ne yapmalıyız?

    İlk önce çok stratejik


  6. Kaypak Erkek – Şekillendirici Kız

    erkek_pesinden_surukle-3968“Maddi manevi zayıf olan kadınlar, kafesledikleri erkeklerini kendilerine uygun halde şekillendirerek büyük bir güç kazanma yoluna giderler.” (national georaphic s.148 English edition Penguen Readers)

    “Kafeslenen erkeğe bu doğrultuda uygulanan en vahşi politika sevgi, zayıflık ve cinsellik üzerinden yapılır. Bazen kadın düz mantığı da katılır bu vahşete.” (Dümen, Haydar Posta Gazetesi)

    Karakteri tam oturmamış erkekler, karakteri tam otursa da sevgilisini üzmek istemeyen sünepe erkekler bu yolda hep sevgilisinin peşinden şekillenirler. Şekillenmiş hallerini kadınlarının da telkinleriyle yeni karakter olarak tanımlarlar.

    Erkek sever, kadın kafeslediği erkeği seveceği erkek haline dönüştürmeye çalışır. Kadın şekillendirebileceği erkek arar. Kadın da sevgi mevgi yoktur, anca şekiller. (Biri hariç biri hariç! Yahu bunları yazarken aklıma birisi geliyor, ona büyük haksızlık yapıyorum, o hariç diğerlerinden bahsediyorum, o kişi burayı okumuyor o yüzden rahatım)


  7. Dinle!

    ruhumunhendesesi_neyzenMevlana Celaleddin-i Rumî, kuyumcuların olduğu çarşıdan geçerken duyduğu seslerle aşka gelip sema edermiş. Aynı Rumî, en büyük eseri Mesnevî’nin yalnızca ilk 18 beytini kendi eliyle yazar. Geri kalanını o söyler, talebeleri yazar. Bu nedenle önemsenir ilk 18 beyit. Neden önemsenir bu kadar bilinmez, lakin Mesnevi’nin ilk kelimesi olan “bişnev” yani “dinle!” gerçekten de mühimdir. En azından “anlam” olarak Mevlana’nın her satırında var olduğunu söylemek mümkün. Dinlemek isteyene, sözüne kulak verene ve belki de özellikle bugünün dünyası için “söyleyene teslim olana” anlatıyor… Garip değil mi? Bana hep Nietzche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt’ünde dile getirdiği bir şeyi hatırlatır: “Ben bu kulaklara göre ağız değilim!” Nietzsche devrini beğenmez, Rumî ise şart koşar dinleyene…


  8. Ben bu Almanya’yı döverim!

    format2

    Tamam, burada büyüdüm, buraya alıştım, seviyorum kendisini, aramızdan su sızmaz. Ama bazı durumlarda çok sinir ediyor beni yahu!

    Örneğin geçen Pazar günü. Resmi tatil olan mubarek ‘Pfingsten’ günü. Heryer kapalı ve yine evde önemli birşey eksik. Tamam, alışverişimi yaptım bir kaç gün öncesi ama fazladan yağ (çiçek yağı) almayı unutmuşum iste, ne var? O gün de bitmiş ve acilen lazım oldu. Sabahın köründe yine yollara düstüm ve açık benzinlik aradım önce. Hepsi açık değil tabii o gün. Etraftaki 2-3 tanesini dolaştım, hiçbirinde yağ yok, iyi mi? (Ama bugün alışverişimi tam yaptım, eksik noksan acil birşey çıkmaz umarım yarın hayırlısıyla.)

    Almanların bir lafı aklıma geldi o ara dolanırken: “Was man nicht im Kopf hat, muss man in den Beinen haben” = Kafanda olmayan, bacaklarinda olacak. (Oooldu…suyundan da. Herbişeyi de bilmeseler olmaz)

    “O sabah bütün benzinliklerini dolaştım Köllün’ün…onu aradım raflardaki yağ izlerinde. Canım doya doya kızartma yapmak istiyordu.”


  9. Kadınlar Birbirini Çekemez

    survivorBöyle bir genel kanı dolanıp duruyor ortalıkta. “Kadınlar birbirini çekemezmiş.” Sonuçta kadınları kötüleyen bir şey olduğu için ben de buna hak veriyorum. Sonuçta kadınlara bir leke sürülüyor ne güzel.

    Ama Survivor’u izliyorum da kadınlar ne güzel takım olmuşlar ne bir hizipçilik var ne içten pazarlılık, ne kavga ne gürültü… Erkek grubu ise birbirlerini yiyor. Ben bu işi anlamadım arkadaş. Kadınlar kötüyse, birbirlerini yesinler lütfen. Bak öndeki vatandaş ne güzel dudaklarını ısırıyor ne kadar sempatik bir görüntü. “Ay aman bizim takıma bir bela gelmesin!” diye korkuyor adeta…

    Kadınlar bu kadar sempatik ve birbirlerini kollayan bir grup olursa kadınları kötülemek zorlaşır lütfen bu sebeple bu kızlar birbirlerini bir an önce yesinler.. Acun ayarla sen bir şeyler.


