Üniversitedeki bir hocamla, gazeteciliğe başladıktan sonra röportaj yapmak istedim. Olur, çok sevinirim, dedi. Önce biraz muhabbet ettik. “Bizde zampara çoktur.” diye girdi söze. Şaşırmadım, zira kendisini az çok biliyorum. “Fakat ben, Bridget Bardot’yla otelde basılanına rastlamadım. Amerikan kanallarında magazin programlarına konu olan da yoktur. Ama bu kendi çaplarındaki zamparalığı anlatmayı çok severler.” şeklinde devam etti. Bu acayip adamın demek istediği şey aslında şuydu bana: İç politika ile sınırlı kalma, bütün dünyaya hakim bir gazetecilik geliştir kendi içinde. Yarın bir gün NewYork Times’ta yazacak kıvama gelmeye çalış, burada kalma. “Biz Türkiyeliler” demeyi pek sevmem ama böyle bir şey de var neticede. Bugün Orhan Pamuk dünya çapında yazarsa, bunda kitaplarının sağlam çalışan bir lobi tarafından sürekli olarak yabancı dillere çevrilip, yabancı yayıncılara pazarlanması da önemli bir etkendir.
Milan Kundera’nın bir romanından bahsedelim biraz da. Ölümsüzlük isimli romanında der ki üstad: “Dünyaca ünlü ve arzulanan bir kadınla [benim neslim için bu kadın Angelina Jolie olabilir] bir sokakta, insanlar arasında kol kola yürümeyi mi, yoksa onunla kimsenin bilmediği bir otel odasında bir gece birlikte olmayı mı istersin? Sorunun cevabı neredeyse herkeste aynıdır. Sokakta yürümek tabi ki.” Çünkü imajlar artık haddini aşacak denli önüne geçmiştir gerçekliğin. Aslında çoğu -sıradan- erkek için Angelina Jolie bir yerden sonra “çekilmez” hâle gelecektir. Fakat onunla kol kola işlek bir caddede yürümek, uzun uzadıya yaşayacak bir imgeye dönüşür. Çünkü bu imgeler (mumyalanmış olsalar da – bu konuda ısrarcıyım) ancak ve ancak insanların onlara hayat vermesiyle yaşayabileceklerdir.
Şimdi bunların bizim megastarımız Tarkan’la ne alakası var? Çok alakası var. Öncelikle ilk paragrafta anlattığım gibi, öylesi dünya şöhreti olabilmiş nadir sanatçılarımızdan. Arif Mardin’i saymazsak bu endüstri içerisinde, Tarkan’ın “pop” başarısı, onu Türkiye’nin ilk “pop-ikon”u yapmaya yetebilir. İkinci paragrafta anlatmaya çalıştığım şey, aslında birinci önermenin doğasını açıklıyor. Yani sevgili hocamın bana dediği şey şu: Piyasa bunu istiyor! Git gerekirse, parasını verip otel odasında Britney Spears ile basılmaya bak. Zira bunu yaptıktan sonra, hiç kimse olayın “gerçekliği” ile ilgilenmeyecek. Bu durumda, bu “görüntü verme” işini dahi başaramayacak durumdayız ülkecek. Buna sevinmeli miyiz? Üzülmeli miyiz? Bilmiyorum.
Fakat şunu biliyorum. Geçen günlerde dünya çapında bir firmanın CEO’su ile görüşmek için mail attım şirkete. Zira kendisi Türkiye kökenli bir insan ve ben de onunla görüşüp, güzel bir şeyler yapmak istiyorum. Firmanın Türkiye’deki ilişkilerini yürüten bir şirketin sorumlusu bana mail attı ve dedi ki, “Tebrik ederim. Bu bir gazetecilik başarısı. Eğer CEO’muz görüşmek isterse Türkiye’de bir gazeteciyle, ilk siz olacaksınız.” Şimdi burada benim yaptığım şey, gazetede gördüğüm bir haber üzerine, o CEO’yla görüşmek için ilgili mercilerle irtibat kurmak. Oysa durum, bir gazetecilik başarısı gibi algılanıyor. Yani dünyanın aslında çok küçük olduğuna hala inanamamış bir toplumda yaşıyoruz. Coğrafi Keşifler’i gerçekleştirememiş olmamıza bağlardım bu konuyu ama yazı çok uzar!
