Değişik bir film arayanlar bu yazıya kulak kabartsın. Denizi seven insanlar için de geçerli bu kulak kabartma olayı. Sicilya yanındaki bir balıkçı adasında çekilmiş. Hatta gözlerden ırak bu adanın adı Lampedusa. Gidip gezmek isteyenler için bir bilgi. (Benim gibi bir filmde gördüğü adaya gideceğim diye tutturan tutkulu arkadaşlarımız olabilir. Time filmindeki Mo-do adasına gidip gezmişliğim vardır, tavsiye edilir, hoş bir eylemdir.)
Başrol oyuncumuz İtalyan güzel Valeria Golina, hayat dolu, şarkılar söyleyen, özgür bir kadındır. Fakat memleket küçük bir yer. Her yerde olacağı gibi kendi bildiğini yapan, hayat dolu kahkahalı bir kadınsanız ‘deli, sorumsuz, patavatsız’ gibi sıfatları yapıştırırlar. Kasabalılar onun bu halini kısıtlamaya çalışır. Kadıncağız da delirme noktasına geldiği için ya tedavi olacaktır ya da kaçacaktır. Büyük oğluyla beraber buna bir çözüm bulurlar.
Ayrıca kasabadaki köpekler de aynı kadın gibi taşkınlık yapar ve onları bir yerde kilitli tutarlar. Kadın bir gün dayanamayıp köpekleri özgür bırakır. Tabii bu başıboşluğa dayanamayan kasaba erkekleri hemen silahlarını alır ve serbest dolaşan köpekleri başlarlar vurmaya. Diğer kadınlar da sokaklardaki kanları su ve sabunla güzelce temizlerler. Böylece toplum kendinden farklı olana topluca cezasını vermiş olur.
Filmde denizin içindeki, yanındaki, üstündeki çekimler çok güzel. Çünkü deniz güzel, doğa güzel =) Bir de çocukların çete kavgaları pek bi komik. Hele küçük çocuğun tam bir Türk gibi ablasını annesini kıskanması ve korumaya çalışması dikkat çekici. Biz İtalyanlarla bu konuda benzeşiyoruz sanırım. Hatta filmde bir de kaynananın sözünü geçirmek için çırpındığı bir sahne var =) Yaşantılarımız birbirine hayli yakın. Graize’nin radyoda dinlediği ‘La Bambola’ şarkısı var. Hoş bir İtalyan şarkı, dinleyin hele. Filmimizin puanı 7,5 / 10.
İlginizi çekebilecek başka yazılar
İlgili yazı yokmuş




















benim sorum yazara: bu filmi izlemeyi nereden akıl ettiniz kuzum? hep merak ederim de filmlerin tercih edilme sebeplerini…
sevgili ayasophia,
adın gibi gizemli misin bilemem.
genelde avrupa filmleri, festival filmleri seyretmeyi severim. film seçerken yapım yerine, oyuncularına, genel beğenilme oranına, yönetmenine bakarım. hatta kimi zaman sadece adı çekici geldiği için film izlerim. ya da sevdiğim bir sanatçı o filme müzik yaptığı için. ya da sadece türü korku ya da komedi olduğu için ve o an ona ihtiyacım olduğu için.
off epey karışık yollar seçiyormuşum kuzum,
sen kendi bildiğin yolda devam et en iyisi…
yok ben gayet gizemsiz bir insanım.
ben de festival filmleri izlerim falan da, hollywood da takip ederim. hatta üşenmesem ıssız adam’a bile gidecektim ama kısmet.
merakımın asıl sebebi şu aslında: sanat yapıtının insanlara ne yönden hitap ettiği, sinemanın bu konuda nerede durduğu.
söylediğin şeyler önemli, oyuncular, soundtrack, yönetmen, isim… bunlar hitap etmesi açısından kriterler.
mesela ben genelde arkadaş tavsiyesine uyarım. hıncal uluç’un beğendiği filmlere bir bakınır, atilla dorsay’ın tavsiyelerinden kaçarım. fatih özgüven var bir de radikal’de ona güvenirim. nihal bengisu karaca var zaman’da, hollywood filmleri içinde farklı bir şeyler varsa onu dinlerim. öyle…
Nihal Bengisu’nun begendigi film var mi ya? Cikmis mi oyle bi film… :)
:)) nihal bengisu da beğeniyor ara sıra, mesela en son onun tavsiyesi ile “wanted”a gitmiş idim, memnun kaldım diyebilirim..
hep eleştirmenlerin değil de halkın sesine de kulak vermek lazım bazen. aşağıdaki sitelerde bir film için ‘iğrenç’ diyen de çıkıyor ‘mükemmel’ diyen de.
genel bir fikir edinmek için en az 10 yorum okumak lazım.
bu da daha geniş başka bir seçim şekli.
http://www.beyazperde.com
http://www.sinema.com
beyazperde.com’u çok tutmuyorum açıkçası. imdb.com daha faideli geliyor. üstelik bu batı hayranlığı falan değil. beyazperde.com’da film yorumlarını da yüzeysel buluyorum. imdb’nin puanlamaları daha mantıklı geliyor zaten yorumları okumuyorum orda pek.
yönetmen takibi, oyuncu takibi, ya da ne bileyim, internette gezinirken göze çarpan şeyler de etkili tabi ki…
İsim beğenme meselesi aslında. Ben bu filmi izlemeden önce oha ismi ne de güzelmiş diye almıştım elime. Tıpkı diğerlerinde olduğu gibi. Bence kedi de öyledir. Beğeniyorsan vardır bıdı bıdı
mor paspas film yorumu için teşekkür ederim. Gerçekten güzel bir film. İtalya deniz kenarı küçük kasaba filmlerinden daima hoşlanmışımdır. Kepaze amerikan filmlerinden bıkanlara ilaç gibi bir film.
”Holywood’un sorunu ne biliyor musun? B.ktan filmler yapıyorlar.
İnanılmaz kötü filmler.Esrar dumanı arasında
varoluşçuluğu arayan beş para etmez
bir film yapımcısı değilim. Kötü aktörlüğü,
berbat yönetmenliği ve stüdyo terimlerini
eleştirmek kolay.Ben gerçekçiliğin olmamasından söz ediyorum. Günümüz Amerikan sinemasında
gerçekçi hiçbir unsur yok.”
John Travolda
Swordfish (2001) filminin başlangıçından alınmıştır.