  10. Aşk (Üzerine Yazan Çakma Kadın Yazar)

    Aşk…

    Kimisi için sadece 3 harfli bir kelime, kimisi içinse hayatın anlamı…

    Ben aşkı sınırlandırmamayı seçmeyenlerdenim…

    Her şeye aşık olabilir bir insan.

    Herkese demiyorum okuyucu dikkat edin.

    Her şeye!


  11. Tekerlemeç

    tekerlemeçAltı kere altı otuzaltı
    Hakem dedi penaltı
    Rıdvan dedi atalım
    Tanju dedi kaçalım…

    ve

    Yedi kere yedi kırkdokuz
    Nereden geldin bitli domuz?

    Anonim

    Sakinkafa, aynı zamanda kültürümüzün değerli öğeleri olan manilerimizi kayıt altına alarak kaybolmasını önlüyor. Aklınızda kalan değerli mani ve tekerlemeç varsa lütfen yazın. Kaybolmasın.

    Google görsel aratmasında “tekerlemeç” yazınca bu fotoğraf çıktı ondan bunu koydum başka bir anlamı yok.


  12. “Cover”ı Herkes Kıvıramaz!

    Sahibinin sesiyle sevdiğimiz şarkıları başkalarının yeniden yorumlaması, o şarkıdan nefret etme nedeni olabiliyor bazen.

    Özcan Deniz’in “Gemiler”e, İbrahim Tatlıses’in “Seninle Olmak Var Ya”ya yaptığını,  şimdi Müslüm Gürses “Gönül”e yapıyor, vallahi yazık ediyor:


  13. Sözüm meclisten dışarı…

    hiyarGeçenlerde bir sahafa yolum düştü. Kitaplar arasında gezinirken, Barış Manço şarkıları çalıyordu. Tam o anda, küçükken abimin geceleri bana söylediği o şarkı çalmaya başladı. Çok eğlenirdim bu şarkıyla ben. Absürt türün en başarılı örneklerinden. “Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum…” diye başlayan o garip hâle bazen girip girip duruyorum. Tam da şarkıda başgösterdiği gibi bir his bu. Durduk yere geliyor, yemyeşil bir hüviyete bürüyor insanı, sonra tam dilim dilim doğranıp cacık olayım derken… O da olmuyor a dostlar! Neyse fazla uzatmayayım lafı… “devamını oku”ya tıkladığınızda, o şarkının sözleri karşılayacak sizi. Absürt şarkılar antolojisine giriş olsun bu da… Belki devamı da gelir.


  14. Kur’an’a Saygı!!!

    Kur'an

    Geçenlerde evde eşimle oturup çay keyfi yaparken konu döndü dolaştı dini meselelere geldi. Bir konuda karşıt görüşler ileri sürdük. Konu ile ilgili bir ayeti tam hatırlamak ve eşime de okumak için kitaplıktan meali kapıp geldim, ayeti buldum ve eşime okumaya başladım. Bu arada eşim “İyi güzel hoş da sen şimdi bana ayet okuyorsun ama abdestin var mı?” diye sorunca hemen “Neden” sorusu geldi


  15. “Alıştım Susmaya”nın En Tatlı Hali

    Emre Aydın’ın “Alıştım Susmaya” sını Hakkari’deki bir ilkokul öğretmeni, öğrencilerine söyletmiş. Acayip tatlı bişey çıkmış ortaya :)


  16. Evet, hepinizin coğrafya dersinden bildiğiniz gibi taş kömürüyle meşhur Zonguldak’ımdan bahsediyorum. Tatil dönüşü ne getireyim diye her sorduğumda insanlardan “Oranın neyi meşhurdu? -Ha evet taşkömürü!- Gelirken taş kömürü getir.” şeklinde cevaplar almama sebebiyet veren memleketim.

    Aslında önemli ölçüde doğru bu tespit; çünkü Zonguldak’ta dağ bayır taş kömürü! O nasıl oluyor derseniz en iyisi coğrafi özellikleri tek tek inceleyelim: ilk özellik olarak taş-toprağa bakarsak, asfalt ve yeşillik dışındaki her yer kristalinden kayasına kadar her boyutunun bulunduğu kara taşlardan oluşur. Öyle ki var olan tek sahil de bu taşların kumlaşmış formu ile kaplıdır. Bilmeyen birini bunların taş kömürü olduğuna inandırmak -tecrübeyle sabittir- da hiç zor değildir…