Tarkan’ın “pop-ikon” olma yolunda ona eşlik edebilecek bir medyamız olmadığı için, yolda yarım kaldı. Durum Orhan Pamuk gibi idare edilemezdi, zira farklı sahalardalar. Ama yine de, Rus Kızıl Ordu orkestrasının “Oynama şıkıdım şıkıdım” söylemesi, Amerika’da Tarkan’ın “olay” olabilmesi, radyolarda dinlenebilmesi, Asya’da Tarkan’ın sevgi gösterilerine maruz kalması… Bunlar pop-ikon olmanın göstergeleri. Fakat onun da bir Türkiyeli olarak bilmediği şey şu: İkon olmak, dönemini okumakla ve doğrudan “politika” ile ilişkili bir şey. Ağzı şeker şerbet yesin, Slovaj Zizek bunu görebilen ender adamlardan. Der ki, “Popüler kültür ideolojiden farksız değildir. Ve çok politiktir!” (cümleyi kendimce re-organize ettim).
bugün 0, toplam 33 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- çağan ozturk
- türkiye ikonları tarkan













muhtar kent baska kimseyle gorusmemis mi turkiye’de daha…
yok daha görüşmemiş anlaşılan :)
bu adam o kadar güzel başarılar elde etmiş ki 99′da tüm dünyada çıkardığı “tarkan” albümüyle. kimsenin haberi yok. sadece hayran sitelerindeki üyelerin büyük kısmı, hepsi bile değil, durumun farkında. bu insan bir çok ülkede (özl. latin amerika’da) o yıl en çok satan yabancı şarkıcı oldu. dünyada en çok satan ortadoğulu şarkıcı olarak world music award’u kaldırdı.
değinmeden geçersem çok ayıp olur. “come closer”ın satıldığı en büyük ülke almanya. onun dışında bazı balkan ve türki ülkelerinde satıldı ve oralarda da ortalama, belki biraz üstünde başarı elde etti.
3 senedir hala bu albüm üzerinde oynamalar yapıyor tarkan. müziğini, sözlerini amerikalılaştırıp tüm dünyaya hitap edebilmek için. abd, hollanda ve ingiltere’de verdiği röportajlarda bundan sürekli bahsetti. ama çıkış tarihi kendi kafasında bile yok sanırım. bir çok dünyaca ünlü şarkıcı ve prodüktörle çalıştığını, sürpriz olacağını söylemeden de geçmiyor. snoop dogg dedikoduları bile çıkmıştı bi ara “come closer”ın prdoüktörünün blogunda.
bu mega’ya saygı gösterilmeye devam edilmeli.
eklemeden duramadım :)
başka hiç bir türk şarkıcının abd’de partilerde, kırmızı halılarda vs çekilen fotoğrafları organizasyon, restoran ve magazin sitelerinde yer almaz. hatta tanımadıkları için fotoğraflarını çeken olmaz. kimse dükkanının blogunda “bugün mustafa sandal mekanımızda yemek yedi, güzel vakit geçirdi” veya “serdar ortaç las vegas’taki şubemizde dostlarıyla parti yaptı” yazıp onlarca fotoğrafı yayınlamaz.
tamam tarkan’ın da peşinden koşmazlar abd’ye ayak basınca ama aradaki fark çok çok büyüktür :) o günler de olacak umuyorum.
Muhtar Kent’i CNN Türk’te bir Türk gazetecisiyle röportaj yaparken izlemiştim.
ayasophiacım tarkan hakkında bişeyler bulmaya çalışırken yoruldum sıkıldım darlandım ! zira ikonoğrafya başlığını görünce ikon hakkında güzelce bilgiler bulabileceği hissi ile yaklaşıyor insan haliyle:) bir başlık altına 5 ayrı konuyu işleyip suyundan tuzundan harmanlayıp yine bir şanına yaraşır kültür mozaiği oluşturmuşsun arkadaşım :)