İnsan ölür…
Steve Jobs yazısı değil bu. Tanımam zira kendisini. Ekranlardan gördüğümüz kadarıyla işte. Ürünlerini kullanınca, onunla bir ilişki kurduğumuz hayali, bence asılsız. Gerçi rivayet odur ki, kendisine giden mail'lerin önemli bir kısmını cevaplıyormuş merhum. Gene de ama, Steve Jobs'tan ziyade, insanın ölümlülüğü ile ilgili bir yazı olsun istiyor gönlüm. Bakalım becerebilecek miyim...
İşe/okula gidip gelirken ipod şarkı listesi
Sabahları gıy gıy şarkılarla güne başlanır. Uyanık ve ayakta gibi gözüksen de aslında ruhun halen uyuyordur ve sen kendini güne hazırlarken geçiş aşamasındayken bu şarkılar sana yardımcı olur. Evden çıkarken türküler, klasik müzikler, damar şarkılar gibi geneline “slow” müzik dediğimiz ninni kıvamında ve sözlerinin çok önemli olmadığı ve hatta bazen İsmail Y.K.’nın bile araya sıvışmasının söz konusu olacağı ve fark edilmeyeceği yavaş şarkılar dinlenir. Tabi ipod şarkı listesinde kimin İsmail Y.K. şarkısı var onu da bilemem ama geçen gün bindiğim dolmuşta tam 6 kere art arda “bomba bomba, 90-60-90…..” diye bir şeyler dinledim ve 7. kere başa sardığında şarkı kendimden ...
Erkeklerin Derinlikli Sex and the City’si; Losers Club
"Caddeye çıktı. Ağır ağır. İçinde kabaran kederi bastırmak için bir yıldırım zaferi kazanan şüphenin gururuna sarılmak istedi, nafile. Simeranya kızlarını düşündü, faydasız. Kadınlar orada güzel, ince, saf, leylidir. Nafile, nafile.” (Prolog, Yalnızız, Peyami Safa) 1951’de bir kaybeden olmak nasıl bir şeydi? Peyami Safa, Yalnızız’da Samim’in iç karartılarını, yalnızlık duygusunu, insanlardan / şehirden / dünyadan kopuşunu, bunlara paralel olarak kendi küçük dünyasında yarattığı Simeranya’yı o kadar derinlikli anlatırken “kaybeden, kaybedenler” kavramları hiç aklına gelmiş miydi acaba?
Uykusuz ve Gevşeklik
İnsana sormazlar mı haftalardır yazmıyorsun, kalkmışsın Uykusuz'daki gevşeklikten bahsediyorsun diye? Ama bahsedeceğim. Bildiğiniz gibi Uykusuz Türkiye'nin (sanırım) en fazla satan ve okunan mizah dergisi. Penguen'deki yazar çizer bolluğu ve belki bilmediğimiz başka sebepler Uykusuz dergisinin doğmasına zemin hazırlamıştı. Benim en beğendiğim çizer ve yazarların kurduğu Uykusuz benim de yeni mizah dergim olmuştu böylece. Umut Sarıkaya başta olmak üzere Uğur Gürsoy, Ersin Karabulut ve diğer yetenek abideleri adeta müptela ettiler beni dergiye.
“Bize bir şey olmaz”
17 Ağustos 1999′la ilgili şöyle yazmışım Sakinkafa’da: “17 ağustos [sabahı] bir enkazın nasıl temizleneceğine dair hiçbir fikri olmayan insanların sabahıydı aynı zamanda.” Evet, o kadar acemiydik. Şu sıralar Yılmaz Erdoğan’ın “cebimde kelimeler” oyunundan bir sahne paylaşılıyor sosyal medyada. Erdoğan, “Tanrı uyarmıştı aslında bizi,” diyor 99 depreminden bahsederken, “Erzincan’da, Van’da, Diyarbakır’da…” Ama, oralardaki acıları acıdan saymayınca Erdoğan’ın dediği gibi, körfezde binlerce insan ölüyordu. Acaba sadece bundan mı geliyor başımıza her defasında? Devamını Oku...
bugün 0, toplam 61 defa okundu...
sakinkafa istatistik servisi – rapor no.:2
30 Eylül – 14 Ekim Arası Ziyaretçi Sayıları
| Ziyaret Edilen Sayfa Sayısı |
Tekil Ziyaretçi | Yeni Ziyaretçi | Tekrar Gelen Ziyaretçi | |
| 30 Eylül 2011 | 920 | 492 | 463 | 29 |
| 01 Ekim 2011 | 857 | 514 | 490 | 24 |
| 02 Ekim 2011 | 588 | 423 | 393 | 30 |
| 03 Ekim 2011 | 803 | 481 | 442 | 39 |
| 04 Ekim 2011 | 715 | 464 | 429 | 35 |
| 05 Ekim 2011 | 672 | 453 | 417 | 36 |
| 06 Ekim 2011 | 828 | 480 | 442 | 38 |
| 07 Ekim 2011 | 745 | 469 | 428 | 41 |
| 08 Ekim 2011 | 704 | 473 | 446 | 27 |
| 09 Ekim 2011 | 781 | 523 | 489 | 34 |
| 10 Ekim 2011 | 1079 | 547 | 496 | 51 |
| 11 Ekim 2011 | 989 | 553 | 498 | 55 |
| 12 Ekim 2011 | 1037 | 609 | 542 | 67 |
| 13 Ekim 2011 | 956 | 548 | 483 | 65 |
| 14 Ekim 2011 | 1075 | 569 | 506 | 63 |
| TOPLAM | 12749 | 7598 | 6964 | 634 |
| GÜNLÜK ORTALAMA |
850 | 507 | 464 | 42 |
bugün 0, toplam 104 defa okundu...
Muhteşem Yüzyıl’ın politik etkisi
Evinizde gençler, oturmuş televizyonda Muhteşem Yüzyıl izliyorlar. Sahne hareme geldiğinde gençler hatunlara bakıp iç geçiriyorlar. Sülüman’ın bir yanında Rus, diğer yanında Ukraynalı, öteki tarafında Polonyalı püskevit gibi kızlar… Gençler dönüp annelerine “Anne niye bizde yok bu hatunlar, bize niye bulamıyorsun böylelerini, bizim ne eksiğimiz var!” diyorlar.
bugün 0, toplam 81 defa okundu...
Muhteşem Yüzyıl’ın yıkım etkisi
Birkaç gün önce Ukrayna’dan bir misafirim geldi. Bir-seksen boylarında, bakımlı kumral saçları şelaleden dökülen su düzlüğünde omuzlarından bel üstüne kadar akan, etrafı okyanus renginde ve pırlanta gibi parlayan gözlere sahip, uzun boyuna rağmen fiziğinde hiçbir orantısızlık bulunmayan bu bayanı Türk misafirperverliği ile ağırlamak görevi bana düşmüştü. Olanca güzelliğine rağmen, içimde bu güzelliği takdir etmekten gayri bir maksat taşımayan ben, niyetimden emin olduğum için onu ailemin evinde ağırlamaktan da çekinmedim. Birkaç gün ailemle birlikte evimde misafir olduktan sonra havaalanından yolcu ettim. Eve geldiğimde babamın yorumu ilginç idi: “Bizim oğlan maşallah Sultan Süleyman’ı geçmiş!” İlk bakıldığında çok masum bir söz ama detayları irdelediğimde yaklaşan tehlikeyi bizzat gördüm! Devamını Oku...
bugün 0, toplam 458 defa okundu...















sohbet muhabbet